Bir insan aynı zamanda hem zarif, hem demir gibi sert olabilir mi? Hrant Dink Vakfı binasında buluştuğum Raji Sourani’nin zeytuni gözlerindeki yumuşak bakış, Gazze’deki soykırımdan bahsetmeye başladığında alev alıyor. Fakat ağır insan hak ihlallerinden bahsederken dahi sesini yükseltmiyor. 

Gazze'de doğup büyüyen, ömrünü hak ihlallerini belgelemeye adayan avukat ve insan hakları savunucusu Raji Sourani, bu yıl Uluslararası Hrant Dink Ödülü’nün sahibi oldu. Filistin İnsan Hakları Merkezi’nin Gazze direktörü olan Sourani, insan hakları ihlallerini belgelemenin fiilen imkânsızlaştığı koşullarda dahi çalışmalarını sürdürdüğü, ölüm tehditlerine rağmen doğruları savunduğu, hukukun üstünlüğünü, adaleti ve savaştan etkilenen herkesin onurunu savunmayı sürdürdüğü için bu ödüle layık görüldü.   

İsrail'in savaş suçlarını belgelemek için yaptığınız çalışmalarınız neler? Gazze'deki son durumu anlatır mısınız?

Ne yazık ki soykırım, savaş suçları, etnik temizlik, apartheid 7 Ekim 2023 sonrasında başlamadı. İşgal altındaki topraklarda Filistinli sivillere karşı işlenen suçlar çok daha öncesine dayanıyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde (ICC) ve Uluslararası Adalet Divanı'nda (ICJ) çalışmalarımızı yoğunlaştırdık. ICC bireysel şikayetler içindir. Orada, doğrudan sorumlu olan belirli kişileri ve bireyleri yasal dosyalarla hedef alıyoruz. İsrail Savunma Bakanı, Başbakan Netanyahu ve Genelkurmay Başkanlığı için verilen tutuklama emirlerine yardımcı olduk.

Uluslararası Adalet Divanı'ndan üç geçici tedbir kararı aldık ki bu çok önemli. İşgalin yasadışı olduğuna dair bir danışma görüşü almayı başardık, bu da İsrail'in işgal altındaki topraklara yönelik işgalinin sona ermesi ve Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkına sahip olması gerektiği anlamına geliyor. Ayrıca UNRWA (Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı) ile ilgili bir görüş almayı başardık. Mahkeme, UNRWA'nın yasal olduğunu ve İsrail'in onu engellemeyi bırakması gerektiğine hükmetti.