Neredeyse bir yıl önce, 19 Mart günü, Türkiye gözlerini Ekrem İmamoğlu ve 102 kişinin daha gözaltına alındığı haberleriyle açtı. 

Bir gün öncesinde ise İmamoğlu’nun 30 sene önce aldığı diploması iptal edilmişti.

Gözaltının akşamında on binlerce vatandaş İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin önünde toplandı. 

CHP lideri Özgür Özel’in yürüttüğü mitinglerle birlikte yalnızca İmamoğlu’nun gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına değil, iktidara yönelik itirazlarını dile getiren gençlerin fikirlerinin ve duygularının dışavurumundan Saraçhane eylemleri doğdu. 

Bir hafta boyunca her gün bu gençler biber gazı, tazyikli su ve copla karşılandılar. 

Şanslı olanlar eylemleri yalnızca kısık bir sesle ve birkaç morlukla atlattı.

Daha az şanslılar sabahın köründe evlerinden alındı, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde tutuldu.

En şanssız olan 299 öğrenci ise tutuklanarak Silivri Cezaevi'ne gönderildi. 

Gözaltılar, tutuklamalar biraz duruldu ancak CHP’yi kıskaca alan soruşturmalar, davalar sürdü. Bunlardan biri de, CHP'nin 8 Ekim 2023 tarihindeki İstanbul İl Kongresi ile ilgili soruşturmaydı. 

İstanbul İl Kongresi’nde de delegelerin iradesine fesat karıştırıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve il yönetimi görevden uzaklaştırıldı.

Davaya bakan mahkeme, dört dönem CHP milletvekilliği yapmış; parti genel sekreterliği, genel başkan yardımcılığı gibi önemli görevlerde bulunmuş; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için aday adayı da olmuş Gürsel Tekin ve beraberindekileri ‘tedbir heyeti’ olarak CHP İstanbul İl Başkanlığı’na atadı. 

Kamuoyu bunu ‘kayyum’ olarak okudu, Tekin ısrarla bu ifadeyi reddetti. 

8 Eylül sabahı, araya yaz tatili de girdiği için söndüğü varsayılan gençlerin Saraçhane ateşi kısmen de olsa alevlendi. 

Daha ilk anda açıklamalar savaşı başladı. 

Kararın ve özellikle “kayyum” kelimesinin etrafını sarmış öfke çemberinden habersiz olduğunu öne süren Tekin, mahkeme tarafından atandığı görevi alnının akıyla üstlenebileceğini ve il binasında çiçeklerle karşılanacağıni iddia etti.  

Ama CHP İl Başkanlığı binasına girerken onu çiçekler değil, öfkeli gençler karşıladı. O gençleri de polis ve barikatlar...

Aradan geçen zamanda ortaya ikili bir yapı çıktı. CHP Genel Merkezi Tekin’i tanımadı ve yoluna kendi seçilmişleriyle devam etti. Özgür Çelik partinin 39. Olağan Kurultayı kapsamında yapılan İl Kongresi’nde 19 Ekim 2025’te partililer tarafından tekrar seçildi. 

Bu arada CHP 38. Olağan İstanbul İl Kongresi’nin iptali için İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan dava da devam etti. 

Davanın 27 Şubat’ta görülen duruşmasında mahkeme Gürsel Tekin’in görevlendirilmesine yapılan itiraz konusunda bir karar verdi. 

Özgür Çelik yönetiminin uzaklaştırmasına ilişkin kararın ortadan kaldırılmasını gerektirecek yeni bir durum oluşmadığına kanaat getirdi. Tekin atandığı görevine devam edecekti. 

Davanın sonraki duruşması 15 Mayıs’ta. Yani ortada halen fiili olarak ikili bir yapı var. 

Ama Gürsel Tekin’in adı artık eskisi kadar sık duyulmuyor. 

Ancak bu Saraçhane eylemlerine katılan gençlerin bir kısmının öfkesinin dindiği anlamına da gelmiyor. 

Onlardan bazıları, Oğuzhan Uğur’un Gürsel Tekin’i konuk aldığı Mevzular Açık Mikrofon programına katıldı. İtirazlarını, duydukları kızgınlığı ve kırgınlığı program boyunca açık açık gösterdiler. 

Fayn da oradaydı. 

Yüksek tansiyon aslında Saraçhane’den beri hiç inmemişti 

27 Şubat Cuma akşamı. Hilltown AVM’nin içindeki Seyirlik Sahne’nin kapısının önündeyim. 

Mevzular Açık Mikrofon'a katılım için bilet satılmıyor. Seyirciler Babala TV ekibinden gelen davetiyelerle içeri girebiliyorlar.

Davetiye deyince aklınıza özel bir şey gelmesin. Programı izlemek istediğinizi belirten bir mesaj yazarak da davetiye alabilirsiniz.

Salona doğru attığım her adımda etraftaki tansiyonun ne kadar yüksek olduğunu biraz daha hissediyorum. 

Salonun kapısında üç güvenlik görevlisi var. İçeri girmek için bekleyenler arasında şen şakrak bir hava yok. Bilakis, sırada bekleyen bir kadın ve erkek arasında gerginlik çıktığına şahit oluyorum.

Genç kadın, bu adamın kendisini takip ettiğini ve bundan rahatsız olduğunu yüksek sesle dile getiriyor. Programın devamında, bu adamın genç kadına sosyal medya üzerinden tehditkâr mesajlar yönelttiğini öğreniyoruz. 

Tam da bu anda salonun dışında gezinen üç güvenlik elemanını abartılı bir tedbir olarak görmekten vazgeçiyorum. 

Araya giren güvenlik görevlileri ve diğer yetkililer sayesinde ortam sakinleştikten sonra genç kadın ve adam salona ayrı ayrı alınıyorlar. 

Sıraya girdiğimde önümde ve arkamdaki ikili üçlü öğrenci grupları Gürsel Tekin’e hazırladıkları soruların üzerinden geçiyorlar. Hesap sormaya hevesli havaları sezilmeyecek gibi değil. 

Bilet görevlisine adımı ve soyadımı iletiyorum, görüntülerimin kullanılmasına rıza verdiğimi beyan eden bir belge imzalıyorum. Salona adımımı atmadan detaylı bir güvenlik kontrolünden geçiyorum. 

200 kişilik bu salonun orta bölümüne, programa yoğun katılım gösteren gençleri gözlemleyebileceğim bir koltuğa yerleşiyorum. 

Aynı partinin iki ayrı safı

Salonun sol tarafına çoğunlukla takım elbiseli, orta yaşlı erkekler ve tek tük kadından oluşan Gürsel Tekin’ciler hakim. Sağ tarafta ise Tekin ekibinin sayısını ikiye katlayan, ağırlıklı olarak CHP Gençlik Kolları’ndan gençler… 

Sağ tarafımdaki gençler, 8 Eylül günü yedikleri biber gazının ve onların tanımıyla partilerine edilen “ihanet”in hesabını sormaya gelmişler. Hatta aralarında Gürsel Tekin ile davalık olan ve husumetlerini teke tek çözmek için gelenler bile var. 

Bu bilgileri etrafımdaki konuşmalara kulak kabartarak edinebiliyorum. Oğuzhan Uğur sahneye çıkmadan bile bu programın amansız ve acımasız bir yüzleşmeye sahne olacağını görmek mümkün.