Sabah alarmıyla uyanan, trafiği göze alan, toplantı üstüne toplantı yöneten, yüksek eğitimli, güçlü ve bağımsız o kadını tanıyorsunuz.  

Dışarıdan bakıldığında her şeye sahip görünüyor: Ekonomik özgürlük, kariyer basamakları, saygın bir unvan… 

Ancak FutureBright’ın SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği işbirliği ile yaptığı son araştırması, bu parlak tablonun arkasındaki derin çatlağı gün yüzüne çıkardı.

Beyaz Yaka Kadınlar araştırması, beyaz yaka kadınların devasa bir içsel çatışma yaşadığını gösteriyor. Verilerin ortaya çıkardığı bir paradoks var: 

Beyaz yakalı kadınlar için çalışma hayatı bir varoluş meselesi ama aynı kadınların yarısından fazlası “Eğer para kazanmak zorunda olmasaydım bugün istifayı basar, evimin kadını olurdum” diyor.

Hem varoluşun kendisi hem de kaçıp gitme isteği

Beyaz yakalı kadınlar için iş, sadece ay sonu yatan bir maaş değil. Veriler, çalışmanın bir varoluş biçimi olduğunu söylüyor. Kadınların büyük bir kısmı için çalışmanın anlamı kendini gerçekleştirme, toplumda değer görme ve kimlik inşası demek. Başarı hissi (%17), saygı görme arzusu (%15), sosyal statü sahibi olmak (%12) ve kariyerin zirvesine ulaşıp kendini kanıtlama tutkusu (%13) birleştiğinde, iş hayatı bir geçim kapısından ziyade bir kimlik inşasına dönüşüyor.