Bazı insanların en belirgin özelliği şudur: Onlardan bir türlü kurtulamazsınız.
Sizi çok rahatsız edecek şeyler yaparlar. İstediklerini o an elde etme prensibiyle, itinayla kendi hesaplarına çalışırlar. Zarar verirler. Ayıp ederler. Yaptıkları ayıplar ortaya çıkar. Kısa bir silkinmeyle yollarına devam ederler.
Ortam da buna çok müsaittir. Murathan Mungan’ın meşhur sözündeki gibi, Türkiye’de insanlar her şey olur ama rezil olmaz. Her türlü irtibatınızı kesersiniz ama bir süre sonra yeniden, hiçbir şey olmamış gibi sırıtarak karşınıza çıkarlar.
“Değişti mi acaba?” diye bir an şaşırıp yanılırsanız sizi yine aylar süren bir yeniden kurtulma döngüsüne hapsederler. Asla sonlandırılamayan bir abonelik gibi hayatınızda ve ekosisteminizde kalırlar.
Herhangi bir konuda belirgin bir yetenekleri yoktur. Dişe dokunur bir becerileri yoktur. Bilgileri biraz ondan biraz bundan türünden, ortam koklayıcı, faydacı bilgidir. Tarzları kopyadır. Hayat, hikâye ve çevre kopyalarlar.
En büyük becerileri dolaşımda kalabilmektir.
İddia ve emek alanınız neyse kolaylıkla oralara sızarlar, zaten her şeyde gözleri vardır. Zararsız görünen hırs abideleridir bunlar. Neredeyse hiç gerçek arkadaşları yoktur ama kayda değer herkesle bir fotoğrafları vardır.
Günümüzün hız ve riya bileşiminden yararlanırlar. Pek kimse kimseyi niyet ve kapasitesini gerçekten tanıyacak kadar önemsemediği için yerçekimsiz ortamda renkli bir çöp torbası gibi oradan oraya gezer dururlar.
Sevgili Ayşe Karabat iki üç gün önce muzip bir mesaj atıp (kısaltmanın çağrışımlarına dair bazı eğlenceli başlıklar eşliğinde) bir ROK yazısı yazmak isteyip istemeyeceğimi sorduğunda aklıma hemen bu “asla kurtulamayacağınız insanlar” departmanı geldi. Kıkırdaşmalı mesajlaşmamız bile o kadar eğlenceliydi ki konunun antipatikliği de hemen siliniverdi gözümden.
ROK hayatımıza nasıl girdi?
Rasim Ozan Kütahyalı, uzun isminin gereğinden fazla yerine oturan kısaltmasıyla ROK, bu anlattığım, hemen hemen kimsenin sevmediği ama daima dolaşımda olan türün en ünlülerinden.
ROK’a dair ilk tuhaf şey onca tantana ve krize rağmen bugün hâlâ ortalıkta olması değil galiba. Hayatımıza giriş biçimi. Çünkü büyük girişler genelde hatırlanır. Bir siyasetçinin siyaset sahnesinde yükseldiği belirgin anlar vardır. Bir sanatçı iyi bir eser verir. Bir yazarın akılda kalıcı yazıları ya da eseriyle karşılaşırsınız. Dönüp baktığınızda “Evet, hikâye burada başlamıştı,” dersiniz.
