1990’larda ucuz işgücü deposu olarak görülen, Avrupa Birliği’ne katılım sürecinde Polonyalı tesisatçıların Batı Avrupa iş piyasasını istila edeceği korkularıyla tartışılan Polonya, bugün batarya üretiminden savunma sanayiine, yazılımdan oyun sektörüne kadar yüksek katma değerli alanlarda Avrupa’nın yeni üretim ve teknoloji üslerinden biri haline gelmiş durumda.
2000’lerde Alman ekonomisinin çevresindeki düşük maliyetli taşeron ülke olarak görülen Polonya, bugün büyüme temposuyla durgunlaşan Alman ekonomisine karşı Avrupa’nın yeni dinamolarından biri olarak anılıyor. Hatta satın alma gücü paritesine göre Polonya’nın 2030’ların ortasında Almanya seviyesine yaklaşabileceği öngörülüyor.
Polonya’nın bu ekonomik başarısının arkasındaki dinamiklere bakmak için onu Macaristan ile karşılaştırmak iyi bir yöntem olabilir.
Zira, Macaristan’da 12 Nisan tarihinde yapılan seçimlerde Fidesz Partisinin aldığı ağır yenilgiyle Başbakan Orban’ın 16 yıllık iktidarının sona ermesi eski bir soruyu tekrar gündeme getirdi. 2004 yılındaki genişleme dalgasıyla AB üyesi olan, geçmişleriyle birçok açıdan birbirine benzeyen ve orantılı olarak benzer miktarlarda AB fonu alan Polonya bir başarı hikayesi olurken Macaristan neden geride kaldı? Polonya neleri doğru yaptı, Macaristan yapamadı? Ve nihayet buradan çıkarılacak dersler neler?
Bir zamanlar yoksul bir ülke vardı, bugün İsviçre’nin önünde
Gerçekten de her iki ülkenin kapitalist çağa girdiği 1990 yılına dönüp baktığımızda Dünya Bankası verilerine göre Polonya’nın kişi başına GSMH miktarı 2021 sabit rakamlarıyla 12,8 ABD dolarıydı. Macaristan’ınki ise 21,3 ABD doları. Yani Macaristan, Polonya’nın çok daha önündeydi.
2024 yılına geldiğimizde Polonya’da kişi başı GSMH 45,1 dolara yükseldi. Macaristan için ise 40,7 dolarda kaldı.
Özetle, bir zamanlar Polonya’dan oldukça zengin bir ülke olan Macaristan gelişme kaydetmesine rağmen kıyasen geri kalmış ve kalmaya da devam ediyor.
