Patron kanlı son istiyor
Sokakta çeteler büyürken ekranda “içeriyi koruyan” bir mafya figürü yükseliyor. Suç millîleştiriliyor, şiddet estetize ediliyor; güçlü baba yüceltildikçe otoritenin karanlık yüzü görünmezleşiyor.

Yazar, senarist. 2017’den beri köşe yazıları yazıyor, TV-sinema işleri ve edebiyatla uğraşıyor. Hayatta Kalma rehberi ve Ruhumun Aynası kitaplarının yazarı.
Sokakta çeteler büyürken ekranda “içeriyi koruyan” bir mafya figürü yükseliyor. Suç millîleştiriliyor, şiddet estetize ediliyor; güçlü baba yüceltildikçe otoritenin karanlık yüzü görünmezleşiyor.
Mesele ne sadece “ahlaksız zenginler”, ne “hasta bireyler”, ne de “bozuk kültürler.” Güçlünün lehine işleyen toplumsal cinsiyet kodlarının, ekonomik ayrıcalıkla birleştiğinde ürettiği dokunulmazlık. Olağanlaşmış erkeklik rejimi dev bir suç örgütü gibi işliyor. Zehra Çelenk yazdı.
Penguene olan ilgimizde ironik olan şu: Sürüden ayrıldığını düşünenlerimizin sayısı, neredeyse sürünün kendisinden daha kalabalık. Herkes kenarda, herkes dışarıda, herkes yalnız. Herkes kendini sürüden ayrı hissediyor, öyleyse sürü nerede? “Kenar” bu kadar kalabalıksa “merkez” nerede?
Kadınlara “neden sustunuz?” diye sormak, sorumluluğu yine kadınların omuzlarına yüklemekten başka bir işe yaramaz. Asıl sorulması gereken şudur: Bu sektörde konuşmanın bedeli neden hâlâ bu kadar ağır? Ve daha önemlisi: Bu bedelin ağır kalmasından kimler fayda sağlıyor?
Bolu’daki Grand Kartal Otel yangınında 78 kişi öldü, 133 kişi yaralandı. Aylar sonra gelen ağır cezalar bir nebze olsun rahatlattı belki, ama o geceyi mühürleyen şey hâlâ eksik: sorumluluk ve vicdanın imzası. Adaletin “tesellisi” değil, tam tecellisi…
Kültürel olarak yaşlılık, üretkenliğin ve zevkin dışına atılıyor. 65 yaş üstü insanların kendine ait bir yaşam biçimi olma şansı ellerinden alınıyor. Bu sadece bireysel değil; toplumsal bir erozyonun göstergesi. Yaşlıları hayatın kenarından merkeze taşıyacak yegane şey ise adalet duygusu.