Fon skandalı ansiklopedisi
Fon skandalı aslında nasıl patladı? Daha önceden kimler uyardı? Uyaranlara ne oldu? Kim mağdur? Kim fail? Cevapları alt alta koyunca elimizde bir adet Fon Skandalı Ansiklopedisi oldu.

Skandalın büyümesinde üç etken rol oynuyor: Devletin ilgili kurumlarının yaşananlara müdahale etmemesi; kamuoyuna yapılan açıklamalardan resmî dilekçelere ve basında yayımlanan haberlere kadar uzanan uyarıların dikkate alınmaması; sorumluların ve müdahale yetkisi bulunan bazı kişilerin, fonlarla ilgili kişilerle birbirine geçen ilişkiler ağı içinde bulunması.

Sırayla gidelim. 

"İnsanlar mahvoldu Fahrettin"

Fon skandalının patlamasında, 2021’de kurulan bir fonun dört yılda 524 kat değer kazanarak ve Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu’nda (TEFAS) işlem yapma izni alarak tüm yatırımcılara açılmasında ve sonrasındaki tüm gelişmelerde devletin pek çok kurumunun ihmalinin olduğu aşikar.

Ancak bunun da ötesinde aslında borsayla ilgilenen hemen herkesin bildiği bu düzene karşı devletin kurumlarına şikayet dilekçeleri yazanlar, Tera’ya dikkat çekenler, bu konuda 1,5 yıl önce haber yapanlar var. 

MASAK eski başkan yardımcısı Ramazan Başak onlardan biri… T24’ten Cansu Çamlıbel’e verdiği söyleşide, “Bürokrasi, siyaset ve yargı içinden bu yapı çok güçlü seviyelerden destek görmemiş olsaydı, Türkiye'nin 45 yıllık sermaye piyasası tarihindeki en büyük tahribatı ve en yüksek mağdur sayısını yaratamazdı. Mümkün değil." diyor.

Başak, Haziran 2025'te Vergi Denetim Kurulu'na, ardından CİMER üzerinden MASAK ve SPK'ya başvurdu. Ocak 2026'da ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na kapsamlı bir dosya verdi. Bunlara karşılık herhangi bir soruşturma başlatılmadı ancak Emre Tezmen'in şikâyetleri üzerine Kasım 2025’te gözaltına alındı, bir gece nezarethanede kaldı. Nisan 2026’da bir kez daha gözaltına alındı. 

Tüm girişimleri karşılıksız kalsa da Başak ısrarla uyarılarına devam etti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ulaşmaya çalıştı. Cansu Çamlıbel’e verdiği röportajda çabasını şu sözlerle anlatıyor:

“Başsavcılığa yaptığım ihbardan sonra Cumhurbaşkanlığı'na da bir dosya gönderdim. ‘Çok kötü şeyler oluyor. Size ya da görevlendireceğiniz bir kişiye bunları anlatabilirim’ dedim. Özel Kalem'i de arayıp dosyamın ulaşıp ulaşmadığını sordum. Bununla da yetinmedim. Dosyanın Cumhurbaşkanı'na ulaşmayabileceğini düşünerek AK Parti MKYK'da bulunan, eski meslektaşım ve yaklaşık 40 yıldır tanıdığım bir Fahrettin Yahşi’ye defalarca, "Fahrettin, çok kötü bir noktaya gidiyor. Çok ciddi mağduriyetler var. Bu, sosyal sonuçları da olabilecek bir mesele. İnsanlar 'mahvolduk', 'intihar edeceğim' diyor. Bu dalga dalga yayılacak. Bir an önce bu sorunu çözmezseniz çok kötü bir noktaya gider. Bizim sesimiz ancak bir yere kadar ulaşıyor; lütfen bunu Sayın Cumhurbaşkanı'na ve ilgililere aktar" diye yazdım. Sınıf arkadaşım Dr. Cemil Erten'e de yazdım. Oradan da bir cevap gelmedi.”

Her şey 2021’de önlenebilir miydi?

Pek çok uzmana göre bugünkü skandala gelen yolda ilk ihmalin, yanlış iliklenen ilk ilmeğin tarihi 2021.

Ramazan Başak 2021’i milat olarak görüyor: “2021'de Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın iş adamı Kasım Garipoğlu'nun Türkiye'de SPK lisansı olmadan faaliyet gösteren GKFX isimli bir şirketiyle ilgili bir iddianame var. Bu şirkete çeşitli gruplardan çanta ve valizlerle para taşınıyor. Paralar Vietnam ve Kamboçya gibi Uzak Doğu ülkelerine gönderiliyor. Ortada dikkat çekici, şüpheli ve çok büyük bir para trafiği var. Kasım Garipoğlu bir gün savcılığa başvurup şirketinin üst düzey yöneticilerinin kendisinden 30 milyon dolar çaldığını söylüyor. Savcılık soruşturma başlatıyor ve Tera Yatırım, Asco ve Venbey gibi şirketlerle GKFX arasında çanta ve valizlerle gerçekleştirilen yaklaşık 350 milyon dolarlık para trafiği ortaya çıkıyor.”

Bu arada hatırlatmakta fayda var. 2025'te İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü gazeteci Mehmet Akif Ersoy, spiker Ela Rumeysa Cebeci'nin tutuklandığı operasyonda,  Garipoğlu hakkında da utuklama kararı çıkmıştı. Firari Garipoğlu’nun malvarlığına el konmuştu.

Başak’a göre, bu kara para, 2021’de kurulan 12 kişilik kapalı fonun ilk yapı harcını oluşturuyor. Fon kapalıyken fona yatırılan bu para 524 kat artıyor. Ve tüm bu para hareketleri sabitken, SPK bu şirkete halka arz izni veriyor. Başak “Halka arz izni vermeden önce ben SPK’ya uyarı mektubu yazdım. Daha sonra bu şirkete BDDK da banka kurma izni verdi.” hatırlatmasını yapıyor.

“SPK suç duyurusunda bulunabilirdi”

Bankacılık, finans ve para piyasaları alanında uzman Kerim Rota da 2021 yılında SPK’nın sorumluluğuna dikkat çekiyor.

“4 senede 524 kat artmış bir fonun ne kadar büyük talep görebileceği, finansal okur yazarlığı düşük insanların buna girebileceğini tahmin etmemek mümkün mü? Bu performansın piyasa dolandırıcıyla olduğunu tahmin etmemek mümkün mü? Zaten SPK’nın elinde bir de log kayıtları var. Bu performans nasıl yapıldı? Hangi hisselerden yapıldı? Bu cinayet. Buna izin verilmesinde mutlaka kasıt var. 

Bu fonun fiyatı TEFAS’a açıldıktan sonra daha da yükseldi, içine 200 milyara yakın para girdi. O fonu kuran portföy yönetimi şirketi o kadar popüler oldu ki başka fonlar kurdu, onlara da izin verildi. Orada da 200 milyar toplandı.”

Rota’ya göre ihmalin göz göre göre yapıldığı bir diğer konu, halka arz izinleri…

“SPK bir şirkete halka arz izni veriyor. Örneğin şirket 300 milyon dolara halka açılıyor, yüzde 20'si 60 milyon dolarlık hisse satılıyor. Bu hisseleri kim aldı? Bu dağıtım nasıl yapıldı? Fiili dolaşımında ne kadar hisse kaldı? Borsa sonrasında bunların takibini yapmıyor. Sonra bu 300 milyon dolarlık şirketin değeri bir anda 17 milyar dolara çıkıyor. Şirket, sürekli Kamuoyu Açıklama Platformu’nda (KAP) standart ‘Özel bir durumumuz yoktur’ bildirimini yapıyor. SPK bunu da yeterli görüyor. Oysa SPK piyasa dolandırıcılığından suç duyurusunda bulunsaydı ve bunu da kendi yayınladığı haftalık bülteninde duyursaydı, zaten insanlar oraya para yatırmazdı. Çünkü o suç duyuruları aslında ben bu işin üstüne gidiyorum demek.”

Halka arz süreçlerinde de sorunlar biliniyordu. Rota’ya göre halka arzlar şüpheli şekilde şüpheli kurumlarla ve birtakım gizli ya da sözlü anlaşmalarla usulsüz şekilde yapılıyordu.

“Örneğin şirketinizi 300-400 milyon dolara halka açıyorsunuz. Ama şirketin değeri 17,5 milyar dolara çıkıyor. Eğer aklınızı yitirmediyseniz, bir zihin bulanıklığı yaşamıyorsanız değil 17,5 değeri 10 milyar dolara geldiğinde Borsa'ya bildirimde bulunursunuz ve “Ben hisselerimin yüzde 2'sini satıyorum” dersiniz, oradan gelen nakiti de ya şirketinize koyarsınız ya tatile gidersiniz. Ama bunu yapmıyorlar, neden? Çünkü bu halka arzların hepsinin kurgusal olduğunu düşünüyorum. Bu halka arzlar da bu olağan şüpheli kurumlar tarafından yapılıyor. Ve baştan bunların bazı sözleşmelerle veya sözlü anlaşmalarla kilitlendiğini düşünüyorum.

Aslında şirketi halka arz edecek olanlar önce düzgün kurumlara gidiyorlar. Orada bir değerleme yapılıyor ve mesela deniyor ki, senin şirketinin değerlemesi 200 milyon dolar. O sırada bir başka aracı kurumdan bir telefon geliyor ve ofislerine davet ediyorlar. Orada tahminen şöyle deniyor: “Biz senin şirketini 400 milyon dolara halka açarız. Bizim yatırımcı kitlemiz bunu alır. Sen de yüzde 20'sini açınca 40 yerine 80 milyon dolar alırsın. Hatta ben 40 milyon dolarını ön avans olarak sana vereceğim. Bu 3 aylık halk arz süresi öncesinde de kredilerini falan kapatırsın. Ama tek bir şartımız var; halka arz dağıtımını biz yapacağız. Kime ne kadar hisse verileceğine tamamen biz karar vereceğiz. Orada senin herhangi müdahalen olmayacak. Ondan sonraki fiyat hareketlerinde hiçbir açıklama yapmayacaksın. Bir sene sonra SPK’nın koyduğu şirket sahibinin satış yapma yasağı süreci bittikten sonra da bize geleceksin. Bizim şişirdiğimiz fiyatın yarı fiyatından biz senden yüzde 'ini alacağız.”

Rota, halka arz seferberliği başlatıldığını bunun da  kontrol mekanizmaların gevşetilmesiyle ilişkili olduğunu hatırlatarak,  “iki önceki başkanın burada çok sorumluluğu olduğunu düşünüyorum.” diyor.

“Borsa İstanbul da, BDDK da sorumlu”

Rota’ya göre, genellikle mevduatların kullanılmasında kuralları da, gözetimi de daha sıkı olan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun (BDDK) da ihmali var.

Rota, soruşturmada bahsi geçen yatırım ve katılım bankalarından söz ederek “Bu banka izinleri nasıl verildi, bu faaliyetleri nasıl denetlendi?” sorusunu soruyor.

Öte yandan bu ponzi sistemi herkesin gözü önünde borsa üzerinden işliyordu. Aşırı değer artışı olan, şişirilen hisseler, şirketler… Ancak Borsa İstanbul’dan da hiçbir ses çıkmadı. 

Rota buradaki diğer sorumlulara da dikkat çekiyor: 

“Borsa İstanbul da aynı derecede sorumlu bence. Mesela bu değer artışları, hareketlere dair açıklamalar Borsa İstanbul'da yapılıyor. Burada sorumlular, sadece fonu yönetenler, portföy yönetim şirketleri veya bunun en tepesindeki yönetim kurulu üyeleri değil. Aynı zamanda bu şişirilmiş hisselerin çoğunluk hisse sahiplerinde de çok büyük sorun olduğunu, çok büyük suç olduğunu düşünüyorum.”

Denetlemeden sorumlu kurumlar ne yaptı?

SPK’nın söylemlerine bakıldığında atılan bazı adımlar görülüyor. İlk açıklamada sorunun 2025'in son çeyreğinde gözlemlendiği belirtildi. 2 Aralık 2025'te Finansal İstikrar Komitesi konuyu gündeme aldı, SPK bünyesinde çalışma grubu oluşturuldu, 18 Aralık'ta nitelikli yatırımcı şartlarında aranan finansal varlık tutarı 1 milyon liradan 10 milyon liraya çıkarıldı. 

Temmuz ayında Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu (TEFAS) ve bazı değerleme kurallarını değiştirdi. 28 Ağustos’ta Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber ise yenilendi ama bunların hiçbiri o aylar boyunca bu sistem üzerinden işleyişi durdurmadı, milyarlarca liralık işlemler sürdü.

Devlet Denetleme Kurulu, sermaye piyasalarını regüle etmek ve denetlemekle görevlendirilmiş Sermaye Piyasası Kurulu, Borsa İstanbul bünyesinde Denetim ve Gözetim Kurulu, cumhuriyet başsavcılıkları… Hiçbiri gidişatın önünde etkin bir biçimde duramadı. 

Medyada da uyarılar vardı

Sosyal medyada, özellikle borsa analizleri yapan çeşitli YouTube hesaplarında bu konuda pek çok uyarı yapıldı.

Borsanın Gündemi adlı internet sitesinde, 2025 yılı mart ayı başında Tera’nın borsa manipülasyonlarını anlatan, “Borsa operasyonlarının yeni merkezi Tera Yatırım“ başlıklı bir haber yayımlandı. Bu haberlerden sonra sitenin yetkilileri hakkıda soruşturma başlatıldı ve haberi yapanların ifadeleri alındı

Ekonomim gazetesinden Şebnem Turhan da bu fonlardaki şişkinliğe dikkat çeken pek çok haber yaptı. 

Hatta hükümete yakın medyanın en önemli ayaklarından Sabah gazetesinde bile işaret fişekleri vardı. Mahmut Övür, 4 Ekim 2025’te “Yolsuzluklar ve borsa vurgununun kilit isimleri” başlıklı yazısında, borsa manipülasyonlarına dikkat çekti. 

Kritik pozisyonlarda, kritik isimler

Fon skandalı elbette pek çok kurumda doğru zamanda doğru müdahale ile engellenebilirdi. Ancak bu süreçleri denetlemekle yükümlü kurumlardaki  denetlemenin sağlıklı yapılmasını önleyecek görevlendirmeler vardı; bunlar da sermaye piyasalarındaki denetim mekanizmalarının işleyişine dair soru işaretlerini artırdı. 

Fon skandalının kilit ismi, Tera Yatırım’ın sahibi Emre Tezmen, 3 Ağustos 2023’ten kriz patlak verene kadar sermaye piyasalarının en kritik kuruluşu sayılan, yatırım fonu katılma paylarının ve yatırımcı bilgilerinin merkezi kayıt ve izleme altyapısını işleten Merkezi Kayıt Kuruluşu’nda (MKK) yönetim kurulu üyesiydi. 

Yıllardır yolsuzluklar üzerine çalışan gazeteci Çiğdem Toker, 30 Eylül tarihli t24 yazısında, “Neden zamanında önlem alınmadı?”, “Neden denetimler zamanında yapılmadı” sorularına cevap ararken bürokratik yapılanmaya işaret ediyor:

“-Manipülatif işlemlerin yapıldığı Borsa İstanbul (BIST) Başkanı Erişah Arıca, Türkiye Varlık Fonu Başkanvekilliği görevini de yürütüyor. Hem borsa hem Varlık Fonu’nda üst düzey yönetici.

-Kriz ilk çıktığında “Neden duruma el koymadı?” sorularına muhatap olan Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu’nun başkanı Salih Tanrıkulu, aynı zamanda BIST’in başkanvekili. (Salih Tanrıkulu’ndan önceki DDK Başkanı Yunus Arıncı, Takasbank Genel Müdürü).”

🦉
Fayn, güç sahiplerini denetlemek, bakış açılarımızı genişletmek, yankı odalarının duvarlarını yıkmak ve 21. yüzyılın enformasyon karmaşasına direnebilmek için var. Fayn’a sınırsız erişim için abone olun.
Bağlantı kopyalandı!