Dinlediğimiz müziklerden (keşfet!) sosyal medyada like’lanan sevimli kedi videolarına (paylaş!)… İzlediklerimize göre önerilen dizilerden (puanla!) sansür ve algoritmadan sıyrılmış steril haberlere (öne çıkar!)… İş için hazırladığımız sunumdan akşama yapacağımız sarmaya… “Bugün ne giysem?” gibi en sıradan sorudan “Kan değerlerime göre bana bir diyet öner” gibi çok daha sofistike sorgulamalara… İstesek de istemesek de yapay zeka hayatımızın merkezinde. Arama motorundan WhatsApp’a, hangi uygulamayı kullansak yapay zeka modu ya da asistanı ekrandan fırlayıveriyor. Çağrı merkezlerinde bir insana denk gelmek mucize çünkü sağlıktan finansa her hizmet yapay zeka destekli artık.
Yapay zekanın bu kadar hızla yaygınlaşıp gelişeceğini kimse tahmin edemiyordu. Üretken yapay zekanın hayatımıza girdiği 2022’de küresel aktif kullanıcı sayısı 110 milyonken beş yıl içinde bu rakam 378 milyonu aştı. Microsoft verilerine göre bugün dünyada her altı kişiden biri yapay zeka kullanıyor. Fakat Sezen Aksu’nun şarkısındaki gibi, her şeyin bir bedeli var!
Her yapay zeka sorgusu, bağlı olduğu teknolojinin veri merkezlerindeki işlemcileri çalıştırıyor. Dolayısıyla daha büyük, daha gelişmiş veri merkezlerine ihtiyaç duyuluyor.
2019 yılında dünya genelinde 600'den az hiper ölçekli veri merkezi vardı. Bu sayı 2025'in son çeyreğinde ise bin 360'a ulaştı. Pazar, her yıl sektöre 130 ila 140 yeni devasa tesisin eklenmesiyle büyümeye devam ediyor.
Beklenmedik hızla artan veri merkezi inşaat ve planları, protestoları da beraberinde getirdi. Öyle ki bu yaz dünya, veri merkezi isyanlarıyla sallandı. En büyüğü, geçen temmuz ayında ABD’de 42 eyalette eşzamanlı düzenlenen 142 protesto gösterisiydi.
Peki insanlar veri merkezlerinin inşasına neden karşı? Özetle, kendilerine sorulmadan planlanmaları, yüksek enerji tüketimi, kirlilik endişesi ve yapay zeka destekli gözetlenmenin özgürlükleri ihlal etmesi. Tüm bunlara yapay zekanın insanlığı ele geçireceği senaryolarını da ekleyin.
Veri merkezleri iklim düşmanı mı?
Veri merkezi isyanları ABD ile sınırlı değil. İngiltere’den Fransa’ya, İtalya’dan Avusturya’ya planlanan veri merkezleri, Amerika’daki örneklere göre küçük kalsa da endişeler ortak. Devasa veri merkezleri, hem yapay zekayı beslemek için tükettiği enerji miktarı açısından hem büyük teknoloji firmalarına karşı duyulan güvensizlik nedeniyle tepkilerin odağında. Bu öyle bir dalga ki farklı uçlardaki siyasi kesimleri bir araya getirme özelliğine de sahip.
