Bir süredir televizyonlardaki yorumcular, Ankara kulislerinde konuşulan AKP içindeki bir ayrımdan bahsediyor: AK Partililer – Beştepeliler… 

AK Partililerden kasıt, parti içinde siyaset yapan yöneticiler, milletvekilleri, il ve ilçe teşkilatlarında yer alanlar. Yani doğrudan seçmenle temas halinde olan, parti tabanını ve teşkilatın hafızasını temsil eden geleneksel siyasetçiler. 

Beştepelilerden kasıtsa, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi çatısı altında çalışan, cumhurbaşkanı başdanışmanları ve politika kurulları üyelerinin de içinde olduğu, partiden ziyade Beştepe ile bağlantısı olan bir nevi günümüzün bürokratik elitleri. 

Zaman zaman ekranlarda, iktidar içinde bu iki grup arasında bir çatışma olduğundan bahsediliyor. 

Erdoğan’ın terazisi
Fon skandalı sadece bir yolsuzluk dosyası değil, AK Parti’de dengeleri yerinden oynatan bir kriz. Erdoğan skandalı ne zaman öğrendi, kimleri gözden çıkaracak, kimler için pazarlık yapılıyor? Fayn Ankara muhabirinin Ankara kulislerinden derledikleri, büyük bir hesaplaşmanın yaklaştığını gösteriyor.

AK Parti’ye yakın kamuoyunu araştırma şirketi GENAR’ın başkanı İhsan Aktaş, 26 Ekim’de X platformundaki hesabında dikkat çeken bir paylaşım yaptı. Aktaş, “Hiçbir vasfı ve meşruiyeti olmayan insanlar Külliye merdivenlerine kolayca tırmandırılınca bu vasıfsızlıktan geriye ülkeyi dolandırmak kalıyor” dedi:

“AK Parti siyasetinde seçimle iş başına gelen meşru nüfuzu temsil eden Sn. Recep Tayyip Erdoğan'dır. Ve her seçimde halka hesap vermektedir. Hiçbir vasfı ve meşruiyeti olmayan insanlar Külliye merdivenlerine kolayca tırmandırılınca bu vasıfsızlıktan geriye ülkeyi dolandırmak kalıyor. 
2015 yılında ikili bir yapı oluşunca karşı safa geçmekte kimse gözünü kırpmamıştı. Bugün Türkiye'nin mücadelesi dünyada bağımsız güçlü bir devlet olarak var olma mücadelesidir. Yeni bir medeniyet inşa etmek isterken leş kargaları ile de mücadele edeceğiz anlaşılan.”

AKP’li Şamil Tayyar: Artık tedavi zamanı

Bu paylaşıma gelen yorumlardan biri de eski AKP milletvekili Şamil Tayyar’a ait. Tayyar, İhsan Aktaş’ın sözlerini alıntılayıp “Artık tedavi zamanı” dedi: 

“Bu tespit, genel bir soruna işaret ediyor aslında. Siyaset kurumu da genel bürokrasi de bundan azade değil.
Bağışıklık sisteminiz güçlüyken bünyede barındırdığınız mikroplar sizi yatağa düşürmez. Bağışıklık zayıflayınca görün, şimdi olduğu gibi.
Bahane yok, artık tedavi zamanı.”

Tayyar, zaten son zamanlarda buna benzer yorumlar yapıyor. Bir arınma ihtiyacından bahsediyor. 20 Ekim’deki paylaşımında da “Ökse otu gibi AK Parti bedenine sarılarak boy atan düzenbazlar” ve “içerideki tehdit” ifadelerini kullanmıştı:

“AK Parti ve bürokrasinin arınması gerektiğini ifade ettikçe, ortalığa zehir saçan içerideki düzenbazlar sosyal medyadaki çakallarını üzerimize salıyor. Ökse otu gibi AK Parti bedenine sarılarak boy atan düzenbazların keyfi kaçmışa benziyor. Kaçsın, daha da kötü olacaklar, olmalılar.
Şundan ziyadesiyle memnunum: AK Parti tabanında gelişen ‘itiraz’ kültürü, daha canlı ve dinamik bir yapıyı şekillendirebilir. Cumhurbaşkanımızın da içerideki tehdidin varlığını çözümleyip üzerine gitmesi, sağlıklaştırma projeksiyonuna güç katacaktır.
Düzenbazların devri de bitecektir. Dileğimiz, temennimiz bu.”

Fon skandalı kırılma noktası mı?

Bu tartışmalar son fon skandalı sonrası yeniden ivme kazanmış görünüyor. Tüm toplum gibi AKP tabanı da skandalla ortaya çıkan gelişmeleri yakından izliyor.

Üç harfli cemaat: Erenköy
İktidarla ilişkisi hep yakın ama rahat değil olarak tanımlanan Erenköy Cemaati’nin “bu bir ikazdır” diyerek fon skandalı hakkında yayınladığı bildirinin anlamı ne? Erenköy Cemaati hakkında ne biliniyor? Parası nereden geliyor? Cemaat neye inanıyor?

Erenköy Cemaati diye bilinen Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı’nın, 13 Ekim’deki “Toplumsal çürümeyi kabullenmiyoruz!” başlıklı iki sayfalık bir bildirisi de bu açıdan önemli: 

“Fon krizi bir kaza değil, denetimsizliğin, göz yummanın ve kayırmacılığın sonucudur. Suçlular ve sorumlular hesap vermeden kimse güvenden söz edemez.” 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da tabandaki bu rahatsızlığın farkında. 21 Ekim’deki AK Parti Grup Toplantısı’nda “ikaz görevlerini layıkıyla yapan gönül dostları”ndan bahsetti: 

"Konunun kendi tabanımız, özellikle yıllardır bize destek veren camiamız tarafından yakından takip edildiğini gayet iyi biliyoruz. İnancımızın bir gereği olarak her türlü teklif ve tenkidi elbette önemsiyoruz. AK Parti sadece kadrolarıyla değil, aynı zamanda hakikati söyleyen çelik çekirdeğiyle de nevi şahsına münhasır bir harekettir.
Ne mutlu bize ki; soran, sorgulayan, eleştiren bir tabanımız var. Ne mutlu bize ki; yanlışa yanlış, doğruya doğru diyen bir seçmenimiz var. Bizi bugünlere getiren önce Yüce Allah’ın yardımı, sonra aziz milletimizin desteği, daha sonra irşat ve ikaz görevlerini layıkıyla yapan gönül dostlarımızın varlığıdır.”

Fon skandalı AKP oylarını ne kadar etkiledi?

Bu konuda da son Erdoğan’ın da önüne gittiğini tahmin ettiğimiz GENAR’ın kamuoyu yoklamasına bakmakta fayda var. Yukarıda bahsettiğimiz çıkışı yapan GENAR’IN başkanı İhsan Aktaş, 18 Ekim’de Yeni Şafak’taki yazısında fon skandalının AK Parti’ye etkisini değerlendirmişti: 

“Fon krizinden sonra kamuoyunun merak ettiği en önemli soru, fon krizinin siyaseti ne kadar etkileyeceği meselesi oldu. Bu bağlamda, ilk günlerdeki siyasi hasarın daha yüksek olduğu kanaatindeyim. Eylül sayısında AK Parti’nin oyları %36 bandındaydı. Bugün ise %33 bandında. Burada oy kaybı 3 puan civarında. Oy kaybının az olmasında muhalefetin dağınıklığının da etkili olduğunu düşünüyorum.”

Aktaş, AK Parti tabanının homurdandığını ama partisini terk etmediğini savundu, “Sistemi tepeden tırnağa gözden geçirmek lazım” dedi:

“Fon krizinin üç ayağı var:
* Yolsuzluk yapan iş insanları, hırsızlar.
* Onlara yataklık yapan bürokratlar.
* Sinyal kesici olarak kullanılan siyasiler.
Her bir grup titizlikle süreçten ayırt edildikten sonra, milletin bir daha bu krizle karşılaşmaması için sistemi tepeden tırnağa gözden geçirmek lazım.”

Tartışmalar nereye gider?

Fon skandalının patlak vermesinden sonra, AK Parti fiyatı şişirilen Özata Denizcilik hissesi üzerinden, eşiyle birlikte yaklaşık sadece dört ayda 2 milyar TL kâr eden Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ile yollarını ayırdı. Damadı fon soruşturmasında tutuklanan Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik ile eleştirilen kurumlardan SPK’nın başkanı Mahmut Sütcü de artık görevlerinde değil. Geçmişte Erdoğan'ın başdanışmanlığını yapan eski AKP milletvekili Ertan Aydın da tutuklandı. 

Fon skandalıyla ivme kazanan AKP içindeki tartışmaların seyrinin ne olacağı önümüzdeki günlerde Ankara kulislerinin en merak edilen konusu.

🦉
Fayn, güç sahiplerini denetlemek, bakış açılarımızı genişletmek, yankı odalarının duvarlarını yıkmak ve 21. yüzyılın enformasyon karmaşasına direnebilmek için var. Bağımsız ve nitelikli gazeteciliğe alan açma çabasına mütevazı bir tuğla da siz koyun, Fayn'ın ücretli aboneleri arasına katılın. Abonelik seçeneklerini inceleyin.
Bağlantı kopyalandı!