Hayır diyebilmenin ötesi: Sınır çizmek ne demek?
Ruh sağlığına ilişkin dil yaygınlaştıkça sınır koymak da bir slogana dönüştü. Peki her sınır gerçekten kendimizi korumak mı yoksa muhatabımızı kontrol etmek için yeni bir aracı mı?
Ruh sağlığına ilişkin dil yaygınlaştıkça sınır koymak da bir slogana dönüştü. Peki her sınır gerçekten kendimizi korumak mı yoksa muhatabımızı kontrol etmek için yeni bir aracı mı?
Sahte, kirli ve yapay içeriklerin beyin kimyanızla oynadığını biliyor muydunuz? Neyse ki kendinizi bu içerik çöplüğünden korumak ve zihninize sahip çıkmak için kolayca uygulayabileceğiniz bir teknik var: Critical ignorance yani eleştirel göz ardı etme.
Anne hem canını verecek kadar sever bebeğini, hem de bırakıp kaçmak ister. Hem bütünüyle masum ve savunmasız olan o küçücük canlının başına gelebilecek en kötü kazaları öngörmeye, önlem almaya çalışır, hem de öngörüleri istemsiz düşlemlere dönüşür bazen ve onları dilekleri zannetme gafletine düşer.
Yeni yıl kararları alındı, niyetler güçlü ama birkaç gün sonra her şey yine ertelenebilir ya da antik çağdan beri bilinen adıyla akrasia etkisi devreye girebilir. Sorun irade mi, yoksa zihnimizin bize oynadığı bir oyun mu? Bu yıl kendimiz için daha iyi olanı gerçekten yapabilmek mümkün mü?
Her yeni yıl karşımıza çıkan “yeni bir ben ol” çağrısı gerçekten umut mu veriyor, yoksa yeni bir yük mü getiriyor? Bireysel değişimin kutsallaştırıldığı bir dünyada ruh sağlığı neden giderek daha kırılgan hâle geliyor?
Bir şeyi sadece o şey için yapmak ne zaman zorlaştı? Yürürken podcast dinlemek, boşluğu doldurmak mı yoksa zihni yormak mı? Bedeli ne? Sessizliğin, dikkatin ve “kafa dinlemenin” neden hayati olduğunu hatırlıyoruz.