Hrant Dink Ödülleri’ne Türkiye’den layık görülen isim Kaz Dağları Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği Başkanı, Eşitlik İçin Kadın Platformu gönüllüsü Süheyla Doğan oldu. Ödülün Doğan’a verilme nedeni, Türkiye’nin öncü doğa ve kadın hakları savunucusu olması. Ve tüm baskılara rağmen gece gündüz çalışmaya devam etmesi. 

Özellikle madenciliğin yıkıcı etkilerini ve bu alandaki hukuksuzlukları belgeleyen, yerel halkı ile işbirliği yapan ve örgütlenmelerine destek olan Süheyla Doğan, ufak tefek ama çelik gibi bir kadın. Okuma yazma bilmeyen bir anne ile öğretmen bir babanın çocuğu olarak Robert Kolej’de burslu okumuş, ardından ODTÜ İnşaat Mühendisliği’nde eğitimine devam etmiş. Sakin bir emeklilik yerineyse kendini doğa mücadelesine vermiş. 

Süheyla Hanım, çalışmalarınızı hep takip ediyor ama bazen hızınıza yetişemiyoruz! Bir gününüz nasıl geçiyor?

Bir gün 7/24 dolu geçiyor. (Gülüyor) Gündüz o köye git, bu köye git, o davaya git, ne yapmam gerekiyorsa. Sonra gece mesaisi başlıyor. Raporlar oku, dava dilekçeleri yaz... Bu çalışmaların sonucunu bu güzel ödülle görmüş olduk. Emeğimizin görünür olduğunu, yalnız olmadığımızı da hissettik. Çok mutluyuz.

Kaz Dağları bölgesindeki direnişlerin hem aktivizm hem de hukuki anlamda çok büyük yankıları oldu. Çanakkale ve Balıkesir özelinde en yakıcı, kritik davalar, projeler hangileri?

Şu anda Kaz Dağları ve yöresi yaşamı tehdit eden metalik madencilik projeleriyle dolu. Kaz Dağları'nın yüzde 79'u zaten maden ruhsatlarıyla kaplanmış. Bu projeler peyderpey önümüze geliyor. Hâlâ ihale aşamasında olanlar var. İşletme ruhsatı almış projelerle uğraşırken bir yandan da yeni başlayacak arama sondajlarını da kovalamamız, takip etmemiz gerekiyor. Çünkü her gün yeni bir alan ihale ediliyor.Bir ihalede yüzlerce dönüm alan birden satılıyor, yeni şirketler bu işe giriyor. Mesela TÜMAD altın madeni Eczacıbaşı'nın ruhsatını devralarak başlamıştı. Cengiz Holding'in Halil Ağabakır Madeni Projesi de çok büyük. Bunlara karşı çok ciddi örgütlendik, yerel halkla hukuki mücadele yürütüyoruz. 

Hukuk sistemine müdahaleler yapıldığını düşünüyoruz. Bunun sonucu kazandığımız davaların bir şekilde geri döndüğünü gördük. Bu çok can sıkıcı, hukuk sisteminin geldiği nokta açısından da.