Agos gazetesi, tam 30 yıl önce 5 Nisan 1996’da kuruldu. Gazetenin birçok hayali vardı; bir toplum anlatılacak, hafızası korunacak, kültürü yeni nesillere aktarılacak, Ermenistan-Türkiye ilişkilerinin normalleşmesi için çalışılacak, insanı merkeze koyan bakıştan hiç vazgeçilmeyecekti.
Agos’un kurucusu Hrant Dink 19 Ocak 2007’de hain bir suikast sonucu öldürüldü ama Agos yolundan dönmedi. Bu sene gazete 30. yaşını kutladı ve hayallerin çoğunda büyük mesafe katedildi. 30 yıla çok acı bir ölüm ama sayısız gülümseten an, destek ve direniş hikâyesi sığdı.
Henüz lise öğrencisiyken Agos’ta çalışmaya başlayan, gazetenin ilk sayısının da çıkışına şahit olan, hâlâ gazetenin demirbaşlarından, gazetenin hafızası, belki de geçmişten bugüne yolculuğunu temsil eden Leda (Mermer) Özber ve Agos’un geleceğe uzanan yeni yüzünü temsil eden, Ilgaz Gökırmaklı ile Agos’u konuştuk.
Agos ne demek?
Leda Özber: Agos sabanın tarlada tohum ekmek için açtığı yarık, yol demek… Ekilen tohumlar oradan filizlenir. Agos’un logosundaki çark, Arevakhach (Güneş Çarkı) sonsuzluğu simgeliyor. Ermeni kültüründe, sanatında, mimarisinde, resminde Antik çağlardan beri çok kullanılan bir sembol.
Agos için sadece bir gazete demek haksızlık olur. Bugün Agos'un sizin için anlamı ne?
L. Ö.: Agos gazete olmanın ötesine çoktan geçti. Sosyal, kültürel, siyasi etkisi çok oldu. Ermeni yazın ve müzik dünyasına etkisi oldu. Genel topluma ulaştı. Bir köprü oldu. Yaptığı haberlerle, yayımladığı insan hikâyeleriyle insanların geçmişiyle bağ kurmasına yardımcı oldu.