7 Kasım’da başladı, 10 Kasım’da bitti. Sanıklar ifade verdi. Tanıklar dinlendi. Mahkeme heyeti onlarca soru sordu. Üç günde 42 saat görülen davanın ilk duruşmasında “Narin’i kim ve neden öldürdü?” sorusu yanıt bulamadı.

Sanıklardan anne, ağabey ve amca, komşu Nevzat Bahtiyar’ı suçlarken, Nevzat Bahtiyar ise amca Salim Güran’ı işaret etti.

İddianamenin yazmadığı, mahkemenin şu aşamada belirleyemediği katili bulmak gazetecilere düştü.

Ellerinde demir çubukları alıp, köyün krokisini ekrana yansıttılar.

Somut bilgilerden uzak, komplo teorileriyle dolu cümlelerle ‘henüz’ katili bile belli olmayan cinayeti ekranlarda çözdüler. Gazetecilerin ‘çözdüğü’ o cinayetin ilk duruşması ise danışıklı dövüşe sahne oldu.

İlk duruşmanın danışıklı dövüşü

Diyarbakır’da görülen davada sanıklar amca Salim Güran, anne Yüksel Güran, ağabey Enes Güran ve Narin'in cesedini taşıyan Nevzat Bahtiyar ifade verdi.  

İlk söz, soruşturmada çelişkili ifadeler veren Nevzat Bahtiyar’daydı.

“Önce susma hakkımı kullanıyorum” dedi ancak susmadı.

Daha önce Salim Güran ile yolda karşılaştığını da söyleyen Bahtiyar, bu kez Salim’in kendisini eve götürdüğünü belirtti.

Daha önce anne ile amca arasında ilişki olma ihtimalinden bahseden Bahtiyar bu kez daha net konuştu.

“Narin, yerde hareketsiz yatıyordu. Salim bana, 'Yüksel ile cinsel ilişkiye girdiğimizi gördüğü için öldürdüm' dedi. Büyük ihtimal boğarak öldürdüler. Cesedi ahırdaki torbaya ben koydum. Amcası benden Narin'in cesedini parçalamamı istedi. Vicdanım el vermedi.”

Önceki ifadelerinde Salim Güran’ın para teklif ettiğini söyleyen Bahtiyar, duruşmada bu sefer de Salim Güran’ın kendisini tehdit ettiğini söyledi.

“Salim, silahla tehdit ettiği için kabul ettim. 'Oğlun Muhammed'in kafasına sıkarım, sonra sana sıkarım' dedi.“

Bahtiyar’ın savunması Salim Güran’ı suçlamak üzerineydi.

Özetle “Amca Salim öldürdü, tehdit ettiği için de ben dereye götürüp attım,” diyordu.

Anne Yüksel’i sadece ağlarken gördüğünü, ağabey Enes’i ise hiç görmediğini belirtti.

Bunun dışında mahkemenin sorduğu “Narin amcasıyla annesini nasıl görmüş” gibi onlarca sorunun cevabı “Bilmiyorum veya hatırlamıyorum” oldu.

Komşu Nevzat’ın karşısında aile tek cepheydi.

Anne, ağabey ve amca Güranlara göre katil, komşu Nevzat’tı.

Üçü de anlaşmış gibi benzer ifade verdiler.

Hâkimin dikkat çekici sorusu

Ağabey Enes Güran, olay günü iki erkek arkadaşıyla sigara içtiğini söyledi.

Bunu anlatırken hâkimden kritik bir soru geldi. Hakim, “Senin hoş olmayan bir görüntü içerisinde olduğun iddia ediliyor,” diye araya girdi.

Enes Güran, “Hayır, kesinlikle öyle bir şey yok.” dedi. Peki hâkimin bu sorusunun motivasyonu neydi?

Soruşturma kaynaklarının masasında duran ihtimallerden birine göre, Narin ağabeyini eşcinsel veya ensest ilişki içinde gördü. Bu yüzden ağabey tarafından öldürüldü. Anne ve amca ise cinayeti örtbas edip, erkek çocuğu koruyordu.

Ağabeyin işkence iddiası

Narin'i amcası Salim Güran'ın öldürme ihtimali olup olmadığını bilmediğini söyleyen Enes Güran, amcasıyla ilgili sorular sorulurken jandarmanın kendisine işkence yaptığını, annesi Yüksel Güran’a da işkence yapıldığını ve görüntülerin kendisine izlettirildiğini söyledi.

Bunu söylemeden önce de avukatına “söylemesinde sakınca olup olmadığını” bile sordu. 

Ancak işkence iddiasının üzerinde kimse durmadı. Ne mahkeme ne de Enes’inki dahil avukatlar bu iddialarla ilgili soru sordu.

Mahkeme ara kararında da ‘işkence iddiasının’ araştırılmasını istemedi.

Annenin namus vurgusu

Ağabeyden sonra söz sırası Anne Yüksel Güran’daydı.

Oğlunun da kayınbiraderinin de Narin’i öldürmediğinden emindi. “Katil komşunuz Nevzat mı?” sorusuna ise “Her şey ortada” diye yuvarlak bir cevap verdi. Oğlu Enes hakkındaki ensest ilişki iddiasına ise cevabı netti, “Kesinlikle hayır” dedi.

Bölgenin sosyolojisi davanın hakimlerini de etkiliyordu.

“Bu bölgede erkek çocuk kıymetli, o yüzden koruyor olabilir misin?” sorusuna Yüksel Güran “Hayır, asla korumam” diye yanıt verdi.

Kızı katledilen anne namusunun derdindeydi.

Narin ile ilgili soruları “Bilmiyorum” diyerek geçiştiren anne, “Namusuma leke sürdüler. Ben 22 senelik evliyim, 5 çocuğum var. 22 senedir kocam bana tokat atmadı, gül gibi baktı. Salim (tutuklu amca) ile ilişkim varsa beni öldürün, namusuma leke sürmeyin.” diye tepki gösterdi.

Gazetecilerin yayınlarında, eşarbının ve kıyafetlerinin renginden anlam çıkarmaya çalıştığı anne Güran da cinayeti aydınlatmaya yarar iki kelime bile etmemişti.

Kürtçe çeviri hatası

Ve söz amca Salim Güran’daydı.

Narin’in kaybolduğunu kızından öğrenmişti. Telefonundaki silinen mesajları “eskort ve keleş mermisi yazışmaları” olarak açıkladı.

Onun da derdi Narin’in katledilmesinden çok anne Yüksel gibi namusuydu, “Benim (Yüksel Güran ile) ilişkim yok. Abime böyle namussuzluk yapmam.” dedi.

Soruşturmayla ilgili onlarca yalan haber de yapılmıştı.

Onlardan biri de Amca Salim Güran’ın işçisi Ramazan Atasoy’a Narin’in cesediyle ilgili olarak Kürtçe bir sesli mesaj gönderdiği bilgisiydi.

Haberlerde mesajlaşma şu şekilde anlatıldı:

Salim Güran: O sondaki köşede bir şeyin düşmüş ha, sana ait bir şey sondaki yamaçta, yamacın köşesi taş.
Ramazan Atasoy: Eee...
Salim Güran: Biri yerde.
Ramazan Atasoy: Tamam henüz bende değil, daha ölmemiş.

Salim Güran savcılık ifadesinde bu görüşmeyi, “Ben bahse konu mısır arazisinin sulamasını yaparken kullandığım trafonun elektriğini bazen kaçak yapmak için bir alet kullanıyordum. Olay günü de o aleti Ramazan’a bırakmış olduğum taş dibinden alması için aradım.” diye açıklamıştı.

Aynı konu mahkemede de soruldu. Salim Güran, “Fıskiye ile ilgili. Orada fıskiye yok. Sana ait olan düşmüş anlamında. Elektrik parçası düşmüş, o konuşma. Narin ile ilgili değildi,” dedi.

Ses kaydı mahkemede dinletildi. Salim Güran’ın işçiden sulamada kullanılan fıskiyeyi kontrole gitmesini istediği anlaşıldı.

Ama o yalan haberi son dakika olarak verenler, bu savunmayı adeta görmezden geldi.

Komşusu Nevzat Bahtiyar’ı suçlayan Salim Güran ne talimat verdiği iddialarını ne de cesedin bulunduğu bölgeye gittiği tespitlerini kabul etti. Hâkimin, "Narin’i kim öldürdü?" sorusuna, "Narin'i kim gömmüş, Nevzat Bahtiyar. Çıksın itiraf etsin" dedi.

Baba ailesinin arkasında

Sanıklardan sonra tanıklar da dinlendi. En önemli tanık baba Arif Güran’dı. Ailesinin arkasında durdu. “Katil Nevzat Bahtiyar” dedi.

Cezaevindeki oğluyla görüşmesinde “Çok konuşma” diye yaptığı uyarıyı, “Ben miyim katil? Oğlumu mu koruyorum? Oğluma ne diyeyim? Sadece moral vermişim.” diye geçiştirdi.

3 gün süren duruşmada bir arpa boyu yol alınamadı.

Mahkeme heyetinin sanıklara sorduğu onlarca soru yanıtsız kaldı.

Hem savcının hem de gazetecilerin “Baz kayıtlarına göre 4’ü de Narin öldürüldüğünde evdeydi” diyerek suçladığı daraltılmış baz olarak adlandırılan raporun nasıl hazırlandığı belli değildi. Aynı evde oldukları nasıl belirlenmişti?

Mahkeme de davanın sonunda bunu sordu. Raporu hazırlayan kişilerden, “hangi yöntemle, hangi cihazla, hangi bilimsel teknikle bu raporu hazırladıklarını ve yanılma payı olup olmadığını” ayrıntılı olarak açıklamalarını istedi.

Bu rapor ne kadar aydınlatıcı olur bilinmez ama bilinen bir şey var ki savcılar şüphelilerin hep bir adım gerisindeydi.

Bu durum da iddianamenin satır aralarında yer alıyordu aslında.

Fayn inceledi: Narin Güran iddianamesinde yanıtlanmayan sorular
Fayn, kim öldürdü sorusuna yanıt vermeyen Nadir Güran iddianamesini inceledi. Şüpheli araçların araştırılması nasıl oldu da gecikti? Cep telefonlarına hangi sebeple hemen el konulmadı? Narin’in cesedinin bulunduğu yeri gören kamera kayıtlarına neden zamanında bakılmadı?

Soruşturmanın eksiklikleri

Narin'i öldürmekle suçlanan ağabey Enes Güran'ın kolundaki izler 5 gün sonra fark edilmiş, üzerinden zaman geçtiği için diş izleriyle ilgili tespit yapılamamıştı. 

İddianameye göre, araçların incelenmesi de günler sonra akla geldi. Narin'in DNA'sının bulunduğu amca Salim Güran'ın arabası tam 9 gün sonra incelendi. DNA çıkar çıkmaz, jandarmalarla aramalara katılan amca Salim Güran gözaltına alındı. Ama geç kalınmıştı. Çünkü amca Güran'ın senaryosu da ifadesi de hazırdı. 

Yine arabanın arandığı gün aile üyelerinin cep telefonlarına da el konulması kararı verildi. Ona da geç kalındı. Çünkü aile üyeleri özellikle Narin'in kaybolduğu güne ait tüm görüşme ve yazışmaları silmişti. 

Küçücük mahallede iki elin parmaklarını geçmeyecek güvenlik kameraları neden detaylı incelenmedi? 

İddianameye göre derenin olduğu bölgeyi gören bir çiftliğin kamerası vardı. Narin'in cesedi bulunduktan sonra o kamera incelendi. Ve Narin'in cesedini dereye koyan Nevzat Bahtiyar'a bu kameradan ulaşıldı. Üstelik aynı kamera görüntülerinde amca Salim Güran da vardı. Bahtiyar'ın ardından saatler sonra gece saatlerinde dereye, cesedin atıldığı yere geldi. 7 dakika kalıp cesedi kontrol ettikten sonra ayrıldı. Eğer bu görüntülere zamanında bakılsaydı Narin'in cansız bedenine hızla ulaşılacak, şüphelilerin delil karartması belki de engellenebilecekti.

Anneden şüphelenilmesine rağmen günlerce ifadesi alınmadı. Jandarma tutanağı anneden şüphe duyulduğunu ortaya koyuyordu. Anne ile jandarma arasındaki konuşmaların yer aldığı tutanakta, annenin Narin Güran'ın bulunamamış olmasına rağmen kızının öldüğünden adeta emin olduğu belirtiliyordu. Annenin, oğlu Enes Güran'ı koruma çabası içinde olduğu da tutanak altına alındı. Ama bu tutanağa rağmen anneye günlerce dokunulmadı. 6 gün sonra savcılık gözaltına alınmasını istedi. 

Aile üyelerinin sıcağı sıcağına sorgulanması halinde, aylardır susan şüphelilerin çözülmesi ve itirafların gelmesi kuvvetli ihtimaldi. 

Yalanların sulandırdığı soruşturma

Ancak tam anlamıyla çözülmeden, sosyal medya baskısıyla davası açılan cinayet soruşturması, bir benzincinin Salim Güran’ın arabasının ön koltuğunda Narin’in cesedini battaniyeye sarılı halde gördüğü, Narin kayıpken bulunan bir terlik için anne Yüksel Güran’ın “Narin’e ait değil” diyerek kızının bulunmasını engellediği, Narin’in evindeki halıların delilleri karartmak için yıkandığı, Narin’in aslında Salim’in öz kızı olduğu, köyde Hizbullah cephaneliği olduğu gibi yalanlarla sulandırıldı. 

Diyarbakır Barosu’nun müdahil olduğu ama avukatlardan önce Gülben Ergen'in salona alındığı ve bir çok avukatın kalabalıktan içeri giremediği bu davadan sonuç almak için sanıkların konuşması dışında bir seçenek görünmüyor.

Yoksa işin içinden çıkamayan mahkemenin de iddianamede savcının dediği gibi "Anne, ağabey, amca ve komşu birlikte öldürdü" diyerek cezaları açıklaması sürpriz olmayacak. 

26 Aralık’ta görülecek ikinci duruşma davanın akıbetini daha da netleştirecek.

🦉
Fayn, güç sahiplerini denetlemek, bakış açılarımızı genişletmek, yankı odalarının duvarlarını yıkmak ve 21. yüzyılın enformasyon karmaşasına direnebilmek için var. Bağımsız ve nitelikli gazeteciliğe alan açma çabasına mütevazı bir tuğla da siz koyun, Fayn'ın ücretli aboneleri arasına katılın. Abonelik seçeneklerini inceleyin.
Bağlantı kopyalandı!