Yeni Amerikan rüyası: Kutuplaşma 2.0
Her yenilik gibi, kutuplaşmanın da yenisi ABD’den geliyor. Birbirine mesafeli, birbirine tahammülsüz kitleleri geçtik; ABD’de artık belli bir yargı ve kolluğa güvenen, ötekine güvenmeyen iki kutup var.
Her yenilik gibi, kutuplaşmanın da yenisi ABD’den geliyor. Birbirine mesafeli, birbirine tahammülsüz kitleleri geçtik; ABD’de artık belli bir yargı ve kolluğa güvenen, ötekine güvenmeyen iki kutup var.
ABD’nin Venezuela hamlesi ve Trump’ın açık tehditleri, Latin Amerika’nın direniş hafızasını uyandırdı. Kolombiya Başkanı Petro’nun “yemin” çıkışı da bunun bir örneği. Bolivar’dan Küba Devrimi’ne, sandıktan silahlı mücadeleye Latin Amerika’nın ABD karşısında direnişinin tarihine kısaca göz atalım.
İran’daki protestolar, ekonomik sebeplerle ateşlense de ardında daha geniş bir meşruiyet krizi yatıyor. Hayat pahalılığı, ABD ve İsrail’le yaşanan gerilim, reform umudunun tükenmesi gibi faktörler binlerce kişiyi sokağa döktü. Bu protestoları diğerlerinden ayıran ne? İran’ı bundan sonra ne bekliyor?
Siyaset bilimci Prof. Dr. Evren Balta’ya göre, dünya düzeni, “ne doğru” sorusundan “kim neyi yapabilir” sorusuna kayıyor. Hukuk zayıfladıkça, nüfuz alanları ve klikler güçleniyor. Demokrasinin hayatta kalması ise yeniden bölüşüm ve hızlı ama hesap verebilir yönetim kapasitesi kurmasına bağlı.
Her palavra bir yerde patlar ama bu kadar kısa sürede olanı nadir görülür. İran’da kitlesel gösterilerde sokaklara dökülen halkın yeniden Şah yönetimini istediği en hızlı çöken Acem palavrası oldu.
“Ortadoğu’da en iyi yönetim hayırsever monarşidir” söylemiyle Warner Bros ihalesi nerede kesişiyor? Demokrasi, eşitlik ve özgürlüğün yerine verimlilik, hiyerarşi ve elit yönetimi koyan karanlık aydınlanma, dünyayı kimlerin yöneteceğini değil, kimlerin anlatacağını da yeniden yazıyor.