İBB Davası’nın 13. haftasına, tutuklu Medya A.Ş. yöneticileri İpek Elif Atayman ve Fatoş Pınar Türker’in savunmaları damga vurmuştu. 

14. hafta ise Ekrem İmamoğlu’nun söz almasıyla başladı ve savunmalarında çıplak aramadan çocuklarıyla tehdit edilmeye pek çok insan hakkı ihlali iddiasında bulunan Atayman ile Türker’in tahliye edilmeleri gerektiğini vurguladı.

Atayman ve Türker’in iddialarına benzer şekilde, İBB Basın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanı Taner Çetin de savunmasında savcının tehditkâr sözlerine maruz kaldığını anlattı. 

İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökçe’nin ardından savunma için söz alan İBB İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanı Ramazan Gülten de  eşi altı aylık hamileyken gözaltına alınmasının ardından yaşadıkları zorlukları paylaştı. 414 sanığın yargılandığı İBB Davası’nda 14. hafta böylece geride kaldı. 

Mahkeme, hafta biterken 9 kişinin tahliyesine karar verdi. O isimler şöyle: 

Yunus Göçer, Hasan Yalaz, Erdinç Çolak, İpek Elif Atayman, Alper Aydın, Ahmet Güllü, Yavuz Saltık, Mustafa Karaoğlu ve Halit Burak Atalan.

Davada gün gün neler yaşandığına yakından bakalım…

15 Haziran Pazartesi

Davada haftanın ilk günü Ekrem İmamoğlu’nun söz almasıyla başladı.

Tutukluluk incelemesiyle ilgili konuşan İmamoğlu, özellikle kadın tutukluların tahliye edilmesi gerektiğini vurguladı:

“Perşembe günü yapacağınız değerlendirmenin, sizin vicdanlarınızın en doğru şekilde sürece katkı sunmasını temenni ediyorum. Özellikle sağlık sorunu olan arkadaşlarımızı ve kadın arkadaşlarımızı bu vicdan değerlendirmenizin en üst basamağında tutmanızı ve tabii ki burada savunma yapmış dostlarımızın durumunu da bu vesileyle en üst seviyede değerlendirmenizi umuyorum. Çünkü sizin de ifade ettiğiniz ve bazen herkesin yüzüne yansıyan yorgunluğu gördüğümüz üzere, normal bir yargılama süreci içinde değiliz.”

İmamoğlu, çıplak aramaya maruz kaldığını açıklayan Pınar Türker’in savcı tarafından çocuklarıyla tehdit edilmesine ilişkin de soruşturma açılmasını talep etti:

“Kuşkusuz bu salonda hepimiz Pınar Türker Hanım'ın ifadeleriyle de tüylerimiz ürpererek dinlediğimiz olayları yaşadık; ülke olarak yaşadık. İstanbul Emniyeti'nin aksi açıklamasına rağmen, AK Parti Grup Başkanvekili'nin duyarlı ifadesini önemsiyorum, Abdülhamit Gül'ün. Buna karşılık İçişleri Bakanlığı'nın da hassas bir şekilde bu süreci ele almasını yine önemsiyorum. Açıkçası teşekkür de ediyorum İçişleri Bakanlığı'nın bu tutumuna. Aynı hassasiyeti Adalet Bakanlığı'ndan da beklediğimizi ifade edeyim. Burada sadece emniyetteki utanç verici insan onuruna aykırı işlem anlatılmadı; bir savcının, bir anneyi çocuklarıyla tehdit ettiği de anlatıldı. Bunu bir iddia olarak görebilirler. İddianın ispatı çok kolay, SEGBİS kaydında bu görüşme izlenir, gerçekler ortaya çıkar. Çok kolay, çok hızlı sonuç alınacak bir soruşturma bu. Bu anlamda Adalet Bakanlığı'nın bunu bildiği halde susmasını da gerçekten çok vahim bir durum olarak görüyorum. Yani bu iş faili meçhul değil, faili belli. Bu dönem, bir dönem birlikte çalıştığı bir insanın yaptığı bir olay. Bu konuda da Adalet Bakanlığı'nın da tutumunu hızlıca değiştirmesini ve bu hususta bir işlem başlatmasını önemsiyorum.”