🦉
FNF Türkiye iş birliği ile hazırladığımız bu yazı dizisinin her bölümünde sivil toplumdan akademiye, ekonomiden politika çevrelerine çalışmalarıyla fark yaratan isimlerin ilhâm veren hikâyelerine mercek tutuyoruz. Çalışmalarını takip ettiğiniz ve hikâyesini merak ettiğiniz isimler varsa hello@fayn.co e-posta adresinden editör masamıza iletebilirsiniz.

TU Berlin’in (Berlin Teknik Üniversitesi) 250 küsur yıllık tarihinde, koridorlarda yürüyen ilk Türk kadın rektör Prof. Dr. Fatma Deniz oldu. 

Nisan 2026’da göreve başladığında arkasında bıraktığı yol basit bir kariyer öyküsünden fazlasını anlatıyordu: Bursa’da bir kız lisesinden Münih’teki bir teknik üniversiteye, oradan Kaliforniya’ya, sonunda da Almanya’nın en büyük teknik üniversitelerinden birinin en tepesine uzanan, birkaç kıtayı ve birkaç dili aşan bir güzergâh.

Lakin sanılmasın ki bir kariyer hikâyesinden söz edeceğim. Hayır, bu bir kadının, hatta bir “yabancı”nın, genellikle beyazların ve erkeklerin doldurduğu bir koltuğa nasıl oturduğunun hikâyesi… 

Deniz’in ismi Almanya’da geniş kitlelerce, 2025’in Aralık ayında yapılan rektörlük seçimiyle duyuldu. Ne var ki asıl hikâyesi seçim gününden çok önce, iki farklı kıtada, iki farklı bilim geleneğinde şekillenmeye başlamıştı: Türkiye’deki lise sıralarında, Münih’teki bilgisayar bilimi laboratuvarlarında, Kaliforniya’nın nörobilim merkezlerinde... 

Dolayısıyla onun uzun birikimini ve bu birikim üzerine inşa edilen kamusal görünürlüğünü elde bulunan Almanca kaynaklar üzerinden bir araya getirmek, bize, her vesile ile başka bir ülkede, fırsatlar cennetinde, yeni bir hikâye arayanlara ilham verebilir.