Eylül ortasında hareketlenmeye başlayan tiyatro sezonu, ekim başı itibariyle onlarca yeni oyun ve geçen sezonlardan devam eden çok daha fazla sayıda ve çeşitte oyunla tam manasıyla başlıyor. Bu sezon da çağdaş metinlerden edebiyat uyarlamalarına, klasiklere yeni yorumlardan tek kişilik performans ve mekâna özgü işlere merak uyandıran yoğun bir üretim içinde tiyatro dünyamız.
22 Ekim’de başlayacak İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında prömiyer yapacak olanlar dahil olmak üzere, işte bu sezon takvimlerinizi doldurmaya aday yeni oyunların dökümü... Yeni sezonda şehrin dört bir yanını saran sahnelerde, bazen de sahne dışı mekânlarda; hikayelerin etrafında bir araya gelmek, birlikte düşünmek, duygulanmak, itiraz etmek, gülmek, heyecanlanmak üzere...
Mekâna özgü oyunlar
Bir Çeyiz Sözleşmesi/484 Yapım
Tiyatro dünyamızın üretken yapımcılarından Elif Özge Maltepe bu sezona kendi yazdığı bir oyunla da katkı sunuyor. Maltepe'nin, Orhan Türker'in arşiv çalışmasından hareketle kaleme aldığı metin; 1897 senesinde, Yeniköy'de, iki Rum aile arasında düzenlenmiş bir evlilik/çeyiz senedinin öyküsü. Gerçek bir tarihi belge olan senet, 129 sene sonra, yazıldığı mahallede yeniden açılmış olacak. Yeniköy Panayi Kilisesi'nde, Murat Daltaban'ın yönetiminde; Metin Akdülger, Gizem Güçlü, Selin Tâli ve Tan Temel'den izleyeceğiz.
Prömiyer: 31 Ekim Cumartesi, Yeniköy Panayi Kilisesi'nde. (İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında.)

Umarım Vazgeçmezsin/Two Two Yapım
Kerem Pilavcı’nın yazıp yönettiği oyunu Beyoğlu Spor Kulübü’nde, mekânın mimarisinin öyküye katkısı eşliğinde izleyeceğiz. Yalnızlığı seçmiş, yapay zekâ destekli ev asistanıyla bir düzen tutturmuş freelance çevirmen Azize ile yıllardır görmediği eski arkadaşı Bülent’in karşılaşmasına tanık olacağız. Geçmişten bugüne sarkan sırlar, ilk kez açığa çıkanlar, hafıza ve bizi her an gözlemleyen teknolojinin devreye girdiği bir gece… Karakterler Can Kulan ile Gözde Ayar’a emanet.
Prömiyer: Sonbaharda, Beyoğlu Spor Kulübü’nde.
Monologlar Müzesi
‘Solo’ hikâyeleri, mekânlar ve performanslarla buluşturarak şehrin hafızasına tam 10 senedir düzenli katkı sunan, özgün bir proje olan Monologlar Müzesi sezona yeniliklerle giriyor. Balat’ta eski bir İstanbul binasının odaları için onlarca farklı yazarın yazdığı, çok daha fazla sayıda yönetmen ve oyuncunun boyutlandırıp hayata geçirdiği bu mekâna özgü tiyatro serisinin ‘merkez üssü’ ‘Monologlar Müzesi Balat’taki oyunlar, bu sezon tamamen yenileniyor.
Projenin yaratıcısı Ahmet Sami Özbudak ‘Monologlar’ takipçilerine tatlı bir müjde veriyor: Bir süredir askıda olan ‘Monolog Günleri’ 7-11 Ekim arasında, 2383 Yapım’ın yapımcılığıyla üçüncü kez hayata geçiyor. Bu mini festivalde tam 30 yeni monolog/oyun seyirciyle buluşacak, çoğunluğu kadın yazar yönetmen ve oyuncuların üretimi olan 30 oyunun 20’si, ilk kez tanışacağımız yazarların elinden çıkacak.
Dahası da var; Özbudak’ın yakında raflara çıkacak yeni romanı Hiran’dan beş karakter de Monologlar Müzesi Hiran adlı yeni bir seride, ‘odalarda’ karşımıza çıkacak. Serinin geçen sezon prömiyer yapan oyunları Pavyon ve projeyi Haliç’ten ‘karşıya’, Moda’ya taşıyan Monologlar Müzesi Kuğu Gölü de sezonda devam edecek.
Tek kişilik performanslar
Çatıya Tıklatma/Fact Tiyatro
Çağdaş tiyatro tarihimizin çok konuşulan tek kişilik oyunlarından ‘Antabus’tan sonra Nihal Yalçın’ı sahnede bir kez daha solo olarak izleyeceğimiz oyun, Filistlinli yazar ve oyuncu Khawla Ibraheem’in kaleminden çıkma. Ali Haydar Çataltepe’nin yönettiği oyun, Filistin’de günbegün yaşananları; Gazzeli Meryem’in, oğlunu bombardımanlardan korumak için durmaksızın tekrarladığı kaçış provaları etrafında anlatıyor. Savaşın zulmünün gerilimiyle insanın olduğu her yerde yaşamaya devam eden mizahı buluşturan bir ton sezdiren oyun, şimdiden sezonun en merak edilen işlerinden.
Prömiyer: 5 Ekim’de Moda Sahnesi’nde.