İngiliz ekonomi gazetesi Financial Times (FT), Türkiye'de eylül ayında patlak veren ve 455 binden fazla yatırımcıyı etkileyen fon krizini kapsamlı bir araştırmayla ele aldı.
John Paul Rathbone imzasıyla 4 Kasım'da yayınlanan haberde, toplam 20 milyar dolarlık varlığa sahip 131 yatırım fonunun tasfiyesine uzanan süreç incelendi.
Gazete, Türkçedeki "fon" kelimesiyle saadet zincirlerini tanımlayan "ponzi" kavramını birleştirerek krizi "fonzi" olarak adlandırdı.
Soruşturma, finans dünyasından üst düzey kamu görevlilerine kadar uzanıyor.

FT ise yetkililerin şüpheli işlemlerden haberdar olmalarına rağmen neden aylarca müdahale etmediğini sorguluyor.
Yüzde 4 bin getiri nasıl sağlandı?
Soruşturmanın merkezinde, Emre Tezmen'in kurucusu olduğu Tera Grubu ve bu grupla bağlantılı yatırım fonları bulunuyor.
FT'nin incelediği şirket sunumlarına göre Tera'nın TLY kodlu fonu, 2025 yılında yüzde 4 bin 233 getiri sağladı. Aynı dönemde Borsa İstanbul'un getirisi ise yüzde 13.
Gazetenin aktardığına göre bazı fonlar, birbirleriyle bağlantılı şirketlerin hisselerini yoğun biçimde satın aldı. Bu alımlar hisse fiyatlarını yükseltti. Hisselerin değer kazanmasıyla fonların açıklanan getirileri de arttı.
Yüksek kazanç beklentisi yeni yatırımcıları çekti. Fonlara giren yeni paralarla aynı hisseler alınmaya devam edildi.
FT, bu işlemleri finans piyasalarında "pump and dump" olarak bilinen, hisse fiyatlarının yapay biçimde yükseltilmesi ve ardından satış yapılmasına dayanan manipülasyon yöntemlerine benzetti.
Özata Denizcilik hisseleri bu sürecin en dikkat çekici örneklerinden biri.
Gazeteye göre Tera fonları, nisan ayında yaklaşık 281 liradan Özata hisseleri almaya başladı. Ağustos sonunda şirketin borsada işlem gören hisselerinin yaklaşık yüzde 96'sı bu fonların elindeydi.
Eylül ortasında hisse fiyatı 5 bin liraya yaklaşmıştı. Beş ayda yüzde 1600 yükselen hisseler, krizin ardından sert biçimde düştü. FT'nin haberine göre Özata hisseleri kasım başında 170 liradan işlem görüyordu.
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), aralarında Tezmen'in de bulunduğu 11 kişi hakkında Özata hisselerinde manipülasyon yapıldığı şüphesiyle suç duyurusunda bulundu. Tutuklanan Tezmen suçlamaları reddediyor.
Yetkililer önceden uyarılmış mıydı?
FT'nin araştırmasında, krizden aylar önce yapılan uyarılar önemli yer tutuyor.
İYİ Parti Milletvekili Ayyüce Türkeş Taş, Aralık 2025'te TBMM'de sermaye piyasalarındaki manipülasyon iddialarını gündeme getirmişti.
Taş, yatırımcıların çeşitli işlemlerle zarara uğratıldığını söyleyerek hükümetin neden harekete geçmediğini sormuştu. Muhalefetin konunun araştırılması için verdiği önerge AKP milletvekillerinin oylarıyla reddedilmişti.
Aynı dönemde Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Merkez Bankası başkanının da yer aldığı Finansal İstikrar Komitesi, bazı portföy yönetim şirketlerinin ekonomik gerçeklerle açıklanamayan fiyat hareketlerine yol açtığını söylemişti.
Eski Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Başkan Yardımcısı Ramazan Başak da şüpheli işlemler konusunda yetkilileri defalarca uyardığını ancak dikkate alınmadığını pek çok kez anlattı.
Başak, Tera fonlarının olağanüstü getirilerini sorgulamasının ardından nisanda "yanıltıcı bilgi yayma" şüphesiyle gözaltına alınmış, daha sonra serbest bırakılmıştı.
Uluslararası endeks sağlayıcısı MSCI da haziran ayında koordineli işlemlerin borsa fiyatlarını bozabileceği uyarısında bulunmuştu.
Kriz nasıl patladı?
Financial Times, Ağustos sonunda hisse senetlerinin halka açıklık oranlarına ilişkin düzenlemelerde yapılan değişikliğin, fonların dayandığı fiyat artışlarını tersine çevirdiğini hatırlattı.
15 Eylül'de Pusula Portföy, bazı fonlarında yatırımcıların paralarını geri çekme taleplerini karşılayamadığını açıkladı.
Bunun üzerine diğer yatırımcılar da fonlardan çıkmaya başladı. Satışların hızlanmasıyla borsada sert düşüşler görüldü.
17 Eylül'de Finansal İstikrar Komitesi acil önlemler aldı. Toplam varlık büyüklüğü 20 milyar doları bulan 131 fonun tasfiyesi kararlaştırıldı.
Mehmet Şimşek, sorunlu alanın "karantinaya alındığını" ve fonların sektörün yaklaşık yüzde 10'unu oluşturduğunu söyledi. Krizin finans sisteminin tamamını tehdit etmediğini savundu.
Soruşturma kimlere uzandı?
Soruşturma kapsamında Borsa İstanbul'un eski yöneticisi Korkmaz Enes Ergün, eski Cumhurbaşkanlığı danışmanı Ertan Aydın, eski OECD Büyükelçisi Kerem Alkin ve eski Merkez Bankası Başkan Yardımcısı dahil çok sayıda isim tutuklandı.
Türkiye Sigorta'nın eski genel müdürü ve genel müdür yardımcısı da tutuklananlar arasında.
Soruşturmalar rüşvet, piyasa manipülasyonu, görevi kötüye kullanma ve suç örgütüne üyelik iddialarını kapsıyor.
AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya da görevinden istifa etti.
Kaya ve eşi, Özata Denizcilik'teki 400 bin hisselerini fiyatların çökmesinden önce sattı. Kaya, hisse işlemlerinden elde ettiği 2 milyar lirayı aşan kazancı gönüllü olarak iade ettiğini söyledi. İçeriden bilgi aldığı ve usulsüzlük yaptığı iddialarını reddetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ise 21 Ekim'de yaptığı açıklamada haksız kazanç elde edenlerin yargı önünde hesap vereceğini söyledi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek de 3 Kasım'da yaptığı açıklamada, soruşturmanın üst düzey finans bürokrasisine kadar uzandığını ve kapsamlı bir suç yapılanması tespit edildiğini söyledi.
Krizin siyasi ve ekonomik sonuçları ne?
FT, fon krizinin Erdoğan yönetiminin kurumları üzerindeki denetimine ilişkin tartışmaları da büyüttüğünü yazdı.
Gazeteye konuşan siyasi risk danışmanı Wolfango Piccoli, süreci düzenleyici kurumların yıllar içinde zayıflamasının sonucu olarak değerlendirdi.
Haberde, fon krizini kapsamlı biçimde haberleştiren Halk TV'ye ekim ayında ayrı bir yolsuzluk soruşturması kapsamında kayyum atanmasına da yer verildi. FT, bağımsız medyaya yönelik müdahalelerin arttığını belirtti.

FT'ye göre Borsa İstanbul son iki ayda yaklaşık üçte bir değer kaybetti. Bu düşüşün piyasa değerine etkisi yaklaşık 100 milyar dolar.
Bürümcekçi Araştırma'nın tahminine göre Türkiye'nin net döviz rezervleri de krizin başlangıcından bu yana 30 milyar dolardan fazla azaldı.
Hükümet, mağdur yatırımcılara fon başına 1 milyon liraya kadar ödeme yapılmasını sağlayacak bir düzenleme hazırladı. Olağanüstü kazanç elde edenlerin paralarını gönüllü olarak iade edebilmesi için de bir hesap oluşturuldu.
FT'ye konuşan ve birikimi olan 6 milyon lirayı fonlara yatıran Alican Mordalga, devlet denetimine tabi kuruluşlar oldukları için fonlara güvendiğini anlattı.
Mordalga, yaşananların ardından Borsa İstanbul'a yeniden güvenip güvenemeyeceğini bilmediğini de söyledi.

