Geçen sene kurulan ve bir yarışmayla seçilen kız grubu Manifest’in dört gün üst üste Ülker Arena’da vereceği konserlerin üçüncüsündeyim.

Tüm konserler için biletlerin tükendiğini biliyordum. İçerideki atmosferi gözlemlemek için heyecanlıydım.
21.00’de başlayacak konser için Ülker Arena’nın daha önce görmediği sayıda kız çocuğu, kafalarında renkli bandanalar ile sırada bekliyor.
Ve tabii ki her birinin yanında bir abla, abi, anne veya baba.
Ben bu konsere velisiyle değil arkadaşıyla gelen küçük bir azınlığa dahilim.
İçeri girdiğimiz gibi ben ve arkadaşım tribündeki yerimize geçiyoruz. Heyecandan elimiz ayağımız titriyor dersem ne abartı, ne de yalan olur.

Arenadaki büyük ışıkların kapanmasıyla bağırışlar artıyor ve bekleyiş bitiyor.
Öncelikle şunu söylemek lazım ki herhangi bir Manifest konseri boyunca duyduğunuz çığlık ve bağırışlar alışık olduğunuz türden değil. Çok daha tiz ve koordinasyon zayıf.
Zira bilet sahiplerinin büyük bir kısmını tahmini 6 ila 12 yaş arasındaki kız çocukları oluşturuyor.
Hatta arkadaşıma şakayla karışık diyorum ki “Manifest çıkınca kulaklarımız kanayabilir, hazır ol!”
Arkamızda oturan 6 yaşlarında bir kız çocuğu daha grup sahneye çıkmadan ağlamaya başlıyor. Ablası, ben ve arkadaşım kıza gülümseyerek onun heyecanına ortak oluyoruz.
Ve Manifest sahneye çıkıyor…
Oturma düzenini yok sayan bir konser
Her biri parıltılı ve kendileriyle özdeşleştirilen renklere sahip ayırt edici sahne kostümleriyle grubun üyeleri Lidya, Zeynep, Esin, Hilal, Mina ve Sueda sahneye çıkıyor.
Tribünlerde bir oturma düzeni olmasına rağmen ilk şarkı başladığı gibi ayağa fırlıyoruz çünkü gerçekten elimiz ayağımız titriyor.
