Türkiye günlerdir fon skandalını konuşuyor. 455 bini aşkın yatırımcı, yedi portföy yönetim şirketine ait tasfiye edilen 131 fon ve akıbeti belirsiz  yaklaşık 800 milyar lira… 

Olan olduktan sonra bahsi geçen şirketlerin ve yöneticilerinin mal varlıkları donduruldu. Tutuklamalar geldi.

Ancak aylardır bu krizin beklendiği, gerekli uyarıları yapanların dinlenmediği hatta gözaltına alındığı; şişirme hisse fiyatlarıyla büyümüş fonların hikayeleri anlatılırken sorumlu kurumların olan bitene neden müdahale etmediği ve buna nasıl göz yumulduğu soruluyor.

Süreci belki de en iyi anlatan yazıyı ise bankacılık, finans ve para piyasaları alanında çok deneyimli bir isim Kerim Rota yazdı ve yaşananları Gabriel Garcia Marquez’in unutulmaz romanındaki, işleneceğini tüm kasaba halkının önceden bildiği ancak kimsenin engellemediği bir cinayetin anlatıldığı Kırmızı Pazartesi’ye benzetti.

Kerim Rota ile bugüne nasıl adım adım gelindiğini, herkesin bildiği bu sisteme neden bugüne kadar göz yumulduğunu ve neden şimdi düğmeye basıldığını, krizin hangi aşamalarda engellenebileceğini, 455 bini aşkın yatırımcının durumunun ne olacağını, tasfiye sürecini ve krizin Türkiye ekonomisine etkilerini konuştuk.

Tam olarak ne yaşıyoruz biz?

Aslında denetim ve düzenleme eksikliğinden kaynaklanan bir krizi yaşıyoruz.

Bu krizin geleceğini bundan 14-15 ay öncesinden beri birçok insan dile getiriyordu. Uzmanlar, portföy yöneticileri, hatta Meclis’te milletvekilleri… 

Bu mesele Meclis komisyonlarında Sayın Mehmet Şimşek'in yüzüne karşı defalarca söylendi. Bütün bunlara rağmen Kasım 2025'e kadar bu konuda hiçbir aksiyon görmedik. Kasım 2025'te ise Sayın Mehmet Şimşek ve eski SPK Başkanı fonlarda manipülasyon olduğunu söylediler.

Devlet otoritesinin, ekonomi yönetiminin en tepesindeki insan, ortada bir manipülasyon var deyince işin ne kadar ciddi olduğunu anlarsınız değil mi? 

Tiyatroda "Sahnede silah varsa o silah mutlaka patlar" kuralını hatırlarsak, bu durum silahın gösterilmesi ve hiç patlamaması gibi bir şeydir. O silah gösterildiyse patlamak zorundadır.

SPK'ya göre suç olan bir şey olduğunu, devletin en tepesindeki isimler söylüyorsa ben o gün itibariyle suç duyurularının gelmiş olmasını beklerdim; tebliğlerin, düzenlemelerin, kanun değişikliğinin gelmesini beklerdim. Ama hiçbir şey yapılmadı. Sadece aralık ayında, nitelikli yatırımcı olma limiti 1 milyon TL’den 10 milyona çıktı. Bu da, dolandırıcılığa heves edenlerin ve bunun başını çekenlerin hayatlarında hiçbir değişikliğe sebep olmadı.

SPK dört sayfalık bir açıklamayla yaptıklarını anlattı. Ama zaten atı alan Üsküdar'ı geçmişti.

Peki, bu uyarıdan sonra ve bir şey yapılmayan sürede bu fonlara neler oldu?

Ne acıdır ki Hazine ve Maliye Bakanı'nın uyardığı günle bugün arasında 131 fonun büyüklüğü neredeyse 3,5-4 katına çıktı. Bu 131 fonun 4-5 tanesi o gün de sorunluydu. Şu anda fon mağdurlarının en yüksek alacağının olduğu 4-5 fon yaklaşık beş katına çıktı.

İşin kötü tarafı, buradaki psikolojiyi sadece rakamlarla analiz etmek de doğru değil. Fon beş katına çıkarken de son üç ay içerisinde finansal okuryazarlığı iyice düşük, genç, üç kuruşluk birikimini buraya aktaran insanlar da trene atlamaya çalıştı. Dolayısıyla işin insani boyutu son 3-4 ayda da katlandı.

Öyle büyük rakamlar söyleniyor ki bir yerden sonra insan rakamlara dair mefhumunu yitiriyor. Şu anda bu fon krizine dair yaşanılan olayın bir fotoğrafını çekebilir misiniz?

Burada gerçekten rakamları analiz etmek, okumak çok çok zor. 131 fon tasfiyeye tabi tutulacak. Bu fonların toplam büyüklüğü 800 milyar TL, yani yaklaşık 18 milyar dolar. Bunu da Türkiye'nin milli gelirinin yüzde 1’i gibi düşünebilirsiniz.

Banker krizinde milli gelirin yüzde 3-4'ü civarında bir kayıp oluşmuştu. Banker krizi de oldukça yaygındı. Ama bu daha yaygın. Çünkü teknoloji ve iletişim araçları değişti. Küçük tasarrufların değerlendirilebileceği birçok mecra oluştu. O yüzden buradaki mağdur sayısının banker krizindeki mağdur sayısının çok çok üstünde olduğunu düşünüyorum.

Peki kayıp ne kadar olur?

Bu sorunun cevabı biraz karmaşık. Bu 800 milyarın hepsi tabii ki kaybolmayacak, bunların bir kısmı yatırımcılara iade edilecek.