İBB Davası’nda sekizinci hafta geride kaldı.
Geçen hafta, Ekrem İmamoğlu iftiraname dediği iddianameyi hedef almış, avukatı Mehmet Pehlivan ise tutuklamaların itirafçı yaratma aracına dönüştüğünü savunmuştu.
Sekizinci haftada duruşmanın ilk günü Mehmet Pehlivan’ın yarım kalan savunmasıyla devam ederken, son günü tutukluluk incelemesi yapıldı.
2 Nisan’da 18 sanık hakkında tahliye kararı veren mahkeme bu incelemesinde de 15 ismin tahliyesine karar verdi.
Fayn, 414 ismin yargılandığı davanın sekizinci haftasında yaşananları derledi.
27 Nisan Pazartesi
Mehmet Pehlivan: “Hani nerede para dolu bavullar?”
Duruşmanın ilk günü Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan’ın yarım kalan savunmasıyla devam etti.
Pehlivan soruşturma yürütülürken medyada yalan haberlerle hedef alındıklarını iddia etti.
“Hani nerede para dolu bavullar? Hani nerede Florya’ya gömüldü denilen paralar? Nerede cenaze aracıyla kaçırılan rüşvetler? Nerede dağıtılan telefonlar? Tüm bu haberlerin sahte ve yalan olduğu ispatlandığı gibi, bu yalanları atanlar bile sustu.”
Cenaze aracıyla para taşındığı iddiasının bir tanığa dayandırıldığını anlattı.
“Bu iddia, aslında önümüzdeki dosyanın içerisinde bir tanık ifadesidir. Sadece bu beyanla, bir açık tanığın cenaze aracıyla rüşvet kaçırıldığını iddia etmesiyle dört bürokrat gözaltına alındı. İddianamede bu tanık beyanına yer verilmedi ama bu tanık hakkında yanıltıcı bilgiden dolayı hiçbir zaman suç duyurusunda bulunulmadı. İftira atıldığında, adliyeye karşı işlenmiş bir suç olan iftiradan dolayı suç duyurusunda bulunulur; ancak bunun yerine bu kişi, bu aleni iftirayı atan şahıs her dosyada şu an tanık yapılıyor. Kurultay davasında tanık yapıldı; geçtiğimiz günlerde Ataşehir Belediyesi'ne yönelik yapılan operasyonda da muhtemelen tanık yapıldı. Her yerde bu kişi tanık yapılıyor.”
Pehlivan, hakkında verilen tutukluluğa devam kararında yasal olarak belirtilmesi gereken gerekçelerin yer almadığını vurguladı.
“Delilleri karartma şüphem olduğunu söylüyorsunuz ama hangi delilleri karartacağımı yazmıyorsunuz. Dahası karartacağım deliller varsa bunları niye toplamıyorsunuz sayın başkan? Kaçma şüphesinden bahsediyorsunuz. Benim kaçma şüphemi somutlaştıran şeyin ne olduğunu niye yazmıyorsunuz? Ve kaçmamız mevcut konjonktürde aslında tam da istenilen bir propaganda aracı olmaz mı sizce? Sayın Başkan, daha açık söyleyeyim ve daha açık sorayım. Beni kızımdan ayrı tutmanızın ek gerekçesi nedir? Kızım bana açık görüşte okul arkadaşının babasının adıyla seslendi. Ona baba diyor. Buna dair ek gerekçeyi niye yazmıyorsunuz? Hakkımız olanı niye yalvararak istiyoruz sizden?”
Savunmasının ardından duruşma savcısı Pehlivan’a bazı sorular sordu.
Savcı: Adem Soytekin (itirafçı sanık) ifadesinde, "Ekrem İmamoğlu ile başkanlık konutunda yapmış olduğum görüşmede bana 'Tedbir aldın mı? Operasyon yapılacak. Sen de listedesin. Eğer emanet etmen gereken para veya belge varsa, bunları Turan Taşkın Özer’e emanet et'' demiştir. Bu görüşme esnasında Avukat Mehmet Pehlivan da yanımızdaydı" dedi. 7 Mart günü ilgili toplantıya katıldınız mı?
Mehmet Pehlivan: 7 Mart tarihli HTS kayıtlarım dosyada. HTS kayıtlarında 7 Mart tarihli toplantıda olmadığım açıkça görülmektedir.
Savcı: Tamam. Böyle bir toplantıda o zaman siz yoktunuz.
Mehmet Pehlivan: Yani olmadığım bir toplantının yapılıp yapılmadığını, böyle bir konuşma geçip geçmediğini ben bilemem.
Savcının sorularının ardından Ekrem İmamoğlu söz aldı.
Perşembe günü yapılacak tutukluluk incelemesi öncesi sanıklara söz verilmesi gerektiğini söyledi.
“Bu dava, Ekrem İmamoğlu üzerine kurulu ve Ekrem İmamoğlu üzerinden yürütülmeye çalışılan tarihi bir davadır. Dolayısıyla benim hem kendi adıma hem de burada bulunan tutsak arkadaşlarım adına perşembe günü benim mutlaka ama mutlaka tahliyeyle ilgili görüşlerimi belirtme hakkım olduğunun altını özenle çizerek size hatırlatmak isterim. Bu hatırlatma öylesine bir hatırlatma değildir Sayın Başkan, Sayın Heyet, çok ciddi bir hatırlatmadır.”
Geçen hafta mahkemeye dilekçe veren itirafçı sanık Adem Soytekin, duruşmalarda diğer sanıklardan baskı gördüğünü iddia etmişti.
İfade sırasının öne çekilmesi planlanan Soytekin’in iddiasına İmamoğlu yanıt verdi.
“Tehdit ve baskı altında olduğu ifadelerinin muhatabı iki tane kuruldur, heyettir. Yani bir tanesi kim olabilir? Burada bizler olabiliriz, bizi ifade ediyor olabilir. Yani buradaki 90 küsur kişiyi ve açıkçası bir de jandarmaları zan altında bırakabilir. Yani Adem Bey, sonuçta aşağıda başka bir yerde bekletiliyor, buraya geliyor ve en arkada da izleyici olarak süreci takip ediyor.”
İmamoğlu, duruşma salonuna her girdiğinde Adem Soytekin’in kendisini ayakta karşıladığını vurguladı.
“Beni buradaki heyetle beraber ayağa kalkarak karşıladı hep. Ben de gördüğümde selamlaştım kendisiyle. Nasıl bir tehdit veya nasıl bir baskı? Bunun muhatabı kimdir bilmiyorum.”
Soytekin’in ifadesine öncelik verilmemesi gerektiğini vurgulayan İmamoğlu, heyetten dava başında açıkladığı ifade sırasına uymasını istedi.
“Tabii ki sizin her sanığın güvenliğini en üst seviyede sağlamak zorunda olduğunuzu biliyorum, bu sizin göreviniz. Ancak böyle bir taleple böyle bir düzenlemeyi yapma ihtiyacı duymanız bizi zan altında bırakır. Bunu şiddetle reddediyorum. Yani biz, ben veya şahit olduğum şekilde hiçbir arkadaşımızın böyle bir diyaloğu yaşadığını duymadım, görmedim. Bu manada bu beyana karşılık, bu talebi bu şekilde düzenlemenizin her iki heyeti de jandarma gücünü de bizleri de zan altında bırakacağını ifade ederim.”
Soyketin’in son sıralarda ifadesinin alınacağı açıklandığı için ona soru soracak avukatların ve sanıkların hazırlıklı olmayabileceğine dikkat çeken İmamoğlu, ifadeyi öne çekmenin “tutukluluk incelemesinde tahliye etmek için hamle” olabileceğini vurguladı.
“Makul sıralama açısından Sayın Başkan, illa öne almayı düşünüyorsanız üç gün, beş gün, altı gün sonra oraya denk düşecek şekilde bir sıralama yaparsınız. Adem Bey, bugün burada tutuklu yargılanıyor, şurada her arkadaşım kadar onun da tutuksuz yargılanmasını isterim. Perşembe’ye (tutukluluk incelemesine) yetişsin, belki tahliye alabilir ya da tahliyesi olabilir. Vallahi olsun, tahliye olsun, gene tahliyesi olmuş şekilde gelsin ifade versin.”
Mahkeme Başkanı: Böyle niyetler üzerinden üretmeye gerek yok. Sıralamayı da biz belirledik baştan.
İmamoğlu konuşmasına CHP’li belediyelere operasyonun kapısını açan Aziz İhsan Aktaş’ın etrafındaki koruma kalkanını vurgulayarak devam etti.
“Ben de jandarmalar eşliğinde, arkadaşlarım gibi geliyoruz, kolluk güçleri bizi alıyor nezarete koyuyorlar. Ama yani 5-10 tane korumayla, şov yapar gibi, o bizim o şekilde girdiğimiz kapıdan, bir iftiracı kapıları açıyor, başını koruyor, içeri alıyor, yanında korumalarla şov yapar gibi yürüyorsa, bu yüce Türk adaleti adına utanç verici manzaralardır. Zaten o utanç verici manzara, o kararı alanların böyle alnına şak diye yapışmış, onlarla yaşayacak, günü gelince de hesabı sorulacak.”
İmamoğlu’nun ardından söz alan avukatlar da Adem Soytekin’in savunma sırasının değiştirilmemesi gerektiğini vurguladı.
28 Nisan Salı
İtirafçı sanık Adem Soytekin: “Ben onu bana sorulan şablon soru gibi anladım”
Ancak mahkeme sırayı değiştirdi. Salı gününe itirafçı sanık Adem Soyketin’in savunmasıyla başladı.
Tutuklandıktan sonra itirafçı olup serbest kalan Soyketin, savcılığın “Bazı beyanları gerçeğe aykırı, kendini suçtan kurtarmaya çalıştı” itirazıyla yeniden tutuklanmıştı.
En son sanık olarak salona alınan Soytekin, etrafını saran dört jandarma eşliğinde kürsüye geldi.
Etkin pişmanlık ifadesini verirken baskı görmediğini söyledi.