K A T K I L A R I Y L A

Bahar geldi. Baharın gelişinin müjdeleyicilerinden biri de, her sene Türkiye’nin eşsiz güzelliklerini dünyaya pedalların ardından gösteren Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu.

Bu sene de 61. kez aynı organizasyonun heyecanı 26 Nisan’da Çeşme’de başladı, tam bir hafta sürecek heyecan 3 Mayıs’ta Ankara’da, 27 yıl sonra ilk kez yeniden başkentte sona erecek.

Toplam uzunluğu 1133 kilometre olan tura 27 farklı ülkeden 23 takım ve 158 sporcu katılıyor. 23 takımın dağılımı da şöyle: Üç WorldTour takımı, 14 ProTeam ve altı Continental takım (bunların 4’ü Türk).

Bisiklet sporunda takım seviyeleri futbol ligleri gibi hiyerarşik bir yapı. En üst lig WorldTour; Tour de France, Giro d’Italia, Vuelta a Espana gibi en büyük yarışlara otomatik davetli. En büyük bütçeler, en iyi sporcular orada… ProTeam, bir alt seviye. Continental takımlar ise gelişim ve geçiş seviyesi…

Fotoğraf: Tommaso Pelagalli

Diyabetli sporcuların takımı

61. Bisiklet Turu’ndaki 23 takım arasında en özel olanlardan biri Team Novo Nordisk çünkü diyabetli sporcuların profesyonel düzeyde yarıştığı öncü bir ProTeam.

Kurulduğu ilk günden bu yana parçası olan Andrea Peron da disiplini, dayanıklılığı ve ‘diyabetle de mümkün’ mesajını temsil etmesiyle takımın en tecrübeli sporcusu.

37 yaşında hâlâ sprint finişlerinin en sert savaşlarında yarışıyor Peron. 

Hikâyesi sadece hızla ilgili değil; sınırlarla, kabullerle ve her gün yeniden neyin mümkün olduğunu kanıtlamakla ilgili.

16 yaşında tip 1 diyabet teşhisi konduğunda, hayal ettiği hayatın bittiğini düşündü. Bugün 37 yaşında, aynı pelotonun (Bisikletçiler rüzgar direncini kırmak için birlikte gider; önde giden rüzgarı kırar, arkadakiler enerji tasaruufu yapar. Yarışın ana grubuna peloton denir) içinde hâlâ en önde, hâlâ sprint atıyor.

Andrea Peron - Fotoğraf: Tommaso Pelagalli

“Bu yaşta hâlâ yarışmak ve ilham vermek büyük bir ayrıcalık”

28 Ekim 1988 doğumlu, İtalyan profesyonel yol bisikletçisi Peron, 2013 yılında profesyonel olarak yarışmaya başladı ve kariyeri boyunca Tour de Pologne, Presidential Cycling Tour of Türkiye, Tour of Denmark gibi önemli yarışlarda yer aldı. 2022’de Slovenya’daki GP Kranj yarışını kazanarak kariyerindeki ilk UCI zaferini elde etti. Andrea Peron Çeşme’de sorularımı yanıtladı.

37 yaşında hâlâ en üst seviyede sprint atıyorsun. Zamanla en çok ne değişti? Vücudun mu, zihnin mi?

Andrea Peron: Çocuk sahibi olduktan sonra zihnin değişiyor. Daha temkinli oluyorsun. Vücut olarak 30–35’ten sonra o patlayıcılığı biraz kaybediyorsun. Ama buna karşılık tecrübe artıyor, yani bir şekilde dengeleniyor.

Birçok sporcu bu yaşlarda emekliliği planlamaya başlar ama sen 2022’deki zaferinden sonra sanki kariyerine yeniden başlamış gibisin. Sence o zafer kariyerine kaç yıl ekledi?

Andrea Peron: Bilmiyorum. O kazandığım yarış bir hayalin gerçekleşmesiydi. Bana ekstra yıllar ekledi mi, emin değilim. Ama hâlâ yapabileceğimi gösterdi. Belki birkaç yıl daha kazandırmıştır ama göreceğiz.

Seni 16 yaşına götürmek istiyorum. Tip 1 diyabet teşhisi aldığında, bisiklet hayalinin bittiğini düşündün mü?

Andrea Peron: Hayır. Şanslıydım çünkü doktorum devam edebileceğimi söyledi. Belki o ‘bisiklete binmeye devam edebilirsin’ demek istemiştir, profesyonelliği kastetmemiştir ama önemi yok. Bisiklete devam edebileceğimi biliyordum. Zaten o yaşta çok fazla düşünmüyorsun. Ben de devam ettim, üzerine çok kafa yormadım.

Yarışlarda asıl mücadele rakiplerle mi, vücudunla mı, yoksa zamanla mı?

Andrea Peron: Rakiplere bağlı… (Gülüyor)

Sizin takımın bu özelliği çok ilgimi çektiği için oradan devam ediyorum. Sprint, bisikletin en kaotik anı gibi geliyor bana. Özellikle son 300 metre… O anda diyabet kontrol etmen gereken bir şey mi?

Andrea Peron: Hayır, sıfır. Yarış içinde tabii ki genel olarak glikozunu dengede tutman, doğru beslenmen gerekiyor ama sprint anında bunları düşünmüyorsun.

Siz sadece bir takım değilsiniz. Temsil ettiğiniz bir de umut var. Bu daha fazla sorumluluk hissettiriyor mu?

Andrea Peron: Aslında yarışırken ya da antrenmandayken bunu çok düşünmüyorsun. Ama sonra, aileler çocuklarıyla gelip seni izlediğinde fark ediyorsun: Onlar için bir örneksin. O zaman anlıyorsun. Ama yarışın içindeyken tamamen kendi dünyandasın.

Sence bisiklet sana diyabetle yaşamayı mı öğretti, yoksa diyabet seni daha iyi bir bisikletçi mi yaptı?

Andrea Peron: İkisi de diyebilirim. Diyabetle birlikte bazı şeylere daha fazla dikkat etmek zorundasın, bu da sporda da yardımcı oluyor. Ama ben çok genç yaşta teşhis aldım, o yüzden öncesini neredeyse hatırlamıyorum.

Takımın en başından beri bir parçasının ve lideri gibisin. Bu senin için ne ifade ediyor?

Andrea Peron: Evet. İlk günden beri buradayım, benim için burası bir aile gibi. Bu kadar yılın ardından hâlâ burada olmaktan mutluyum.

Türkiye Turu’nu nasıl tanımlarsın?

Andrea Peron: Sanırım sekiz ya da dokuz kez katıldım. Sezon başında takvimi yaparken her zaman yapmak istediğim bir yarış. Son yıllarda da iyi sonuçlar aldım. Umarım bu yıl da devam eder. Zor bir yarış olacak ama deneyeceğiz.

Uzun bir kariyerin oldu, bugün 16 yaşındaki haline bir mesaj verebilseydin ne söylerdin?

Andrea Peron: Profesyonel bisikletçi olmak benim için bir hayaldi ve hep başarabileceğime inandım. 15 yıl önce diyabetli sporcular için profesyonel olmak daha zordu. Takımın tam zamanında kurulması benim için şanstı. 16 yaşındaki halime “Hayal kurmayı bırakma, her şey yoluna girecek” derdim.

Diyabetle yaşayan biri için spor daha fazla özgürlük anlamına mı geliyor, daha fazla disiplin mi?

Andrea Peron: İkisi de. Yaş aldıkça özgürlük tarafını daha çok hissediyorsun ama üst seviye spor çok yüksek disiplin gerektiriyor. Yine de o özgürlük hissini kaybetmemek lazım. Yoksa bazı gençler birkaç yıl sonra tükeniyor. O dengeyi korumak önemli.

Filippo Ridolfo - Fotoğraf: Tommaso Pelagalli

“Türkiye’de podyuma çıkmak harika olurdu”

Filippo Ridolfo ise aynı takımın bir diğer ilham veren sporcusu…

12 yaşında tip 1 diyabet teşhisi aldığında, ona yarışları yarıda bıraktıran yorgunluğunun nedenini öğrendi. İlk anda gelen şok, kısa sürede yerini başka bir şeye bıraktı: devam etme kararına. Çünkü doğru yönetimle, doğru disiplinle, kaldığı yerden devam edebileceğini gördü.

Bugün 24 yaşında, Team Novo Nordisk formasıyla pelotonun en hareketli isimlerinden biri. Kaçışları kovalayan, risk alan, yarışın dengesini bozan bir bisikletçi. 2024’te kazalarla geçen bir sezonun ardından, 2025’te yeniden ayağa kalktı. Türkiye Turu’ndan Estonya’ya uzanan yarış takviminde formunu ve inancını geri kazandı.

Onun hikâyesi bir geri dönüş hikâyesi değil sadece. Aynı zamanda bir ısrar hikâyesi. “Her gün kendi mücadelesini getiriyor,” diyor. “Ama diyabet beni durduramaz. Ne ilerlemekten ne de hayallerimin peşinden gitmekten.”

Ve tam da bu yüzden, Ridolfo’nun yarışı sadece yolda değil; zihinde, bedende ve her gün yeniden kurulan o ince dengede devam ediyor.

Sana 12 yaşında teşhis kondu. O dönemde bisiklet senin için ne ifade ediyordu? Ve o gün sporla ilişkin değişti mi?

Filippo Ridolfo: Aslında ben o zamandan önce de bisiklet sürüyordum. Beş yaşında başladım. 12 yaşında teşhis konduğunda başta ne yapacağımı bilemedim. Hatta bisiklete binmeye devam edip edemeyeceğimi bile bilmiyordum. Doktoruma sorduğum ilk sorulardan biri buydu. Neyse ki devam edebileceğimi söyledi. Ama başlangıç kolay değildi. Diyabetle yaşamayı öğrenmek zaman alıyor. Sonra, neyse ki işler daha kolaylaştı.

Geriye dönüp baktığında o dönem sana ne öğretti?

Filippo Ridolfo: Şunu öğretti diyebilirim: zor anların karşısında durup vazgeçmemek. Bir şey oluyor ve “Tamam, bırakıyorum” demek çok kolay. Ama benim öğrendiğim şey, devam etmek oldu.

Sen pelotondan kopup öne giden, yarışı ya da etabı küçük bir grupla ya da tek başına bitirmeye çalışan bir kaçış bisikletçisisin. Sence bu bir karakter meselesi mi yoksa sonradan öğrenilebilen bir şey mi?

Filippo Ridolfo: Bence ikisi de. Kaçışa girmek için akıllı olman gerekiyor; yarışı iyi okuman lazım. Ama aynı zamanda ciddi bir karakter meselesi. Gerçekten istemen gerekiyor. Çünkü pelotonun ortalarındaysan, ilk 49 kişi senin için durup yol açmayacak. O yüzden mental olarak hazır olmalısın. Bence karakter çok önemli.

2024 senin için sakatlıklarla geçen bir yıldı ama 2025’e çok güçlü döndün. Senin için hangisi daha zordu: Fiziksel olarak toparlanmak mı, özgüveni yeniden kurmak mı?

Filippo Ridolfo: Bence özgüven. 2024 gerçekten zordu. Çok fazla kaza yaptım ve her geri döndüğümde yine bir şey oldu. Bir başka kaza ya da başka bir problem… Bu kolay değildi. Ama kışın biraz durup kendimi sıfırlamaya çalıştım. En zor olan, yeni yıla yeniden iyi olabileceğine inanarak başlamak oldu.

Türkiye Turu’nda kariyerinin en iyi sonuçlarından birini aldın. Bu yarış senin için ne ifade ediyor?

Filippo Ridolfo: Aslında profesyonel olduktan sonra her yıl Türkiye Turu’na katıldım. Bu beşinci yılım. Geçen yıl bir etapta kürsüye çıktım ve bu benim ilk profesyonel ilk 10 derecemdi. Bu yüzden çok özeldi. Çok sevdiğim etaplar var; biraz inişli çıkışlı başlayıp sprintle biten etaplar gibi. Bu yıl da güzel etaplar gördüm, onları sabırsızlıkla bekliyorum.

Hangi etap mesela?

Filippo Ridolfo: Birkaç tane var ama biraz da yarışın nasıl gideceğine bağlı.

Diyabetle yaşamak seni daha planlı, daha disiplinli mi yaptı yoksa daha sezgisel mi?

Filippo Ridolfo: Bence daha disiplinli. Çünkü diyabet 7/24 seninle. Her gün glikozunu takip etmek zorundasın. “Bugün düşünmek istemiyorum” deme lüksün yok. O yüzden disiplin diyebilirim.

Kendini tek bir kelimeyle tanımlasan; dayanıklılık, cesaret, istikrar… Bu ne olurdu? Yoksa bunlardan başka bir şey mi olurdu?

Filippo Ridolfo: Zor bir soru… Sanırım ‘çalışkan’ derdim.

Son sorum: En büyük hayalin ne? Senin için mükemmel gün nasıl olur?

Filippo Ridolfo: Türkiye Turu’nda podyuma çıkmak harika olurdu. Önümüzdeki sekiz gün için bu büyük bir hayal olabilir. Çok güzel bir yarış, gerçekten iyi olmak istiyorum.

TAKIMLAR

UCI WorldTeam kategorisi
XDS Astana Team (Kazakistan), Alpecin-Premier Tech (Belçika), Team Picnic PostNL (Hollanda)XDS Astana Team (Kazakistan), Alpecin-Premier Tech (Belçika), Team Picnic PostNL (Hollanda)

UCI ProTeam kategorisi
Burgos-Burpellet-BH (İspanya), Caja Rural–Seguros RGA (İspanya), Equipo Kern Pharma (İspanya), Euskaltel–Euskadi (İspanya), Team Flanders–Baloise (Belçika), Team Novo Nordisk (ABD), Team Polti VisitMalta (İtalya), Solution Tech Nippo Ralli (İtalya), TotalEnergies (Fransa), Unibet Rose Rockets (Fransa), Bardiani CSF 7 Saber (İtalya), Cofidis (Fransa), MBH Bank Ballan CSB (Macaristan), Modern Adventure Pro Cycling (ABD)

UCI Continental Team kategorisi
İstanbul Team (Türkiye), Konya Büyükşehir Belediye Spor (Türkiye), Muğla Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü (Türkiye), Spor Toto Cycling Team (Türkiye), ATT Investments (Çekya), Tarteletto-Isorex Team (Belçika)UCI Continental Team kategorisi İstanbul Team (Türkiye), Konya Büyükşehir Belediye Spor (Türkiye), Muğla Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü (Türkiye), Spor Toto Cycling Team (Türkiye), ATT Investments (Çekya), Tarteletto-Isorex Team (Belçika)
fayn'a abone olun

Türkiye'de nitelikli ve bağımsız gazetecilik ancak okuyucuların desteğiyle mümkün. Siz de şimdi Fayn abonesi olarak topluluk odaklı gazetecilik modelimizi destekleyin, tüm içeriklerimize sınırsız erişin ve abonelere özel topluluk etkinlikleri için davetiye alın. Abonelik seçeneklerini inceleyin.

Bağlantı kopyalandı!

Yazan:

Banu Yelkovan

Banu Yelkovan

Spor gazetecisi, yorumcu ve içerik üreticisi. Futbolun yanı sıra olimpik branşlar ve sporun insan hikâyelerine odaklanır. Televizyon ve dijital platformlarda programlar hazırlayıp sunar.