Lider – Teşkilat – Doktrin…

Bunlar, MHP’nin kurumsal prensiplerini ifade eden üçlü.

Lider otoritesinin sorgulanamazlığı, teşkilat disiplini ve ideolojik öğretiye bağlılık.

Bunlar da MHP’de birliğin korunması ve amaçlara ulaşılması için tartışılmaz temel ilkeler.

Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili İzzet Ulvi Yönter’in 27 Mart’ta görevinden istifasıyla MHP’de yeni bir süreç başladı. Bu süreci layıkıyla anlamlandırabilmek için üçlemeyi de rehber edinmek gerekiyor.

Yönter’in istifası öyle böyle bir istifa değil.

Bir kere o “gördüğü lüzum üzerine” istifa etmiş biri ki MHP’nin kitabında bu, harfleri yamuk dizilmiş bir satıra benzer.

MHP’de makbul istifa yöntemi, tıpkı daha önce istifası istenen üç milletvekilinin yaptığı gibi olandır. “Liderimizin ve partimizin son nefesine kadar emrindeyiz” diyerek gitmek ve bir gün affedilirse geri dönebilmektir.

Fakat Yönter’in istifası hem yöntemi nedeniyle ayrışıyor hem de peşinden yaşanan bazı hadiselere bakınca domino taşı etkisi yaratmış gibi görünüyor.

Düşen taşların sesini bir süre daha duyacağız gibi.

Yaşananlara bir bakalım.

Kuzuların sessizliği

En önce, parti içindeki kaynama dışa vurdu.

Ser verilip sır verilmeyen MHP’de, ekipler arası savaş ortaya döküldü. Hem de ajanlık ithamına varan suçlamalarla.

İkincisi, MHP lideri Devlet Bahçeli istifanın gerekçesi olarak, Yönter’in “akademik çalışmalarını” ileri sürse de, bunu tekil bir işlem olarak bırakmayacağını gösterdi.