19 Mart 2025’te gözaltı, 23 Mart 2025’te tutuklama kararı, tutuklandıktan sekiz ay sonra gelen iddianame, 9 Mart 2026’da başlayan dava süreci… 

Ekrem İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik davada 19 aydır cezaevinde. İmamoğlu, davanın 98’inci oturumunda savunmasına başlayabildi. 

İBB Davasının 8 Temmuz 2026’daki 64’üncü günü, İmamoğlu ile mahkeme başkanı arasında savunma süresi tartışması yaşanmıştı. Tartışma sonrasında duruşma salonundan çıkarılan İmamoğlu, "Susma hakkımı kullanmıyorum. Taleplerimi ve tespitlerimi anlatacağım" demişti ama buna rağmen duruşma zaptına “Susma hakkını kullandı” diye yazılmıştı.

İBB Davası: Savunma hakkı mahkemenin kronometresine takıldı
İBB davasının ilk celsesi tartışmayla bitti. İmamoğlu, savunmasını kısa tutmasını isteyen mahkemeye tepki gösterdi. Mahkeme Başkanı, İmamoğlu’nu salondan çıkarttı, “savunma yapmak istemediğini söyledi” diye zabıt tutturdu. 17 hafta İmamoğlu’nun savunması alınmadan geçti.

İddianamede 143 eylemle suçlanan İmamoğlu’nun 14 Ekim’de başlayan savunmasının dört gün sürmesi bekleniyor. İmamoğlu’nun savunmasının ardından mahkeme heyeti ara kararını da açıklayacak. Davanın 53’ü tutuklu 436 sanığı bulunuyor.

İmamoğlu’nun ailesi ve destek verenlerin yanı sıra Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel ile sanatçılar Sunay Akın ve İlyas Salman da Silivri’deki mahkeme salonundaydı. 

Birinci gün: ‘Haysiyet cellatlığı’  

İmamoğlu savunmasının başında, "Halkımıza, insanlarımıza sesleneceğim. Kıymetli halkıma, başta İstanbullu hemşehrilerim olmak üzere bütün ülkemize, hatta dünyada demokrasiyi, adaleti takip eden ve dünyada demokrasinin, adaletin yaşaması için mücadele edenlere; ona, o duygulara, o evrensel değerlere kendini bağlı hissedenlere sesleneceğim” dedi.

İmamoğlu, “Buradaki aileler gerçekten çok acı günler yaşadı. Ama en acısı neydi, biliyor musunuz? Haysiyet cellatlığı. Lekelenmeme hakkının ihlali. Masumiyet karinesinin yerle bir edilmesi” dedi. 

Tutuklu yargılamanın bir cezalandırma yöntemine dönüştürüldüğünü söyledi. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ait olduğunu söylediği bir sözü hatırlattı: 

“Türkiye'de şahsım dahil hiç kimse eleştirilemez değildir. Çamur at, izi kalsın mantığıyla, tamamen nefret siyasetiyle kamu görevlilerimize, kabine üyelerimize karşı haysiyet cellatlığı yapılmasına müsaade etmeyeceğiz. İfade özgürlüğü, önüne gelene iftira atma serbestisi değildir. Hesap sorduğunu iddia eden herkes görevini sorumluluk bilinciyle yapmalıdır. 
Çok güzel söylemiş. Bu söz Sayın Cumhurbaşkanı'na ait. Ben de buradan söylüyorum: Kim ki yargılaması bitmeden, sonuçlanmadan birisi hakkında iftira atıyor, kim ki bir insan hakkında haysiyet cellatlığı yapıyor, kim ki bir insanın ailesini aşağılıyor, çocuğunu, gencini, evladını, annesini, babasını hırsız ilan ediyor; haysiyetsizdir, namussuzdur, şerefsizdir.”

‘Halk TV’ye kayyum tesadüf herhalde’ 

İmamoğlu’nun savunmasının ilk günü, Türkiye güne Halk TV’ye kayyum atanması kararıyla başladı. 

İmamoğlu da bu konuya değindi: 

“Ferhan Şensoy’un ‘tesadüfün iğne deliği’ diye bir lafı var, bugüne Halk TV kayyumu tesadüf herhalde, öyle yorumlayalım. Türkiye’nin en çok takip edilen haber kanalı… En yakınındakine beş kat, altı kat fark atıyor. En çok takip edilen haber kanalının yok edilme çabası da bir akıl tutulmasının, bir zehirlenmenin sonucudur. Bütün dünya bunu okuyacak.”

İmamoğlu sözü tutuklu gazetecilere ve sosyal medya yasaklarına getirdi. “Neredeyse Kuzey Kore’ye rahmet okuyacağız” dedi:

“Sosyal medya hesaplarına, gazetecilere yönelik baskı… Hani ‘Bilgi ulaşmasın, bunu nasıl engelleriz?’ bakışı enteresan bir seviyeye çıktı. Bilim insanları, sanatçılar, ekonomistler, gazeteciler… Son 20-25 günde Lale Özan Arslan tutuklu, Fatih Ergin tutuklu, Tuğba Tekerek tutuklu. Sözcü gazetesinde bir fotoğraf yayımladı diye Mustafa Balcı tutuklu, Şaban Sevinç tutuklu, Selahattin Günday tutuklu. Ali Tarakçı, ‘Bu hafta önemli bir bakan istifa edebilir’ dedi diye tutuklu. Şaşıracaksınız ya! Tutuklu, tutuklu, tutuklu, tutuklu. Ben biliyorum tutukluluk ne demek."

‘AK Parti’yi uyarıyorum’ 

İmamoğlu savunmasında AK Partili siyasetçilere de seslendi: 

“Operasyon bağımlısı bakan ne yazık ki bu iktidarı da bağımlı hâle getiriyor. Operasyon bağımlılığı başladı. Yanlışlar girdabına tüm AK Parti’yi sürüklemiştir. Herkesi uyarıyorum. AK Parti’yi baştan aşağı uyarıyorum. Sizi bir operasyon girdabına sokan bir sürecin içindesiniz. (…) Zehirli sarmaşık ne yazık ki iktidarı da partilerini de zehirlemiştir. Acil tedavi ihtiyacınız var. Kurtarabilir miyiz sizi bilmiyorum.”

‘Fon skandalı asrın soygunu’

İmamoğlu, “asrın soygunu” diye nitelediği fon skandalıyla ilgili de konuştu. “Fon vurgununun bu ülkeye şimdilik, 15-20 günlük maliyeti, 107 milyar doları aşmıştır. Nihai faturası daha önümüzdeki günlerde, haftalarda, aylarda çok büyük bir bedel olarak milletin cebinden çıkmaya devam edecektir. Şimdi milleti aldatmaya çalışıyorlar. Aldanma ey halkım. Aldanırsak yokuz, aldanmazsak varız.” dedi.

‘Rakipsiz iktidar aymazlaşır’

İmamoğlu, “Bir iktidar neden rakiplerinden kurtulmak ister? Neden karşısına çıkacak adayı kendisi seçmek ister?” diye sordu. Ardından şöyle devam etti: 

“Karşısında gerçek bir alternatif bulanan iktidar bilir ki her yanlışın bir bedeli vardır. Rakipsizleşmenin cazibesi de tam buradadır. Rakibinizi ortadan kaldırdığınızda yalnız rakibinizden kurtulmazsınız, hesap verme korkusundan da kurtulursunuz. Rakipsiz iktidar aymazlaşır. Kendi doğrusunu ülkenin doğrusu sanır. İtiraz edeni dinlemek yerine susturur. Başarısızlığın sebebini kendi kararlarında değil, sürekli başkalarında arar. Ve bir süre sonra kendi yanlışlarını duyma yeteneğini de kaybeder.” 

İmamoğlu, siyasi sistemle ilgili de eleştirilerde bulundu: 

“Güçlü iktidar ile güçlü devlet de aynı şey değildir. Hatta iktidar güç topladıkça devlet zayıflayabilir. Yetki tek bir merkezde toplanırken denge ve denetleme mekanizmaları etkisini yitiriyorsa, iktidarın gücü artarken devletin millet adına çalışma kapasitesi azalıyor demektir. 
Bir parti kendisini devletle özdeşleştirdiğinde Cumhuriyet’in temel dengesi bozulur. O partiye yönelen eleştiri devlete saldırı sayılır. O partinin rakibi devletin düşmanı ilan edilir. O partinin çıkarı devletin çıkarı gibi sunulur. Çok tehlikelidir. Kaldı ki bugün ortaya konan sistemde aynı anda hem Cumhurbaşkanı hem bir siyasi partinin genel başkanı kimliği tehlikeyi daha da büyütür.”

‘Vesayet el değiştirdi’

Her otoriter dönemin ilk hedefinin örgütlü toplumlar olduğunu söyleyen İmamoğlu, 12 Eylül döneminden örnekler verdi. İktidarın yıllarca “Vesayeti bitireceğiz” dediğini belirtti, “Ama vesayet bitmedi el değiştirdi. Askerin vesayetinin yerini bir kişinin vesayeti aldı” diye konuştu:

“19 Mart’ı ve 21 Mayıs’ı yapanlar kendilerini 12 Eylül’ün karşıtı olarak tanıttılar. Ama bugün 12 Eylül’ün en sadık mirasçıları onlardır. Vesayeti büyüttüler, kafesi genişlettiler.”

‘İki cumhurbaşkanı adayı hapiste’ 

İmamoğlu hakkındaki Kent Uzlaşısı Davası ile ilgili de konuştu. Politikasının gerekçelerini anlattı:

“Kürt oyunu yalnızca seçim günü hatırlayan değil, onu siyasetin eşit ortağı gören bir ilişki kuruldu. Sosyal demokrat ile Kürt demokratın yan yana geldiği, başka bir yerde muhafazakâr demokratın da o masaya oturduğu bir ilişki görüldü, yaşandı ve bir seçim başarısına dönüştü. Bunun adı Türkiye ittifakı oldu.”

İmamoğlu sözü sürece ve Selahattin Demirtaş’ın halen cezaevinde olmasına getirdi: 

“Soğuk, asık suratlı, milletten gizlenen bir süreç bu ülkeyi arzu ettiğimiz yere götüremez. Konuşmadan, paylaşmadan, bu milletin her ferdinin duygusunu hissetmeden kurulan bir barış ortamı öksüz kalır. Terörün tasfiyesinin devamı demokratik çözümdür. 
Bu ülkede son on yılda, iki cumhurbaşkanı adayı hapiste. Biri Edirne'de biri Silivri'de. Selahattin Demirtaş'ı kurduğu sofrayı büyüterek gerçekleştirdiği anlayışla Edirne'de tutsak tutmaya çalışan zihniyetin, bu ülkeye barışı getirme şansı yoktur. 
Cumhurbaşkanına karşı mücadele edecek olan kişiyi, Cumhurbaşkanının bizzat kendisinin tespit etme arzusu bugün yaşadıklarımızın sebebidir.”

İmamoğlu’nun savunmasının ilk günü tamamlandı

İmamoğlu, savunmasının ilk günü tamamlandıktan sonra salondan ayrılırken basın mensuplarına seslendi, “Çok geçmiş olsun, yanınızdayız. Bu büyük bir gasptır. Bugünleri beraber atlatacağız. Allah hepinizi korusun” dedi.

🦉
Fayn, güç sahiplerini denetlemek, bakış açılarımızı genişletmek, yankı odalarının duvarlarını yıkmak ve 21. yüzyılın enformasyon karmaşasına direnebilmek için var. Fayn’a sınırsız erişim için abone olun.
Bağlantı kopyalandı!