Eski MİT yöneticisi Kaşif Kozinoğlu’nun 2011’de cezaevinde ölümüyle ilgili soruşturmada daha önce tutuklanan bir şüpheliye ek olarak üç kişi daha tutuklandı. Tutuklananlardan ikisi acil tıp teknisyeni, kasten adam öldürme ile suçlanıyorlar. Üçüncüsü ise gazeteci Selahattin Günday. 

Günday’a yöneltilen suçlama, “istihbarat faaliyeti ile bilgi ve belgeleri ifşa etmek, kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak.”

O günlerde Doğan Haber Ajansı’nda (DHA) muhabirlik yapan Selahattin Günday’ın nasıl olup da bu soruşturmaya dahil edildiğini, bir de üstüne tutuklandığını avukatları dahil kimse anlamlandıramadı. 

Çünkü her şeyden önce tutuklamaya konu olan, Kozinoğlu’nun adliyeye giriş görüntülerini Günday veya birlikte çalıştığı kameraman İdris Tiftikçi çekmedi. 

Görüntüleri çeken, 2016 darbe girişiminden sonra kapatılan Cihan Haber Ajansı’nın muhabiri. Hatta muhabir, 2012 yılında Kozinoğlu’nun adliye gelişini nasıl çektiğini anlatıyor.

Dahası Günday, o sırada olay yerinde bile değil. Görüntünün çekildiği kapıda değil, adliyenin başka bir kapısında bekliyor. 

Üstelik olay yerinde yaklaşık 50 gazeteci daha var. 

Bitmedi, görüntülerin çekilmesinin üzerinden 15 yıldan fazla zaman geçmiş, yani bir de zaman aşımı söz konusu. 

Üstelik, MİT Kanunu henüz değişmediği için, tutuklandığı madde o tarihte yürürlükte bile değil. 

Bu görüntülerin, Kozinoğlu’nun tutuklanıp cezaevine girdikten sekiz ay sonraki ölümüyle ne ilgisi olduğu da büyük bir muamma. 

Şunu da en başta hatırlatalım, o günlerde herkes “doğal ölüm” derken, Selahattin Günday, Kozinoğlu’nun avukatı Hüseyin Derin Yarsuvat ile röportaj yapıp, ölümünün şüpheli olduğunu haber yapan ilk gazeteci. 

Selahattin Günday’ın avukatı Hüseyin Ersöz’ün, “Bu gece bir hukuk garabeti yaşadık!” diye nitelediği tutuklamanın ayrıntılarına madde madde bakalım. 

Olay ne? 

Yıl 2011… O günlerde, Gülen Örgütü’ne bağlı savcıların eliyle yürütülen kumpas olduğunu yıllar sonra hükümetin de anladığı Ergenekon, Balyoz gibi davalar gündemdeydi. Bu kapsamda Oda TV davası olarak bilinen soruşturma başlamıştı.

Bu soruşturmada adı geçen isimler arasında Yalçın Küçük, Soner Yalçın, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Doğan Yurdakul, Müyesser Yıldız, Ahmet Şık, Hanefi Avcı ve Nedim Şener de bulunuyordu. 

MİT’in Orta Asya operasyonlarından sorumlu yöneticisi Kaşif Kozinoğlu da bu soruşturmaya dahil edildi. 

Kozinoğlu, 10 Mart 2011’de yurtdışından gelip, o zaman Beşiktaş’ta yer alan adliyeye ifade vermeye gitti. O gün tutuklandı, Silivri Cezaevi’ne gönderildi. Mahkemeye çıkmasına, yani ifade vermesine 10 gün kala 12 Kasım 2011’de cezaevinde öldü. 

Ailesi ve koğuş arkadaşları Kozinoğlu’nun hastaneye kaldırılması sırasında ihmaller yaşandığını dile getirdi. Bu şüpheleri de ilk haber yapan gazeteci, Selahattin Günday’dı. 

O dönem Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmada, “ölümün kalp damar rahatsızlığı nedeniyle olduğunun belirlendiği” tespiti yapıldı, dosya kapandı. 

Aradan 15 yıl geçtikten sonra şimdi dosya yeniden açıldı, şüpheli ölüm iddiaları soruşturuluyor. 

Kozinoğlu’nun adliyeye geldiği gün neler yaşandı?

2011 Mart ayı başında Kozinoğlu’nun evinde arama yapıldığı, 80 teyp kasetine el konulduğu yönündeki haberler bugün hâlâ basit bir internet aramasıyla bulunabiliyor. Kozinoğlu’nun kısa süreli dış görevler kapsamında son olarak 11 Ocak’ta yurtdışına çıktığı da yine aynı haberlerde belirtiliyor. Hatta 3 Mart tarihli bazı haberlerde Kozinoğlu’nun eski ve yıpranmış bir fotoğrafı da kullanılmış. 

Yani, Kozinoğlu’nun şüpheli olarak dosyaya dahil edildiği, Türkiye’ye dönüp ifade vereceği tüm gazetecilerin ve o günlerde gündemi takip eden herkesin bildiği bir konu. 

10 Mart 2011’de, bazı devlet görevlilerinin, Özel Yetkili Savcılığa ifade vermek için Beşiktaş’taki adliyeye gideceği de biliniyordu. Kaşif Kozinoğlu da zaten beklenen isimlerden biriydi. 

Eşkali bilinmiyordu

Ama Kozinoğlu’nun siması pek bilinmiyordu. Tüm basın kuruluşlarından 50’yi aşkın gazeteci adliyeye gidip beklemeye başladı. Gazeteci Selahattin Günday, Jandarma’daki ifadesinde gazetecilerle beraber adliyenin protokol kapısı önünde beklediklerini, giriş yapan herkesi çekmeye başladıklarını anlattı. 

Ama Günday’ın ifadesine göre bu sırada adliyenin duruşma salonlarına açılan diğer kapsısında bir hareket oldu, gelenler vardı. Protokol kapısında bekleyen Günday ve gazeteciler de o kapıya doğru koşmaya başladı. Günday, ifadesinde uzun boylu, pardösülü, kır saçlı bir şahsın araca bindiğini arka tarafından gördüğünü söyledi. Adliyede bulunan diğer muhabirlere ne olduğunu ve araca binenin kim olduğunu sorduğunu söyleyip, yaşananları anlattı: 

“Onlar da bana iki kişinin adliyenin arka kapısına geldiğini, girişte bariyerli olan dar bir koridordan yürüyerek adliyeye girmek istediğini, burada bulunan adliye polisi tarafından ‘Kimsiniz?’ diyerek durdurulduklarını, bu esnada burada bulunan gazetecilerin dikkatini çektiğini ve konuşmaya kulak kabartarak biraz daha yanlarına yaklaştıklarını, adliyeye gelen kişilerin polise ‘Savcılıkla görüşeceğiz’ gibi sözler söylemesi üzerine gazetecilerin Kaşif Kozinoğlu olabilir diye çekim yapmaya başladıklarını, hatta gazetecilerin de ‘Kaşif Bey’ diye seslenmesi üzerine tedirgin bir şekilde koşar vaziyette araca binip uzaklaştıklarını söylediler. Daha sonra biz de görüntüyü çekemedik diye üzüldük.”

Selahattin Günday ifadesinde, 10-15 dakika içinde bir araç protokol kapısına girerken bazı gazetecilerin "Tekrar geldi" dediklerinin duyulduğunu da söyledi. Günday daha sonra yaşananları şöyle anlattı: 

“Elime telefonumu aldım ve merkeze hızla bilgi verdim, o esnada Kaşif Kozinoğlu olduğunu sonradan anladığım kişi araçtan inerek sakin bir şekilde yürüyerek protokol girişinden adliyeye girdi ve bu protokol girişinden olan görüntüyü kameraman İdris Tiftikçi kayda aldı. Hatta o görüntüde siyah Adidas logolu bereyi takan benim ve yanımdakiler de benim gibi gazetecilerdir. Sonra da Kaşif Kozinoğlu aynı gün tutuklandığı için bir daha görüntülenemedi.”

Günday ifadesinde protokol kapısında çekilen görüntüyü merkeze ulaştırdıklarını ve son dakika bilgisi olarak haberleştirildiğini anlattı. “Merkeze gönderdiğimiz görüntü arka taraftan giriş yapılan görüntü değil diye hatırlıyorum,” dedi. Haber merkezinin bu görüntüleri arka tarafta çekim yapan diğer ajanslardan almış olabileceğini ya da bizzat kendilerinin o gazetecilerden bu görüntüleri isteyip haber merkezine ulaştırmış olabileceklerini ancak bu hususu tam olarak hatırlamadığını söyledi. “Bahse konu kaydı ben almadım,” dedi.

Savcılık sorgusunda da Selahattin Günday’ın avukatı Hüseyin Ersöz bu noktaya vurgu yaptı: 

“Kaşif Kozinoğlu'nun girdiği ve görüntülendiği kapı Beşiktaş Adliyesi Ek Binası’nın duruşma salonlarına açılan girişidir, Müvekkilimiz ve kameramanlar olay günü bu kapıda bulunmamış ve bu kapıda herhangi bir görüntü çekmemiştir. Savcılık makamı tarafından bize soru olarak sorulan ve Cihan Haber Ajansı muhabirinin göründüğü fotoğrafın üzerinde İhlas Haber Ajansı’nın (İHA) logosu bulunmaktadır. Söz konusu alana müvekkilimiz tarafından gidilmemiş, ifadesinde de açıkça belirtildiği üzere o alanda bir kamera kaydı gerçekleştirilmemiştir.”

Görüntüyü kim çekti?

Selahattin Günday zaten muhabir, görüntü çekmiyor. Yanında, yine bu soruşturmada Günday ile birlikte gözaltına alınıp, adli kontrolle serbest bırakılan kameraman İdris Tiftikçi var. Ama o da görüntüyü çekmemiş. 

Görüntüyü kimin çektiğiyse, yine çeken kameramanın kendi beyanıyla ortada aslında. Yine basit bir Google aramasıyla bulunuyor. 

2012’de, yani Kozinoğlu’nun gözaltına alınmasından bir yıl sonra, Beşiktaş’taki bu bina kapatıldı, buradaki birimler Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne taşındı. emlakkulisi.com adlı internet sitesinde 29 Nisan 2012 tarihinde bu konuyla ilgili bir haber yer almış, aslında haberin orjinali Radikal gazetesinde yayımlanmış, emlakkulisi.com Radikal'den alıntı yapmış.

Haberde gazeteciler, bu binayla ilgili anılarını anlatmış. Görüntüyü çeken kişi, Gülen Örgütü ile bağı nedeniyle kapatılan Cihan Haber Ajansı’nda o dönemde çalışan bir kameraman; haberde o görüntüyü nasıl çektiğini bizzat anlatıyor. Haberde ilgili bölüm aynen şöyle: 

“MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun çekilen tek görüntüsü Cihan Haber Ajansı muhabiri Osman Arslan’ın objektifinden yansıdı. Arslan, ‘Adliye çevresini kuşatmıştık. Adliyeye gelen MİT görevlisini fark ettim. Yanında bir kişi daha vardı. Bu kişinin Kozinoğlu olabileceği düşüncesiyle çekmeye başladım. Ben çekmeye başlayınca onlar kaçmaya başladı. O zaman emin oldum Kozinoğlu olduğundan’ diye konuşuyor.”

Hatta aynı haberde Selahattin Günday da konuyla ilgili şunları söylüyor: 

“Binaya girmek bile yasak. MİT mensupları ifadeye çağrıldı bilgisi önce yalanlandı sonra doğrulandı. Doğrulatana kadar ömrümüzden üç sene gitti.’’

Yani buradan da anlaşılıyor ki, Günday’ın önceden özel bir bilgisi yok, her gazeteci gibi, herkesin günlerdir konuştuğu bir bilgiyi doğrulatmaya çalışmış. Bu da öyle kolay olmamış. 

Selahattin Günday neden soruşturmada?

Kozinoğlu’nun görüntüsü o dönem bütün gazete ve televizyonlarda haber oluyor. Sabah gazetesi, “Kozinoğlu ilk kez görüntülendi” deyip İHA’nın görüntüsünü kullanıp imzasını atmış. Yeni Şafak, görüntüden alınan aynı fotoğrafı “En gizemli MİT’çi adliyede” demiş, muhabirinin imzasını atmış. 

Hürriyet Gazetesi de, 10 Mart’ta internet sitesinde “Sır adam Kozinoğlu tutuklandı” başlıklı habere aynı grup altında yer alan DHA’dan Selahattin Günday ve İdris Tiftikçi ile Anadolu Ajansı’nın imzasını atmış. 

Hatırlatalım, orada 50’den fazla gazeteci var, her basın kuruluşu da ya ajans ya da muhabirlerinin imzasını atarak haberi kullanmış. Ama yine hatırlatalım, görüntüyü çeken kameraman zaten yukarıda nasıl çektiğini anlatıyor. 

15 yıl önce yürürlükte olmayan yasadan tutuklama

Selahattin Günday, MİT Kanunu'nun 27. maddesi kapsamında tutuklandı. Yasa maddesi, “istihbarat faaliyeti ile bilgi ve belgeleri ifşa etmek, kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yayma” suçlamasını düzenliyor. 

Ama buradaki kritik tarih 2014. Yani Kozinoğlu’nun görüntülendiği tarihten üç yıl sonra… Gazeteci Günday’ın avukatı Hüseyin Ersöz, müvekkilinin suçlandığı 2011’de bu yasanın yürürlükte olmadığını söyledi: 

“Gazeteci Selahattin Günday,  2011 senesinde yürürlükte olmayan" MİT Kanunu'nun 27. Maddesi kapsamında tutuklandı. Yürürlükte değildi diyorum çünkü MİT Kanunu'nda 2014 senesinde esaslı değişiklikler yapılmış ve madde baştan sonra yeniden düzenlenmişti. Özetle, 2011 senesinde işlendiği iddia olunan bir suçtan, 2014 senesinde yapılan düzenleme dayanak gösterilerek tutuklama kararı verilmiş oldu.”

Tutuklama sevki yazısındaki suç tarihine itiraz

Selahattin Günday, savcılık sorgusunun ardından tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilirken, sevk yazısında suç tarihi olarak 12 Kasım 2011, suç yeri olarak da Silivri yazıldı. Oysa bu tarih, Kozinoğlu’nun cezaevinde öldüğü günün tarihi. Suç yeri olarak gösterilen yerse Silivri Cezaevi. 

Ama Günday’ın suçlandığı, Kozinoğlu’nun adliyeye  girerken görüntülendiği gün 10 Mart 2011, yerse Beşiktaş’taki Adliye. Peki bu niye önemli?

Kozinoğlu’nun öldüğü tarihin üzerinden 15 yıl geçmesine daha yaklaşık iki ay var. Ama adliyede görüntülenmesinin ardından 15 yıl 6 ay geçmiş. Avukat Hüseyin Ersöz, zaman aşımına vurgu yaptı: 

“Bir başka garabet ise tutuklama kararının, ‘zamanaşımına uğramış’ sözde bir eylemden verilmesiydi. Kaşif Kozinoğlu, Mart 2011'de Beşiktaş Adliyesi'ne gelmiş ve adliye çevresindeki görüntüleri birçok ajans ve gazete tarafından haberleştirilmişti. O tarihte suç olmayan ancak her hâlükârda ‘15 yıllık zamanaşımına uğramış’ olan bir fiilden tutuklama kararı verilmiş oldu. Bu durumu, Savcılık İfadesi ve Sulh Ceza Hakimliği Sorgularında belirtmemize karşın dikkate alınmadı ve ne yazık ki her yönüyle hukuk skandalı olan bir karara imza atıldı.”

Gazeteciye tutuklama 

Ama tüm bunlara rağmen savcı tutuklama istedi, mahkeme de tutuklama kararı verip Selahattin Günday’ı cezaevine gönderdi. Avukatı Hüseyin Ersöz tutuklamaya itiraz edeceklerini söyledi: 

“Sadece bu yönüyle değil, daha birçok konuda ‘lehe delillerin göz ardı edildiği’ önyargılı bir süreçten geçtik. Silivri Sulh Ceza Hakimliği'nin tutuklama kararına itiraz edeceğiz fakat son 3 günde yaşadıklarımız karşısında hem Hukuk Güvenliği İlkesinden hem de Selahattin Günday'ın Cezaevi'ne gönderilmesinden kaynaklı oluşacak mağduriyetten kaynaklı kaygı beslemekten geri duramıyoruz.”

Gazeteci Selahattin Günday, 12 Eylül 2026 günü gece yarısı tutuklandı.

Günday cezaevine gönderilirken, ailesi, avukatları ve adliye önünde bekleyen meslektaşları tüm bunları anlamlandırmaya çalışıyordu.

fayn'a abone olun

Türkiye'de nitelikli ve bağımsız gazetecilik ancak okuyucuların desteğiyle mümkün. Siz de şimdi Fayn'ın ücretli aboneleri arasına katılarak topluluk odaklı gazetecilik modelimizi destekleyin, tüm içeriklerimize sınırsız erişin ve abonelere özel topluluk etkinlikleri için davetiye alın. Abonelik seçeneklerini inceleyin.

Bağlantı kopyalandı!