Üçüncü sayfa haberlerine, Müge Anlı tarzı kriminal reality show’lara, suç dizilerine pek meraklı olduğumuz malum. Rating’ler, en çok izlenen, okunan haberler bu yorumu doğruluyor. Hatta bu merak bir süre sonra pek çok insanı amatör bir polise veyahut adli tıpçıya dönüştürebiliyor. Küçücük bir ipucundan katili/suçluyu bulma, gizemi çözmeye niyet eden yorumlar, tahminlere ulaşmak işten bile olmuyor.

Adli tıpçı Prof. Dr. Halis Dokgöz adeta bu ilgiyi bilimsel bir zemine oturtmak için rehber niteliğinde bir kitap yazmış: Temastaki İz Ayrıntıdaki Şeytan.

Kitabın önsözü şöyle: “Yaşamımızdaki tüm adli olaylar bir yandan hukuk ve adaletin nesnesi olurken bir yandan da sosyal yaşamımızın öznesi oluyor. Bu toplumsal gerçeklik de edebiyatın, sinemanın ve görsel sanatların konusu haline geliyor. Burada en büyük sorun, suç ve suçluyu ararken sosyal yaşamın niteliğinin, psikolojik ve evrensel koşulların, kültürel kodlarla birlikte yeterince değerlendirilmemesi…”

Suç, adli bilimler, edebiyat, sinema

Halis Dokgöz tam olarak bunu yapıyor. Yıllar boyunca takip ettiğimiz suça dair haberlerden edebiyata, filmlerden sanat eserlerine, baktığımız her şeyi adli tıp gözlüğüyle görmemizi sağlıyor. 

Kitap; suç, gerçek cinayet vakaları, tarihsel hikayeler, bilim, felsefe edebiyat ve sanat arasında paslaşmalarla akıcı bir şekilde ilerliyor.

Merak duygusuyla elinize aldığınız kitap, bir anda sizi içine alıyor ve şaşırtıcı pek çok bilgiyi öğrenmenizi sağlıyor.

Örneğin, yazar Arthur Conan Doyle'un ünlü dedektif Sherlock Holmes karakterini tıp fakültesindeki hocası Joseph Bell'den esinlenerek yarattığını…

Agatha Christie'nin romanlarında zehirlerin bu kadar önemli yer tutmasının, yazarın Birinci Dünya Savaşı sırasında gönüllü hemşire olması ve ilaçlar hakkında bilgisinin etkisini… Christie’nin romanlarında 30'dan fazla karakteri zehirle öldürmesi tesadüf değil.

Fransız edebiyatının başyapıtlarından Flaubert'in Madame Bovary romanında başkahraman Emma'nın arsenikle ölümünü anlatışı, Sokrates'in baldıran zehriyle idamı, Frankenstein'da yaşam ve ölüm arasındaki sınırlar, Dexter dizisinde suç ve adalet ilişkisi de kitabın konuları arasında.

Bir ölümün ardındaki hayat

Dokgöz'ün üzerinde durduğu önemli meselelerden biri de bir ölümün yalnızca otopsi bulgularıyla açıklanamayacağı.Özellikle kaza, intihar ve cinayet ayrımının güçleştiği vakalarda kişinin geçmişi, ilişkileri ve ruhsal durumu da önem kazanıyor. “Psikolojik otopsi” adı verilen yöntem tam da burada devreye giriyor.

Çocuk cinayetleri, aile içi şiddet, kayıp çocuklar ve hayvan hakları gibi konular üzerinden suçun toplumsal boyutuna da bakıyor Dokgöz.

Çünkü her suçun bir faili, bir kurbanı ve geride bıraktığı izler var. Ama aynı zamanda o suçu mümkün kılan koşullar, ilişkiler ve bazen görmezden gelinen gerçekler de var.

Descartes’tan Şeflerin Aşkı’na

Bunları ele alırken de insanın aklına kazınan bilgiler paylaşıyor: Mesela Fransız filozof, matematikçi ve bilim insanı Descartes’ın hayvanları acı duymayan bir makine gibi görmesi sebebiyle korkunç deneylere imza attığını öğreniyoruz. Descartes ve benzer düşüncelere sahip arkadaşları hayvanları canlı canlı parçalayarak organlarını çıkarmak, sıcak suyla haşlamak ve yakmak gibi bazı deneyler (!) yapmışlar.

Kitap, sanat eserlerine hem adli tıp perspektifinden hem de çevremizde yaşanan suç hikayelerinin yansımaları açısından farklı bir gözle bakmamızı sağlıyor. Örneğin bir çocuğun ebeveyni tarafından öldürülmesini anlatan Medea kompleksini tasvir ederken Fransız ressam Delacroix’nın Medea tablosunu hatırlatıyor.

Dokgöz kitapta sinemaya da bol bol yer veriyor. 2023 yılında Cannes’da en iyi yönetmen ve San Sebastian Culinary en iyi film ödülünü alan Şeflerin Aşkı’nda, Fransız mutfak tarihinin en tartışmalı ve gizemli ritüellerinden olan meşhur Ortolan yemeğinin hikâyesinden Pier Paolo Pasolini’nin çok tartışılan ve yönetmenin sadizmi pornografik bir haz nesnesi olarak değil, politik bir eleştiri olarak kullandığı Sodom’un 120 Günü filmine bambaşka bir gözle bakmanızı sağlıyor.

Palu Ailesi’nden Münevver Karabulut cinayetine

Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı öğretim üyesi Halis Dokgöz, adli tıp biliminin, suç ve adli konularda bilimsel yaklaşımın yaygınlaşması, doğru bilginin aktarılması için çabalayan bir akademisyen, aynı zamanda yazar ve karikatürist.

Ucu adli tıbba dokunan, kamuoyunda merak edilen her konuda bilgisini paylaşan bir isim.

Kitapta, cesetsiz cinayetlerden söz ederken Palu ailesi vakasını, mutilasyon vakalarından söz ederken Münevver Karabulut cinayetini, hipotermiyi anlatırken İstanbul’da Belgrad Ormanı’nda kaybolan ve bulunduktan birkaç gün sonra hayatını kaybeden Ece Gürel’in ölümünü ele alıyor.  

Dokgöz, en karmaşık, zor, bilimsel konuları bile bu kitaptaki 16 farklı bölümde, çok anlaşılır ve akıcı bir dille anlatmış. Çözüm önerilerini de eklemiş. Kayıp çocuk vakalarında, ABD’deki AMBER Uyarı Sistemi ve Avrupa’daki çocuk kayıplarına yönelik ağ benzeri uygulamaların, Türkiye açısından da önemli örnekler sunduğuna da değinmiş.

A7 Kitap’tan çıkan Temastaki İz Ayrıntıdaki Şeytan, polisiye tutkunları kadar psikoloji ve felsefeye meraklı olanlar için başucu kitabı olmaya aday.

🦉
Türkiye'de nitelikli ve bağımsız gazetecilik ancak okuyucuların desteğiyle mümkün. Siz de şimdi Fayn abonesi olarak topluluk odaklı gazetecilik modelimizi destekleyin, tüm içeriklerimize sınırsız erişin ve abonelere özel topluluk etkinlikleri için davetiye alın. Abonelik seçeneklerini inceleyin.
Bağlantı kopyalandı!