19 Şubat’ta gözaltına alınıp tutuklanan gazeteci Alican Uludağ’ın davası, daha başlamadan “Yetkili kim?” sorusunu ortaya çıkardı.

Alican Uludağ, Ankaralı bir gazeteci. Savcılığın suç dediği paylaşımların yapıldığı adres de Ankara. 

Yani soruşturmayı yapmakla yetkili yer Ankara Başsavcılığı. Ama her nedense Alican Uludağ hakkındaki soruşturmayı İstanbul Başsavcılığı yürüttü.

Ankara’daki evinden alınıp, gece polisler eşliğinde İstanbul’a getirildi. İstanbul Emniyeti nezaretine konuldu. İstanbul Başsavcılığınca sorgulandı. Avukatları savcılığın işlemlerinin hukuksuz ve yetkisiz olduğunu vurguladı.

İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesi, savcının delillerini yeterli görerek iddianameyi kabul etti. Tutukluğu hakkında da “Devam etsin” dedi. Ancak hemen ardından “Yetki bende değil” diyerek dava dosyasını Ankara’ya gönderdi.

“Alican’ı Ankara’dan uzaklaştırmamız lazım”

Ankara’daki evinde ailesiyle otururken 22 saat içinde kendini Silivri Cezaevi’nde bulan Alican Uludağ, tutuklanmasının ardından verdiği ifadede İstanbul savcılığının, eski başsavcı, mevcut Adalet Bakanı Akın Gürlek için harekete geçtiğini iddia etti:

“Ankara’da Akın Gürlek’e ilişkin bir temizlik yapılmak isteniyor. Benzer birçok operasyona karşı yorumlarını ve eleştirilerini dile getireceği için Alican’ı Ankara’dan uzaklaştırmamız lazım, denilerek bu dosya uyduruldu. Suç işlendiği iddiasıyla ilgisi yoktur bu soruşturmanın. Ankara’da yeni bakanımız rahat etsin, basın toplantılarında soru sorma ihtimali var; tutuklayalım, susturalım diye yapılıyor.”

Yetki tartışmaları devam ederken savcılık dokuz sayfalık iddianame hazırladı.

Bir yıl arayla iki soruşturma

İddianame, Uludağ hakkında birer yıl arayla iki soruşturma açıldığını gösteriyor.

Soruşturma tarihlerinden biri 11 Haziran 2025… Hükümeti alenen aşağılamak iddiasıyla başlatılıyor. 

19 Şubat 2026 tarihinde de Cumhurbaşkanı’na hakaret ve halkı yanıltıcı bilgiyi yayma suçlamasıyla soruşturma açılıyor. Bu suçlamaların dayanağı ise Uludağ’ın sosyal medya paylaşımları. 

13 X paylaşımını sıralayan savcılık, cumhurbaşkanının hedef alınıp ona hakaret edildiği iddiasında bulundu.

Sonrasında da dokuz X paylaşımına daha iddianamede yer verildi. Bu paylaşımlarıyla da “devletin, hükümetin ve yargı organlarının aşağılandığı” suçlaması yöneltildi.

Uludağ suçlamaları kabul etmedi

İddianamede Alican Uludağ’ın ifadesine de yer verildi:

"18 yıldır gazetecilik yapmaktayım. Bahse konu paylaşımların basın özgürlüğü ile düşünce ve kanaat özgürlüğü kapsamında ele alınması gerekmektedir. Herhangi bir suç işleme kastı ile yapılan paylaşımlar değildir. Paylaşımlarda şiddete çağrı, nefret söylemi ve hedef gösterme bulunmamaktadır. Savcılık makamı beni ifadeye çağırsaydı zaten gelir ifademi verirdim. Ancak Ankara ilinde ikametimde gözaltına alındım. Geceyi İstanbul Emniyetinde geçirdim. İlgili paylaşımların suç unsuru barındırdığını düşünmüyorum. Bu durum bir gazeteciyi cezalandırma yöntemi olarak görülebilir. Ben ilgili paylaşımlarımda tamamen eleştiri hakkımı kullandım.” 

Uludağ, Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasını da kabul etmedi:

“Ne Cumhurbaşkanı’nı ne de başka bir kişiyi hakaret etmeksizin düşüncelerimi sert eleştiri biçiminde dile getirdim. Söz gelimi yargı darbesi söyleminde kasıt yargı mensuplarının topla tüfekle darbe yapması değildir. Bu bir metafordur. Yine zalim saray rejimi şeklindeki söylemlerim hakaret barındırmamaktadır. Eleştiri ve düşünce hürriyeti kapsamındadır. Soruşturma konusu paylaşımlarla ilgili bu tarihe kadar Cumhurbaşkanı avukatlarının herhangi bir şikayeti olmamıştır.” 

Kamu düzeninin bozulduğu iddiası

Savcılık ise Uludağ’ın bu paylaşımının, “Cumhurbaşkanının onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte” olduğunu vurguladı.

Savcılık, söz konusu paylaşımları da “yalan bilgi” olarak değerlendirdi:

“Somut olayda birçok kişi tarafından sosyal medya üzerinden okunabilen paylaşımlar ile şüphelinin gerçek olmayan bilgileri alenen yaydığı, beyanlarının düşünce ve kanaat özgürlüğü açıklama sınırlarını aştığı, haber ya da bilgi verme hakkı kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı değerlendirilmektedir.” 

Savcılık 22 sosyal medya paylaşımıyla kamu düzenin bile bozulabileceği iddiasında bulundu: 

“Toplumun genelini ilgilendiren olaylara ilişkin bilgileri sırf halk arasında endişe ve panik yaratmak sakiyle söylediği, eylemlerinin kamu barışını bozmaya elverişli olduğu tespit edilmiştir.”

Savcılık Alican Uludağ için "Cumhurbaşkanına alenen hakaret", "yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılama" suçlarından hapis cezası talep etti.

Suçun zincirleme ve basın yoluyla işlendiği iddiasıyla da talep ettiği cezada artırım maddelerinin uygulanmasını istedi. Üst sınırı 20 yıla kadar çıkan, alt sınırı dört yılı bulan bir hapis cezası talep ediliyor.

Yetki anlaşmazlığı süreci uzatır mı?

İddianameyi kabul edip gazeteci Uludağ’ın tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme, beklenmedik bir karara da imza attı.

Mahkeme, iddianameyi kabul etmeden önce savcılıktan, Uludağ’ın avukatlarının yetkisizlik iddiasıyla ilgili başvurularına ilişkin görüşünü sordu.

Uludağ’ı tutuklayan ve onlarca yıl hapis cezası isteyen İstanbul Başsavcılığı, bu kez yetkisizlik kararı verilmesini talep etti. Buna gerekçe olarak da “adresinin ve paylaşımları yaptığı yerin Ankara olmasını” gösterdi.

Mahkeme de dava dosyasının Ankara’da bir Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğini belirtti. Dava dosyası Ankara’ya gönderildi.

Yani avukatların ilk günden dile getirdiği “yetkisiz işlem yapılıyor” iddiası bir nevi kabul edilmiş oldu. Ancak Ankara Adliyesinin de “karşı yetkisizlik” vererek dosyayı tekrar İstanbul’a gönderme hakkı var. Ve bu karara da İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nin direnme hakkı da var. 

Böyle bir “yetki anlaşmazlığı” durumunda dava dosyasına kimin bakması gerektiğine ilişkin kararın verilmesi için Yargıtay’a kadar gidilebilir.

Peki tüm bunlar tahliyesi beklenen Uludağ’ın özgürlüğünü geciktirir mi? Tablo, Ankara Asliye Ceza Mahkemesi’nin kararıyla daha öngörülebilir bir hal alacaktır.

FAYN'A ABONE OLUN

Fayn, güç sahiplerini denetlemek, bakış açılarımızı genişletmek, yankı odalarının duvarlarını yıkmak ve 21. yüzyılın enformasyon karmaşasına direnebilmek için var. Fayn’a sınırsız erişim için abone olun.

Bağlantı kopyalandı!