2026 sonbaharında dünyanın dört bir yanında seçimler var. Avrupa'dan Latin Amerika'ya, Balkanlar'dan Orta Doğu'ya pek çok ülkede seçmenler sandık kuyruğunda.
İspanya’da konut krizi hükümeti erken seçime sürükledi. Brezilya'da darbe yapmaya girişmekten, demokrasiyi şiddet yoluyla ortadan kaldırmaya çalışmaktan 27 yıl hapis cezası alan, görevdeyken de otokratlığıyla bilinen eski başkan Jair Bolsonaro'nun oğlu Flávio Bolsonaro, ilk turda mevcut lider Lula'yı geride bırakarak yarışı ikinci tura taşıdı.
Sırbistan'da aylarca sokakları terk etmeyen öğrenciler artık doğrudan seçime giriyor. İsrail ise üç yıldır Başbakan Netanyahu’nun liderliğinde sürdürdüğü Gazze’ye yönelik soykırımın ve ABD’yi yanına alarak başlattığı İran savaşının ardından yapılacak ilk genel seçime hazırlanıyor.
Bütün bunların ortasında Donald Trump'ın ABD'si 3 Kasım'da ara seçime gidecek. Amerikalı seçmenler yalnızca Kongre'nin geleceğini değil, Trump'ın siyasi gücünü de oylayacak.
Ülkelerin gündemi birbirinden farklı. Kimi yerde mesele ev bulabilmek, kimi yerde güvenlik, kimi yerde savaş, kimi yerde de yıllardır iktidarda olan bir düzenin sürüp sürmeyeceği. Aynı hikâyenin parçaları değiller belki ama aynı soruyu farklı ülkelerde yeniden soruyorlar:
Ekonomik sıkıntı, güvenlik krizleri ve kutuplaşma sandığa girdiğinde seçmen iktidarı cezalandırıyor mu, yoksa daha sert bir siyasete mi yöneliyor?
Madrid’de sandık neden erkene çekildi?
İspanya’da seçime giden yolun başında bu kez doğrudan konut krizi var.
Madrid ve Barcelona gibi büyük şehirlerde kiralar ve konut fiyatları son yıllarda hızla ciddi oranda yükselmiş durumda.
Bu krizin sembollerinden biri 1956'dan beri oturduğu evden 23 Eylül'de mahkeme kararıyla çıkarılan, başkent Madrid'de yaşayan 87 yaşındaki Maricarmen Abascal’dı. Daireyi satın alan şirket 500 euroluk eski kirayı en az 1.650 euroya çıkarmak istiyordu. Üstelik Abascal'ın emekli maaşı sadece 1.350 euro.
Abascal’ın sedyeyle evden çıkarılması konut krizinin en görünür ve tartışılır hali oldu. Olayın ardından Madrid'de konut politikalarını protesto eden gösteriler düzenlendi ve hükümet üzerindeki baskı arttı.
Başbakan Pedro Sánchez'in Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) hükümeti kira artışlarını sınırlamak için yeni düzenlemeler hazırladı. Ancak parlamentoya getirdiği iki düzenleme de sağ muhalefetin ve Katalan milliyetçisi partinin oylarıyla reddedildi. Sánchez de 29 Kasım'da erken genel seçime gidileceğini açıkladı.
