Fayn’ın 7 Ocak 2026’da yayınladığı “2026: Siyaseti Bilal Erdoğan’a hazırlama yılı” başlıklı yazının bir bölümünde şu ifadeler yer almıştı: 

2026: Siyaseti Bilal Erdoğan’a hazırlama yılı
2025’te Türkiye’de kulağa en çok çalınan kelimeler operasyon ve tutuklamaydı. 2026, daha azını vaat etmiyor. Görünen o ki siyasette Bilal Erdoğan’lı yeni bir dönem için yeni bir ortam inşa ediliyor. Fayn Ankara muhabiri derledi.

“….Erdoğan etkisini devam ettirebildiği sürece kimse onu doğrudan karşısına almaya kalkmayacaktır. 

Büyük olasılıkla ikincil güçler, bu dönemde öne çıkanlar arasında tercihte bulunarak etkilerini kullanmaya çalışacaklar. 

Bu yüzden 2025 yılı sonuna doğru başlayan AK Parti içi örtülü operasyonlar dönemi 2026’dan itibaren ivme kazanarak devam edecektir.

İç tehditlerin bertarafı ya da etkisizleştirilmesi için bu gerekir.  

Olacak olanlar, ortada kanıt bırakmayacak ama herkesin de ne denilmek istendiğini anlayacağı şekilde gerçekleşecektir. 

O yüzden 2026, AK Parti’de kartların tekrar tekrar karılma yılı. Ne zaman nasıl dağıtılacağını ise yılın gidişatı gösterecek.”

Bu satırlar yazıldığında henüz fon skandalı patlamamıştı.

“2025 yılı sonuna doğru başlayan AK Parti içi örtülü operasyonlar dönemi…” cümlesindeki kasıt 11 Eylül 2025’teki Can Holding’e el konulması kararıydı. 

Kamuoyunun Habertürk, Show Tv, Bloomberg HT’nin yanı sıra Doğa Kolejleri ve Bilgi Üniversitesi’nin sahipleri olarak da bildiği Can Holding, 121 şirketi bünyesinde barındırıyordu. 

O operasyon, iktidar içinde bir bilek güreşi olarak yorumlandı. 

Holding sahibi Kemal Can’ın gözaltına alındıktan sonra savcılıkta verdiği ifadede tekrar eden bir cümle dikkat çekiyordu. Holdingin, son birkaç yılda edindiği mal varlığında hep aynı tavsiye etkili olmuştu: Ciner Medya Grubu, Bilgi Üniversitesi ve Doğa Koleji, devlet büyüklerinin yönlendirmesiyle satın alınmıştı. 

O ifadede, okuyan herkesin kaşını kaldıran kilit söz “devlet büyükleri.” 

Ama sızan ifadelerde “Kim o devlet büyükleri?” sorusuna da, yanıtına da rastlanmıyordu. O da tuhaftı.

İfadede dikkat çeken başka bir şey daha vardı. Şöyle diyordu Can: 

“Yönetim kadrosu üst düzey devlet yetkililerimizin yönlendirmesi ve onların onayı ile oluşturulmuş olup halen yer alan kişilerin devlet kademesinde rolleri ve safahatları incelendiğinde bu durum teyit edilecektir.” 

Acaba bu sözler bir tür mesaj mıydı? 

O sıralarda Başkent kulislerinde konuşulan tam olarak buydu.

Bizatihi operasyonun kendisinin, AK Parti’nin veya hükümetin içindeki bir kanadın bir başka kanada operasyonu olduğu, “Kontrol etmeye çalıştığınız medyanın da sermayenin de farkındayız,” denildiği yorumu yapılıyordu. 

Sanki, rahat durun diye fısıldanıyordu.

Yılın sonuna doğru bir operasyon daha yapıldı. 

İçinde yine Habertürk TV geçiyordu. Televizyonun eski Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy, 9 Aralık 2025’te İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü uyuşturucu soruşturmasında gözaltına alındı. O zamandan bu yana tutuklu.

Ersoy’a son görevi için referans olanların da, devlet ve hükümet içindeki bazı büyükler olduğu konuşulmuştu. 

Kimilerine göre, Ersoy’un tutuklanması da onu bu göreve getiren büyüklere mesajdı. İsimler açık açık ortaya dökülmese de imalar hep aynı tarafa yönelikti: Hakan Fidan.

2026 sonbaharında durum

Bir önceki yılın sonbaharında gündem yaratan operasyon Can Holding ve devamıydı. 

Bu yılın sonbaharında ise fon skandalı. 

Fon skandalı ansiklopedisi
Fon skandalı aslında nasıl patladı? Daha önceden kimler uyardı? Uyaranlara ne oldu? Kim mağdur? Kim fail? Cevapları alt alta koyunca elimizde bir adet Fon Skandalı Ansiklopedisi oldu.

Bugünlerde Ankara’da aralarında AK Partililerin de olduğu bazı siyasiler fon krizinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı bir iç darbe olduğu şüphesinde birleşiyor. 

Tam burada Habertürk ve Mehmet Akif Ersoy meselesine tekrar dönelim ve bir hatırlatma daha yapalım.