İBB Davası’nda onuncu hafta, davanın en önemli sanığı Ekrem İmamoğlu olmadan başladı. Çünkü İmamoğlu, İBB davasının görüldüğü salona 20 metre mesafede başka bir salonda casuslukla suçlanıyordu.

Savcılara göre, İBB davasında örgüt kuran İmamoğlu, aynı zamanda da casustu. 

İBB Davasının onuncu duruşması görülürken, Ekrem İmamoğlu hakkında siyasal casusluk suçlamasıyla 20 yıla kadar hapis istenilen davanın da ilk duruşması görüldü.

İmamoğlu’yla birlikte casusluk yapmakla suçlanan seçim kampanyalarının direktörü Necati Özkan,  gazeteci Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün de duruşmada hazırdı.

Davanın sanıklarından Hüseyin Gün aracılığıyla casusluk yapmakla suçlanan İmamoğlu savunma yaptı: 

“Devletimiz ve milletimiz adına utanç verici bir iddianame sonucu bir davayla muhatabız. Dolayısıyla benim muhatabım da Hüseyin Gün değil zaten. Yani, deli kuyuya bir taş atmış ve istiyorlar ki, diliyorlar ki birileri de o taşı çıkarsın. Ben açıkçası bu minik akıllı kişiyi muhatap almayacağım; ne taşıyla ne de kuyusuyla ilgilenmiyorum. Tümüyle boş bir iddianame olduğunu bilmeyen yok.”

Yargı saldırısı altında olduğunu söyledi:

“Koltuğa yapışmış korku içerisinde bir zihniyetin, kendini dört defa yenmiş, milletin oyuyla beşinci defa yenilecek diye rakibini imha etme üzerine yürütülen yargı saldırısı altındayım. İşin özeti budur.”

Hakkındaki iddianamelerin bir sayfasını bile okumadığını açıkladı:

“Gerek bile duymadım biliyor musunuz? Ne 4000 sayfalık İBB davasının ne bunun, bir sayfasını bile okumadım ve okumayacağım. Ama burası yeter; sonu: 'Siyasal casusluk suçunun, özellikle 2019 yerel seçimlerini manipüle etme suretiyle desteklenen şüpheli Ekrem İmamoğlu’nun seçimi kazanması sağlanarak başta İstanbul olmak üzere ülkemiz siyasetinde söz sahibi olunmasının amaçlandığı...' Suç mudur Sayın Başkan? İstanbul’da seçimi kazanmak, başta İstanbul olmak üzere ülkemiz siyasetinde söz sahibi olmak suç mudur Sayın Başkan?”

Hakkındaki suçlamayı absürt olarak nitelendirdi:

“Gerçekten absürtlükte sınır tanımayan, yani utanç verici bu rezilliğe gerçekten bu suçlamaya karşı savunma yapmayacağım. Yani casusluk şuymuş, buymuş vesaire; bunların hiçbirine girmeyeceğim. Yargı eliyle her türlü baskıyı, hukuksuzluğu, düşman hukukunu yaşadım, yaşıyorum. Bir Bakan ağzıyla, bir şantajın bu ülkede nasıl yapıldığını yaşıyoruz. Bir ülkenin ana muhalefet liderine, bir Adalet Bakanı'nın şantaj yaparak, 'Bak senin hakkında itirafçı olacak' diye 3-4 hafta önceden konuşan bir Adalet Bakanı'nın var olduğu bir ülkede yaşıyoruz; bunları yaşıyorum.”

Hüseyin Gün ve manevi annesinin, seçimlerden sonra tebrik ziyareti için geldiğinde çekilen fotoğrafın dava dosyasına konulduğuna dikkat çekti İmamoğlu:

“Allah’ıma şükürler olsun beni insanlar çok sever. Özellikle de hanımefendiler, teyzeler, anneler... Onun için böyle bir ziyaretten, böyle bir fotoğraftan suç çıkarmak olacak iş değil Sayın Başkan. Bize gönülden sevgisini hissettiren bir kadının yaptığı ziyaret.”

Hem Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hem de MHP lideri Devlet Bahçeli’ye seslendi:

“Milletin oyuyla seçilmiş Cumhurbaşkanına ve iktidar ortağı Milliyetçi Hareket Partisi (lideri) Devlet Bahçeli’ye buradan çok büyük bir uyarıda bulunuyorum. Bu millet, bu bayrak, bu devlet risk altındadır. Böyle bir adalet anlayışı, böyle bir adalet bakanlığı, böyle bir süreç yönetimi Türkiye’nin bütün temel duruşunu zedelemektedir, devletin kurumlarını aşağılamaktadır.”

Davada Hüseyin Gün de savunma yaptı.

Suçlamaların gerçek dışı olduğunu savunan Gün, Türkiye'de yapay zekâ yatırımı için bulunduğu sırada gözaltına alındığını ifade etti.

"Devletin gizli kalması gereken hiçbir bilgisini elde etmedim, paylaşmadım." diyen Gün, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından devlet adına yurtdışında görev yaptığını ileri sürdü. Eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay tarafından kendisine yetki verildiğini iddia etti.