“Garip ve şüpheli para transferleri başladı. Macaristan’dan Amerika Birleşik Devletleri’ne, Uruguay’a, Körfez ülkeleri bankalarına milyarlarca dolar aktarılıyor! Viyana’dan kalkan özel uçaklarla Macaristan’a ait milli servet, altın kaçırılıyor! Macar bankalarını ve Macaristan Vergi Kurumu’nu görevlerini yapmaya, bu tür şüpheli finans işlemi gerçekleştirilen hesapları bloke etmeye çağırıyorum!”
Bu çağrı 12 Nisan seçimlerinin ardından, parlamentoda üçte ikilik çoğunluk sağlayan, yani seçimlerden anayasa değişikliği yapmaya bile yetecek ezici bir zaferle çıkan Peter Magyar’a aitti.
9 Mayıs’ta parlamentodan yetki alıp, göreve başlayan Peter Magyar, geçmiş dönemde devlet desteğiyle ve ihalelerle güçlenen oligarkların servetleriyle birlikte ülkeden kaçmaya çalıştıklarını açıklıyor ve tehlike çanlarını çalıyordu.
Bu bilgiler o günlerde uluslararası bağımsız basının önde gelen temsilcilerinden sayılan Guardian tarafından da doğrulanıyordu.
Bu çağrı üzerine bankaların şüpheli gördükleri büyük havaleleri durdukları haberleri geldi. Ancak mevcut yasalara göre bankalar bu tür havaleleri ancak 4 + 3 gün süreyle bloke edebiliyorlardı. Magyar ise bloke işlemlerinin 90 günlük bir sürede geçerli olmasını istiyor, hükümetin kurulmasının ardından bu havalelerin hangi gerekçelerle gerçeklediğini araştırmak için zaman kazanmaya çalışıyordu.
Ancak bu çabası hüsrana sonuçlanacaktı. Bu çağrıyı takip eden günlerde henüz görevde olan Orban hükümeti toplanmış ve bankaların bloke etme süresinin uzatılması talebini reddetmişti. Yani eğer bir havale işlemi şüpheli görülmüş ve banka bu havaleyi bloke etmişse, önce savcılıktan bir işlem gelmesi için 4 gün beklenecek, sonra da bu süre 3 gün daha uzatılacaktı. Eğer hâlâ yargıdan ses seda çıkmamışsa, bloke işlemine son verilecek, işlem tamamlanacak, para gönderildiği bankaya havale edilecekti.
Bu ise, yolsuzluklarla mücadeleyi, yandaşlara dağıtılan milli serveti mutlaka geri alma vaadini programının en temel maddesi haline getiren yeni hükümetin göreve başladığı tarihe kadar kasalardaki servetin çoktan bir yerlere gönderileceği anlamına geliyordu.
Bu düelloyu can çekişen mevcut rejim kazanmıştı.
Bir oligarkın gözyaşları
Ancak parlamentoda üçte ikilik bir çoğunluk sağlayan rejim karşıtı muhalefet o kadar kolay pabuç bırakacağa benzemiyordu. Henüz yeni hükümet kurulmamış olsa da Peter Magyar otoritesini uygulamanın yollarını buldu: devlet kurumları, gitmekte olana değil, gelmekte olana sadık olmanın doğru olacağını düşünüyorlardı: başsavcılığın da talimatıyla şüpheli hesaplar bloke edilmeye başlandı.
Ve ardından Orban Rejimi’nin ilk büyük tuğlası düştü: hem de ne kadar büyük bir gürültüyle!
Orban döneminde rejimin propaganda faaliyetlerinden ve aynı zamanda istihbarat teşkilatından sorumlu olan bakan Antal Rogan’a bağlı olarak çalışan oligark Gyula Balasy bir muhalif haber sitesinde elinde noter tasdikli bir belge ile kameraların karşısına oturdu.
Noter belgesi, hükümetin tüm basın ve propaganda işlerini üstenen, ülkeyi yalan ve iftira dolu afişlerle donatan ve bu faaliyetten son on yılda milyar dolarlık kazanç sağlayan oligarkın şirketlerini karşılıksız bir şekilde devlete bağışladığını onaylıyordu.
