Kültür sanat dünyasındaki gelişmeleri göz ucuyla bile takip ediyor olsanız Spotify’ın eylül sonunda yayımladığı dinlenme verilerine dair haberlere denk gelmişsinizdir eminim.
Türkiye’de yaklaşık 10 milyon kullanıcısı olduğu tahmin edilen platformun 2026’ya dair paylaştığı dinlenme verileri, arabesk müziğin gençler arasındaki yükselişine dikkat çekiyordu.
Buna göre Türkiye’de Spotify üzerinden gerçekleşen arabesk müzik dinlenmeleri, 2020’den bu yana yüzde 435 arttı. Bu verilerin yüzde 77’sini 30 yaşın altındaki kullanıcılar oluştururken, en büyük pay da yüzde 44 ile 18-24 yaş grubuna ait. Bu da bizi tanıdık bir tartışmaya yönlendiriyor: “Gençler neden arabesk müziğe yöneliyor?”
Tanıdık bir tartışma diyorum, zira bu mesele geçmişte de sık sık gündeme gelmişti. En yakın örneği 2022’de, yine Spotify’ın paylaştığı dinlenme verileri üzerinden gerçekleşti mesela. O günlerde de bu istatistikler, “Z kuşağı arabesk dinleyicisi oldu,” şeklinde yorumlanmıştı. Öte yandan Türkiye’nin arabesk müzik ile ilgili halihazırda tartışmalı bir mazisi de var. Dönem dönem arabeske olan ilginin arttığı tespiti yapılır, bu artış kimileri tarafından övülür kimileri tarafından da eleştirilir. Özetle söz konusu mesele yeni değil.
Gelgelelim sadece bu tür tekil platform verilerden yola çıkarak “Gençlik arabesk müzik dinleyicisi oldu,” gibi bir yargıya varmak pek de tutarlı değil. Türkiye’de genç olmanın dinamikleri üzerine odaklanan çalışmalarıyla tanıdığımız Yeditepe Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Demet Lüküslü’ye göre, bu tür verileri yorumlarken daha dikkatli olmalı:
“Bu konuda detaylı bir analiz yapabilmek için tam olarak hangi yaş ve sosyo-ekonomik statüden gençlerin, hangi müzikleri dinlediğinin verilerine hâkim olmak gerekir. Üstelik dijital platformlarda müzik dinlemek, geçmişte olduğu gibi belirli bir sanatçının albümünü satın almak anlamına da gelmiyor. Gençler çalma listeleri, algoritmik öneriler ve sosyal medya aracılığıyla çok farklı türlerle karşılaşabiliyor. Dolayısıyla arabesk dinlemek ile kendini arabesk dinleyicisi olarak tanımlamak aynı şey olmayabilir.”
Dinlemek ve dinleyicisi olmak… İlk bakışta birbirinin aynısı gibi gözükse de bu iki ifade, aralarında bariz bir fark barındırıyor.
Peki kimdir bu arabesk müzik dinleyicisi ve nasıl bu kadar tartışılan bir özne hâline geldi? Bu sorunun yanıtlarından bazıları, arabesk müziğin geçmişinde saklı.
Arabeskin kronolojisi
Temelde bir kültür karışımının hikâyesi olduğunu söyleyebiliriz arabesk için. Tam olarak bir milat vermek zor olsa da 1934-1936 arasında, radyolarda Türk müziğinin yayınlanmasına getirilen yasaklar bir başlangıç noktası olabilir. Alaturka müzikteki bazı melankolik ve karamsar tonların, yeni kurulan dinamik, heyecanlı ve çalışkan toplum yapısına uygun olmadığı düşüncesiyle böyle bir yasak getirilmiş o zamanlarda. Fakat yüzyıllardır alaturka melodilere alışık olan halkta bu yasaklar ters tepmiş ve genel dinleyici ilgisi yoğun bir şekilde Kahire Radyosu’na yönelmiş.
