Adı Robin. Göğsünde kızılımsı lekesiyle, çevik hareketleriyle birçok mitolojide uğurla, güzel haberle, iyilikle anılan kızılgerdanla adaş. Bu ilginç insanla henüz tanışmadıysanız Armağan Yemişi kitabı güzel bir fırsat. Bu denemeden hallice metinle onun evrenine girip Türkçedeki diğer kitaplarıyla devam etmek size umut verecek…

Robin Wall Kimmerer dikkatimi ilk defa bitki zekâsı üzerine çevirdiğim bir kitapta geçen Braiding Sweetgrass* kitabıyla çekmişti; mor asterlerin yanında sarı altınbaşakların neden bu kadar güzel olduklarını ve bu iki çarpıcı renk yan yana geldiğinde neler olduğunu merak ediyordu. Evrim teorisinin söylediği rekabetin aksine, karşılıklılık ilişkileriyle topluluklar halinde yaşamanın doğada hayatta kalmada daha etkili olabileceğini ve bunun güzel örneklerini teşkil eden asterlerle altınbaşakları, çileklerle kabakları, semenderler, algları ve kutsal otları, bize sundukları armağanları ve dersleri anlatır bu kitabında. Ardından elime Armağan Yemişi geçti. Potawatomi halkından, botanikçi ve bitki ekoloğu olan Kimmerer ömrü boyunca Batı akademilerinde aldığı eğitimiyle Yerli halkların bilgeliğini iç içe örmeyi kendine dert edinmiş, bir yandan hakemli makaleler yazarken, bir yandan genel okura yönelik popüler kitaplar kaleme almış, ikisinde de başarılı olmuş bir yazar.