Gazeteci Selahattin Günday, 12 Eylül gecesinden beri tutuklu. Tutuklandığı soruşturmada, eski MİT yöneticisi Kaşif Kozinoğlu’nun 2011’de cezaevindeki şüpheli ölümü araştırılıyor. 

Günday’ın tutuklanmasına ne avukatları ne ailesi ne de meslektaşları bir anlam verebiliyor. 

Çünkü, ayrıntılara baktığınızda yıllarca adliye muhabirliği yapan Günday’ın en fazla bu soruşturma kapsamında bilgisine başvurulabileceğini görmek mümkün. 

Avukatları, Selahattin Günday’ın tutukluğuna itiraz etti. 

Dilekçede, “Müvekkilimiz hakkındaki tutuklama kararının yalnızca ölçüsüz olmadığı, daha temel düzeyde isnadın kanuni dayanağı, dava zamanaşımı, suçların maddi ve manevi unsurları ile kuvvetli suç şüphesinin varlığı bakımından ciddi hukuki sakatlıklar taşıdığı açıktır,” denildi.  

Günday’ın gerek sorgusunda gerekse tutukluluğuna yapılan itiraz dilekçesinde bu konular tek tek vurgulanıyor.  

“Çekmediği görüntüden” tutuklama

Selahattin Günday, soruşturmaya konu olan, Kaşif Kozinoğlu’nun 10 Mart 2011’de Beşiktaş’taki adliyeye gelişi sırasında çekilen görüntüler yüzünden tutuklandı. 

Suçlama ise “istihbarat faaliyeti ile bilgi ve belgeleri ifşa etmek, kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak.”

Fakat o dönem Doğan Haber Ajansı’nda çalışan Selahattin Günday ısrarla görüntüleri kendilerinin çekmediklerini söylüyor. 

Zaten hatırlatalım, Selahattin Günday muhabir, kameraman değil. 

O gün birlikte çalıştığı kameraman İdris Tiftikçi de gözaltına alınıp adli kontrolle serbest bırakıldı ama görüntüyü çeken o da değil. 

Günday ifadesinde, o gün Kozinoğlu’nun giriş yaptığı kapıda değil, adliyenin üst kapısında beklediklerini, diğer kapıda hareket olunca oraya gittiklerini ve muhabirlere neler olduğunu sorduğunu anlattı: 

“Onlar da bana iki kişinin adliyenin arka kapısına geldiğini, girişte bariyerli olan dar bir koridordan yürüyerek adliyeye girmek istediğini, burada bulunan adliye polisi tarafından ‘Kimsiniz?’ diyerek durdurulduklarını, bu esnada burada bulunan gazetecilerin dikkatini çektiğini ve konuşmaya kulak kabartarak biraz daha yanlarına yaklaştıklarını, adliyeye gelen kişilerin polise ‘Savcılıkla görüşeceğiz’ gibi sözler söylemesi üzerine gazetecilerin Kaşif Kozinoğlu olabilir diye çekim yapmaya başladıklarını, hatta gazetecilerin de ‘Kaşif Bey’ diye seslenmesi üzerine tedirgin bir şekilde koşar vaziyette araca binip uzaklaştıklarını söylediler. Daha sonra biz de görüntüyü çekemedik diye üzüldük.”

Selahattin Günday ifadesinde, 10-15 dakika içinde bir araç protokol kapısına girerken bazı gazetecilerin "Tekrar geldi" dediklerinin duyulduğunu da söyledi. 

Günday daha sonra yaşananları şöyle anlattı: 

“Elime telefonumu aldım ve merkeze hızla bilgi verdim, o esnada Kaşif Kozinoğlu olduğunu sonradan anladığım kişi araçtan inerek sakin bir şekilde yürüyerek protokol girişinden adliyeye girdi ve bu protokol girişinden olan görüntüyü kameraman İdris Tiftikçi kayda aldı. Hatta o görüntüde siyah Adidas logolu bereyi takan benim ve yanımdakiler de benim gibi gazetecilerdir. Sonra da Kaşif Kozinoğlu aynı gün tutuklandığı için bir daha görüntülenemedi.”

Savcılık sorgusunda da Selahattin Günday’ın avukatı Hüseyin Ersöz bu noktaya vurgu yaptı: 

“Kaşif Kozinoğlu'nun girdiği ve görüntülendiği kapı Beşiktaş Adliyesi Ek Binası’nın duruşma salonlarına açılan girişidir. Müvekkilimiz ve kameramanlar olay günü bu kapıda bulunmamış ve bu kapıda herhangi bir görüntü çekmemiştir. Savcılık makamı tarafından bize soru olarak sorulan ve Cihan Haber Ajansı muhabirinin göründüğü fotoğrafın üzerinde İhlas Haber Ajansı’nın (İHA) logosu bulunmaktadır. Söz konusu alana müvekkilimiz tarafından gidilmemiş, ifadesinde de açıkça belirtildiği üzere o alanda bir kamera kaydı gerçekleştirilmemiştir.”

Görüntüyü çeken zaten “Ben çektim” diyor

Peki bu görüntüyü kim çekti? O da belli aslında. Çünkü Beşiktaş’ta, daha önce yıllar boyu Devlet Güvenlik Mahkemesi olan adliye binası 2012 Mayıs ayında kapandı, içindeki birimler Çağlayan’daki yeni adliye binasına taşındı.