13 Ekim 2026’da Erenköy cemaati diye bilinen Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı “Toplumsal çürümeyi kabullenmiyoruz!” başlıklı iki sayfalık bir bildiri yayımladı:

“Fon krizi bir kaza değil, denetimsizliğin, göz yummanın ve kayırmacılığın sonucudur. Suçlular ve sorumlular hesap vermeden kimse güvenden söz edemez.”

Vakıf, hisselerin manipülasyonla yükseltildiği, bunun etkin biçimde denetlenmediği ve kamu gücünü elinde bulunduran bazı isimlerle siyasetçilerin çok yüksek oranlarda çıkar sağladığı skandalı eleştiriyordu.  

Vakfa göre, rüşvet ve yolsuzlukların sorumluları hesap vermeliydi. Dahası bu durum karşısında susulmamalıydı:

“Sadece şikâyet eden, alternatif üretmeyen, güçlünün yanlışına susup sadece zayıfın hatasını dile getiren bir ahlak söylemi, inandırıcılığını kaybetmeye mahkûmdur. Yolsuzluğa, torpile ve kul hakkına susan, ahlaktan bahsetme hakkını da kaybeder.”

İktidara yakınlığıyla bilinen vakfın üslubu ve maksadı epey konuşuldu.

Bildiri, vakıfla birlikte anılan Erenköy cemaatini de gündeme taşıdı.

Biz de ‘iktidarla ilişkisi yakın ama rahat değil’ diye tanımlanan, gelirlerinin bir kısmı üç harfli market zincirlerinden birinden gelen Erenköy Cemaatine yakından baktık.

Zihnipaşa Camii

Bir hukukçu mürşidin sohbet halkası

1950’lerde Erenköy’deki Zihnipaşa Camii etrafında, tüccarlığıyla da bilinen Musa Topbaş’ın rehberliğinde toplanmaya başlayan sohbet halkasına cemaatin temel yapı taşı demek mümkün, ama cemaatin kökleri daha eskiye gidiyor.

Bu köklerde Nakşibendî-Hâlidî geleneğinin tanınmış isimlerinden Muhammed Esad Erbilî var. Erbilî, 1930’da İzmir’in Menemen ilçesinde laikliğe karşı patlak veren ayaklanma sonrası kurulan askeri mahkeme tarafından hiçbir bağlantı delili gösterilmeden önce idam cezasına çarptırıldı, sonra yaşı nedeniyle bu cezası müebbet hapis cezasına çevrildi ve 1931’de hapiste öldü.

Erenköy cemaatinin oluşmasında asıl belirleyici olan kişi ise, Erbilî’nin takipçilerinden Mahmud Sami Ramazanoğlu. 1892’de Adana’da doğan, hukuk eğitimini İstanbul’da tamamlayan, 1979’da Medine’ye yerleşen ve 1984 yılında orada ölen Sami Ramazanoğlu, vekil olarak Musa Topbaş’ı bıraktı. Musa Topbaş 1999’da ölünce yerine oğlu Osman Nuri Topbaş geçti.

Osman Nuri Topbaş

Edep, zikir, şeriat

Cemaati, benzerlerinden ayıran en önemli özelliklerinden biri, tekke yapısını güncellemesi. İslam alimleri arasında çokça tartışmalı bir Halidi pratiği olan rabıta yani şeyhin suretine yoğunlaşarak meditasyon yapma ritüeli cemaat içinde şeyhe muhabbet ile sınırlandırılıyor. Öyle ki Musa Topbaş rabıtayı onun güzel ahlâkını ve salih amellerini örnek alarak kişinin kendi karakterini dönüştürmesi olarak yorumluyor.