Ekonomik ve toplumsal adaletsizliğin doruğa çıktığı dönemleri romanlarında hiçbir zaman es geçmemiş, toplumun, insan ilişkilerinin röntgenini mükemmelen çekmiş Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın eserleri bir yanıyla da siyasi iklimin insan ruhunda açığa çıkardığı kötülükleri, iyilikleri, duyguları görmek için eşsiz kaynaklardır. Bugünün adaletsizlik hikâyeleri günümüz edebiyatına dert ola dursun yazılanların ve yazılacakların dönem insanının ruhunu, acılarını ne kadar yansıttığı biraz da zamanla belli olacak.
Sözü Hüseyin Rahmi’den açmamın sebebi onun roman kişilerini hatırlatan çeşit çeşit dolandırıcılık icat etmiş bir isme varmak. Mahmut Saim’e… Osmanlı’da başlayıp Cumhuriyet döneminde dolandırıcılığa devam eden, siyasi ve toplumsal iklimi koklayarak yol alan bir dolandırıcının hikâyesi bu.
Onu, Cengiz Erdinç ve Murat Toklucu’nun yazdığı Kanun Dışında adlı kitapla tanımıştım.
Erdinç ve Toklucu kitaplarında 1900’lerin başından 1980’e dek birtakım suç insanları üzerinden bir Türkiye tarihi anlatıyordu. Ceplerinde her daim vicdansızlıklarını, gaddarlıklarını taşıyan, dönemin siyasi iklimini, ruhunu ustalıkla çözen suçluların hikâyeleriydi bunlar.
Kanun Dışında serserileri, gangsterleri, dolandırıcıları, soyguncuları incelerken çok önemli bir noktayı görünür kılıyordu: “Her devir kendi suçlusunu yaratır. Bu nedenledir ki, bir suçlunun hikâyesi aynı zamanda bir devrin de hikâyesidir.”
Bizim devrin hikâyesi yazıla dursun, Kanun Dışında’nın rehberliğinde 1900’lerin başından 1944’e dek dolandırıcı Mahmut Saim’in hikâyesine yeniden kulak verelim.
Kandırılan elli yazar
1899’da henüz bir hukuk öğrencisiyken dolandırıcılığa başlayan Mahmut Saim meslek hayatı boyunca çeşitli yazıhaneler açıp farklı farklı işkollarında varlık göstererek Türkiye’nin içinden geçtiği dönemlerin korku ve cazibe kaynaklarını ustalıkla kullanmış biri. Dolandırıcılık enstrümanları; sanat, yayıncılık, falcılık, ticaret... Dolandırdıkları arasında saray erkânından kamu görevlisine, esnaftan paşaya dek sayısız mağdur bulunuyor. Kendine İstanbul’un çeşitli semtlerini merkez edinen Mahmut Saim şehri sınır bilmeyip Anadolu’ya dahi uzanmış.
