İBB davasının 16. haftasında davanın önemli isimlerinden, İBB Başkan danışmanı ve Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun savunma yaptı.
59’u tutuklu 414 sanıklı İBB davasında 16. haftası tartışmalarla, savunmalarda dile getirilen önemli iddialarla, mahkeme heyetinin önceden kabul ettiği savunma sıralamasını değiştirmesi ve ilk celseyi 9 Temmuz’da bitireceğini açıklaması üzerine Ekrem İmamoğlu’nun yaptığı itirazlarla ve sonuçta salondan çıkarılmasıyla geçti.
Haftanın ilk günü, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Akgün’ün avukatlarının savunmalarıyla geçti.
Avukatların savunmalarının ardından sıra Murat Ongun’daydı.
Ancak Ongun’un avukatları savunmanın bölünmemesi için 29 Haziran Salı günü alınmasını talep etti.
Talebi kabul eden mahkeme, pazartesi günü davayı beklenenden erken bitirdi.
30 Haziran Salı: “Prosedürü tamamlamak için ifade verdiğimin bilincindeyim”
Salı günü ise Murat Ongun’un savunmasıyla başladı.
Ongun, bazı gazetecilere talimat yayın yaptırdığı iddiasını kabul etmedi.
“İddianamede eylem 19 var. Benim ta Ankara'dan tanıdığım gazeteci abilerim de yargılanıyor o eylemde. Güya benim talimatımla halkı yanıltıcı yayınlar yapmışlar, üstelik utanarak söylüyorum, benden para alarak. Bizim mesleği bilmiyor bu iddianameyi yazanlar. Belli ki havuz medyasındaki gazetecileri, aldıkları gazeteci sanıyorlar. Bilseler, benim meslek büyüğüm olan Soner Yalçın'a, Ruşen Çakır'a, Şaban Sevinç'e, Yavuz Oğhan'a talimat veremeyeceğimi öğrenirlerdi. Hele ki onlara para karşılığı haber yaptırmayı teklif etsem önce sinkaflı bir küfür ederler, ardından beni yanlarından defederler; hırsları, öfkeleri geçmez Ekrem İmamoğlu aleyhine haberler yaparlar.”
İBB soruşturmasını yürüten dönemin başsavcısı Akın Gürlek’in Adalet Bakanı olarak atanmasının davanın siyasi olduğunu netleştirdiğini belirtti.
“Bakanlık performansında da Sayın Gürlek ne içten bir AK Partili olduğunu ortaya serdi. Hem tweetlerinde hem ziyaretlerinde. Sayın Başkanım ben şimdi ne yapmalıyım, ne düşünmeliyim? Şubat ayının 11’ine kadar Sayın Bakan Başsavcıyken bağımsız, siyasete mesafeli, önyargısız bir hukukçuydu da bize de önyargısız yaklaştı, tamam mı inanacağım ben? Yani sadece bir günde AK Parti’yi bu kadar içselleştirdi, bu kadar siyasi oldu diye mi düşüneceğim? Hayatın olağan akışına uyuyor mu?”
Ongun, davanın İBB değil Ekrem İmamoğlu davası olduğuna vurgu yaptı.
“Bunu özellikle de medya mensupları için söylemek isterim aflarına sığınarak. Bu davanın adı “İBB davası” değildir. Bu davanın adı “İmamoğlu davasıdır”. Bu dava da A'dan Z'ye siyasidir. Bunu siz de, biz de cümle alem de biliyor. O yüzden ben burada bir prosedürü tamamlamak için ifade verdiğimin bilincinde olan biriyim. Tıpkı neden tutuklandığımı bildiğim gibi. Bu davada benim gibi bir kısım sanıklar ve avukatları şapkalarından bir değil, on tavşan çıkarsa da nafiledir.”
Oprasyon için İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesinin ısrarla beklendiğini belirten Ongun, bunun nedenini cumhurbaşkanlığı adaylığının iptalini garantiye almak için olmadığını iddia etti.
“Ekrem Başkan tutuklanacaksa cezaevindeyken 2 ay sonra, 3 ay sonra, 5 ay sonra diploması iptal edilebilirdi. Oysa ısrarla operasyon için diploma iptali beklendi. Her şeyin sırrı işte bu kurguda. Bu iptal, yorumlandığı gibi, cumhurbaşkanlığı adaylığını, adaylığı iptalini garantiye almak için yapılmadı Sayın Başkan. Diploma iptaliyle operasyonun ilgisi, anayasal suç kavramında saklı. Üniversite diploması varken Ekrem İmamoğlu tutuklansa, Cumhuriyet Halk Partisi'nin resmi Cumhurbaşkanı adayı tutuklanmış olacaktı. Bu, demokratik sisteme bir darbe sayılacaktı. Hareketlilik ilkesi ihlal edilmiş, seçimlere müdahale edilmiş olunacaktı.”
Önümüzdeki yıllarda da diploma iptalinden rektörün sorumlu tutulacağını vurguladı.
“Yarın işler değişip bu dava sorgulandığında savunma argümanları şu olacak, inanın: ‘Biz seçimlere yani demokratik sisteme darbe yapmadık. Operasyondan önce Ekrem İmamoğlu'nun üniversite diploması iptal edildi. E bu iptali savcılık değil, üniversite yaptı. Bir lise mezunu cumhurbaşkanı adayı olmayacağına göre, birine sıradan bir belediye başkanı yolsuzluk operasyonu yaptık’ savunma argümanını yapacaklardı. Diploma iptali o yüzden ısrarla istendi. Zavallı rektör, düştüğü durumun farkında değil, kabak onun başına patlayacak.”
“Gizli tanıkların yalanlarını savcılar bile iddianameye koymamış”
Murat Ongun aleyhinde tek bir delil bile olmadığını savundu.
“‘Tek delil yok’ dedim, ben dediğimi ispat ederim. 22 Mart akşamı polise ifade verme sırası bende. Ne soruyor polis bana? Bir ay önce bizim Medya A.Ş.'den teslim ettiğimiz resmî evrakları. Bunlar zaten resmî evrak, biz verdik. Bir evrak bulmuş gibi bana sormalarına gerek yok ki. Yasal dosyaların yasal evrakları. Suç delili değil. Başka? Gizli tanık ifadeleri; Çınar, Meşe, Doğan. Siz de sormadınız, Sayın Savcım da sormadı bir tane gizli tanık ifadesi. Neden? Çünkü gizli tanıkların yalanlarını iddianameye yazanlar bile koymamış yani, onlar bile pes etmiş. Bunun dışında ne var?”
Ongun, itirafçıların cezaevinden çıkmak için kurgulanmış ifadeler verdiğini, bunda da bazı AK Parti’ye yakın isimlerin avukatlığını yapanların etkin rol oynadığını söyledi.