Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nın 31'inci, yani bugünlerde çokça duyduğunuz ifadeyle COP 31, 9 Kasım’da Antalya’da başlayacak. Dünyanın dört bir yanından temsilciler 20 Kasım’a kadar küresel sıcaklıkların artışına ve iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı yeni formüller arayacak. 

İklim değişikliği tüm dünyayı etkileyen en büyük sorunlardan biri. Dünya yalnızca ısınmıyor, artık bu değişime ayak uydurmakta da zorlanıyor. Rekor sıcaklıklar, yükselen deniz seviyeleri ve şiddetlenen orman yangınları, iklim krizinin etkilerini her geçen gün daha da yıkıcı hale getiriyor. 

Üstelik tehlike insan hayatını da doğrudan tehdit ediyor: Avrupa’yı kasıp kavuran sıcaklıklar yüzünden bu yaz yaklaşık 50 bin kişinin öldüğü tahmin ediliyor. 14 Ekim’de BioScience dergisinde yayımlanan State of the Climate (İklimin Durumu) raporu, iklim değişikliğinin insanlığın önlem alma hızını geride bıraktığı uyarısında bulundu.

2050’ye kadar daha çok ısınırız 

Her yıl yayımlanan State of the Climate raporu Dünya’nın iklim değişikliğindeki son durumu, sera gazı yoğunlukları, sıcaklık değişimleri, orman yangınlarından kaynaklanan ağaç örtüsü kaybı gibi çeşitli göstergeler üzerinden değerlendiriyor.

TIME dergisi bu yılki raporda incelenen 16 temel iklim göstergesinin yedisi rekor seviyelere ulaştığını yazdı. Bunların arasında deniz seviyesindeki yükseliş ve atmosferdeki sera gazı yoğunluğu var. 

Orman yangınlarında zarar gören alanların büyüklüğü ve okyanuslardaki ısının artması değişimin hızını hesaplamak için kullanılan ölçütler. Araştırmacılar, küresel ısınmanın belirgin biçimde hızlandığına dikkat çekiyor. Sıcaklıklar, 1880-1970 yılları arasında her on yılda yaklaşık 0,05°C ısınırken, 2010-2024 dönemindeki her on yılda yaklaşık 0,36°C yükseldi.

Isınmadaki bu hızlanma, küresel sıcaklık artışını 2°C ile sınırlama hedefinin 2050’den önce aşılabileceği endişesini artırıyor.

Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) son raporuna göre, mevcut politikalar devam ederse küresel sıcaklık artışı yüzyılın sonuna kadar 2,8°C’ye ulaşabilir. Araştırmacılar, 1,5°C hedefinin aşılmasının artık kaçınılmaz olduğunu ve ısınmayı sınırlamak için sera gazı emisyonlarının hızla azaltılması gerektiğini vurguluyor.

Kritik eşikler aşılırsa dönüşü yok

İklim değişikliğinin hızlanması yalnızca sıcaklıkların yükselmesi anlamına gelmiyor. Bilim insanlarına göre süreç, kendi kendini güçlendiren döngüleri harekete geçirerek çevresel değişimleri daha da hızlandırabilir.

İklim sisteminde devrilme noktaları olarak adlandırılan kritik eşikler aşıldığında, bazı değişimleri geri döndürmek mümkün olmayabilir.

Rapora göre, Dünya 2025 yılında ilk iklimsel devrilme noktasını aştı bile. Okyanusların ısınması, asitlenmesi, aşırı avlanma ve kirlilik, sadece mercanların beyazlayıp yok olmasına yol açmıyor. Deniz ekosisteminde daha fazla baskı yaratarak okyanusların karbon yutağı işlevini görmesini zorlaştırıyor. 

Araştırmacılar, bu gelişmeler Dünya’nın iklim dengesine büyük bir tehdit olduğunu vurguluyor. En korkutucu sonuç, iklim değişikliği hızının artık harekete geçme hızından daha yüksek olması.

2026’da en ölümcül kent Napoli oldu

İklim krizinin doğadaki yıkıcı etkileri insan sağlığı üzerinde de kendini gösteriyor. The Guardian gazetesinde aktarılan bir araştırmaya göre, Avrupa’daki 854 kentte bu yaz yaklaşık 50 bin kişi aşırı sıcaklarla bağlantılı nedenlerle hayatını kaybetti. Araştırmacılar, bu ölümlerin yaklaşık üçte ikisinin insan kaynaklı iklim değişikliğiyle bağlantılı olduğunu tahmin ediyor. 

Haziran-Ağustos döneminde küresel ısınma yüzünden meydana gelen sıcaklık dalgalarının, incelenen Avrupa kentlerinde yaklaşık 32 bin ek ölüme yol açtığı hesaplandı. Bu rakam doğrudan kaydedilen ölümler değil. Araştırmacılar, 2026’daki sıcaklık verilerini geçmiş yıllardaki sıcaklık ve ölüm oranları arasındaki ilişkiyle karşılaştırarak bu tahmine ulaştı.

Araştırmanın yazarlarından, London School of Hygiene & Tropical Medicine’de iklim ve sağlık alanında çalışan Malcolm Mistry, iklim değişikliğiyle ilişkilendirilen ölümlerin oranındaki artışa dikkat çekiyor. Zira bu oran, yüzyılın başında yaklaşık yüzde 40 olarak hesaplanırken  2026 yazında yüzde 65’e yükseldi.

Sıcaklığa bağlı ölüm oranları Malta, İtalya ve Macaristan’da en yüksek seviyelere ulaştı. Üç ülkedeki toplam ölüm sayısının İtalya, Fransa, İspanya, Almanya ve Birleşik Krallık’ta daha yüksek olduğu hesaplandı. Avrupa’da sıcaklık dalgalarından en ağır etkilenen kenti Napoli oldu. Kentte yaşayan her bir milyon kişiden 815’inin sıcaklığa bağlı yaşamını kaybettiği tahmin ediliyor.

Petrol, gaz, kömür kirliliği artıyor 

İklim krizinin başlıca nedeni, insan faaliyetleri nedeniyle atmosfere salınan sera gazları. Rapora göre karbondioksit, metan ve nitröz oksit yoğunlukları 2026’da rekor seviyelere ulaştı.

Mayıs 2026’da atmosferde ölçülen karbondioksit yoğunluğu milyonda 428 parçayı (ppm) aştı. Açık atmosferde sağlıklı veya normal kabul edilen karbondioksit seviyesi tarihsel olarak 280 ppm. Bu seviye, sanayi öncesi dönemin yaklaşık yüzde 50 üzerinde. Bir başka deyişle atmosferdeki karbondioksit miktarı gezegenin son iki milyon yılında kaydedilen en yüksek oran. 

Raporda iklim değişikliğini hızlandıran enerji tüketimi, gıda üretimi ve ekonomik büyüme gibi insan faaliyetleri de değerlendiriliyor. Fosil yakıt tüketimi, iklim değişikliğinin başlıca nedeni olmayı sürdürüyor. İklim zirvelerinde azaltma sözleri verilse, hedefler konsa da fosil yakıt tüketimi 2025’te yüzde 0,9 arttı. Petrol, kömür ve doğal gaz kullanımı ise rekor seviyelere ulaştı. Enerji kaynaklı yıllık karbondioksit emisyonları da ilk kez 41 gigatonu aştı. Rapora göre bu miktar, bir yılda 10 bin 800’den fazla kömürlü elektrik santralinin salımına denk geliyor.

Yenilenebilir enerji kullanımı yeterli değil

Raporda olumlu gelişmelere de yer veriliyor. Düşük karbonlu enerji kaynakları, 2025 yılında küresel elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 43’ünü karşıladı. Güneş ve rüzgâr enerjisi tüketimi ise yaklaşık yüzde 18 arttı.

Ancak fosil yakıt tüketiminin de yükselmesi, temiz enerji alanındaki ilerlemenin iklim krizini durdurmak için yeterli olmadığını gösteriyor. Raporda, İran’daki savaşın dünyanın fosil yakıtlara bağımlılığını bir kez daha ortaya çıkardığı ve küresel ölçekte yeşil enerjiye yönelimi hızlandırdığı belirtildi.

Bilim insanlarına göre sera gazı emisyonlarını azaltmak temel öncelik. Bununla birlikte değişen iklimin etkileriyle başa çıkmak için uyum önlemlerinin de yaygınlaştırılması gerekiyor.

Örnek mi? Bitki temelli beslenmenin yaygınlaşması, kıyıları koruyan mangrov ormanlarının ve deniz çayırlarının yeniden oluşturulması, sağlık sistemlerinin güçlendirilmesi ve şehirlerin aşırı sıcaklara karşı daha dayanıklı hâle getirilmesi öncelikli  önlemler arasında sayılıyor.

İklim krizi bugünün sorunu

Rekor seviyelere ulaşan iklim göstergeleri, artan fosil yakıt tüketimi ve aşırı hava olaylarının insan sağlığı üzerindeki etkileri, iklim krizinin giderek ağırlaştığını ortaya koyuyor. 

Araştırmacılar, emisyonları azaltmanın yanı sıra insanları sıcak hava dalgalarına ve diğer iklim risklerine karşı korumanın şart olduğunu vurguluyor. Özellikle yaşlıların, kronik hastalığı bulunanların ve ekonomik nedenlerle serinleme imkânlarına erişemeyenlerin desteklenmesi önem taşıyor.

İklim sistemindeki değişimin artık sadece geleceğe ilişkin bir risk olmadığı State of the Climate raporunda şu sözlerle vurgulanıyor 

“İklim sisteminin hızla istikrarsızlaştığına tanıklık ediyoruz. Bu artık geleceğe yönelik bir uyarı değil, bugünün teşhisi.”

🦉
Fayn'a abone olarak bağımsız yayınlarımızı destekleyebilir, her hafta yeni eklenen özel içeriklerimize sınırsız erişebilirsiniz. Şimdi abone ol!
Bağlantı kopyalandı!