Boran Kuzum, Türkiye’de yeni neslin en dikkat çeken oyuncularından biri… Şimdilerdeyse kariyer hanesine Netflix’in ABD yapımlarında rol alan ilk Türk oyuncu olma unvanını da ekledi.
Kuzum, Schitt's Creek (2015 - 2020) dizisiyle dört Emmy ödülü kazanan Dan Levy’nin yaratıcılığını, yapımcılığını ve başrolünü paylaştığı, kara mizah ve aksiyonun arasında aile olmanın yüküne odaklanan yeni Netflix dizisi Big Mistakes’te oynuyor.
Birbirlerini anlamakta güçlük çeken, bağ kurmakta zorlanan, gittikleri her yere kaosu da getiren geçimsiz iki kardeşin, yaptıkları ufak bir hata nedeniyle mecburen yakınlaşmasının ve gittikçe büyüyen hatalar silsilesinin bir öyküsü bu.
Boran Kuzum’dan diziye dahil olma sürecini, canlandırdığı Yusuf karakterinin dönüşümünü ve ABD’deki oyunculuk serüvenini dinledik.
Big Mistakes’ten öncesiyle başlayalım. Aslında siz son üç yıldır ABD’de oyunculuk yapabilmek için çalışıyordunuz. Bu süreci biraz anlatabilir misiniz?
Türkiye’de de bir kariyer kurmak kolay değil aslında. Ben 18 yaşımda konservatuvar için İstanbul’a gelmiştim. Genç yaşlarımda da bir şeyler başarmak istedim hep. O yüzden de dört sene okulun bitmesini beklemek yerine hemen görüşmeler yapmaya başladım. Fakat bir rol alabilmem üç yıl sürdü. Sonra bir kariyer kurmaya başladım elbette, ama hiçbir zaman bir oyuncu olarak “Ben artık tamamım, yerim garanti.” diyemedim Türkiye’de. Bunu diyememek de güzel bir şey aslında. Her zaman yapabileceğin ya da öğrenebileceğin yeni bir şey çıkıyor karşına.
ABD’ye gidince tüm bu sürece sıfırdan başlamam gerekti. Bu biraz can sıkıcıydı açıkçası, ama hayal ettiğim şeyi yapabilmek için almam gereken bir riskti. Los Angeles’a ilk gittiğimde de ne yapacağımı bilmiyordum. Orada sektörden kimseyi tanımıyordum hatta. İlk başta menajerlerle, cast direktörleriyle tanıştım. Aynı zamanda İngilizce metinleri nasıl oynadığımı test edebilmek için atölyelere katıldım. Bununla birlikte ABD’de çalışmak için bazı evrak işlerini tamamlaman gerekiyor. Onlar olmadan kimse seni audition’lara sokmuyor. Geçen sene onları da tamamladıktan sonra audition verebilmeye başladım.

İngilizce oyunculuğunuzu test etmek nasıl bir deneyimdi?
Tamamen başka bir cümle yapısı var tabii. O yüzden ilk başta nasıl olacağını merak ediyordum ben de. Biz konservatuvarda Türkçe’yi hep düzgün konuşmaya, her kelimeyi doğru söylemeye özen gösterdik. İngilizce için böyle bir iddiam yoktu hâliyle. Elbette aksan dersleri aldım, ama ne kadar çabalarsam çabalayayım bir ABD’li kadar doğal duyulmayacaktım. O da devamlılıkla oturacak bir şey sonuçta. İster istemez duygu ve karaktere daha çok odaklandığım bir süreç oldu. Hoşuma da gitti bu durum.
Oradaki dinamikleri iyi özümsemiş olmalısınız ki ABD’de verdiğiniz ikinci audition ile Big Mistakes kadrosuna dâhil olmuşsunuz. Peki bir karaktere hazırlanırken odaklandığınız şeyler neler oluyor?
Konservatuardaki hocalarımız bize hep içeriden dışarıya çalışmayı öğrettiler. İşe duygulardan başladığımız ve doğru nefes alma teknikleri gibi insan anatomisine de odaklandığımız bir yöntem uyguluyorduk okulda. Ama ben bunu hiç yapamadım, daha çok dıştan içe doğru gitti benim aklım. İlk başta karakter ne giyer, nasıl yürür, jesti, mimiği nasıl olur, nasıl konuşur gibi şeyleri düşündüm hep. Sonrasında içeriye dönüp, sahne sahne ilerleyerek karakteri oturtmak daha rahat hissettiriyor bana. Bu yüzden de vaktim oldukça not defterime dergilerden ya da internetten bulduğum fotoğrafları kesip yapıştırdığım kolajlar yapıyorum. Oynayacağım karakteri bulmamı kolaylaştırıyor.
“Tansiyonun yüksek olduğu sahnelerden birinde doğaçlama bir şekilde Türkçe küfür ettim.”
Big Mistakes’te oynadığınız Yusuf karakteri ilk başta bir Rus olarak yazılmış. Ardından sizin ekibe katılmanızla birlikte bu karakteri Yusuf’a dönüştürmüşler. Bu dönüşüm sürecinde size nasıl bir alan tanındı?
Evet, bana ilk audition metni geldiğinde karakter Rus’tu. Fakat aynı mail’de “Oyuncu kendi aksanıyla oynasın.” diye de yazıyordu. Rolü aldığımı öğrendikten sonraki ilk hafta da karakterin değişeceğiyle ilgili hiçbir bilgim yoktu. Zaten senaryonun yazım süreci de devam ediyordu. O sırada yazar odasından arayıp “Bize Türk isimleri önerir misin?” diye sordular. Dan Levy’nin de göbek adı Joseph… Oradan aklıma Yusuf ismi gelince ekibe önerdim. Karakterin adını öyle bulduk.
