CHP muhabirleri Ankara’da 21 Mayıs’tan bu yana fazla mesai yapıyor. 

Yani, 38. Olağan Kurultay için mahkemeden ‘mutlak butlan’ kararı çıktı çıkalı. 

O gün bugün, CHP’nin fiilen ikiye bölünmüşlüğü gibi, mümkün olsa onlar da ikiye ayrılıp iş yüküne yetişmeye çalışacak. 

Bu henüz mümkün olmadığından, Ankara’da diğer alanlara bakan muhabirler de dilleri döndüğünce CHP’lerden bilgi aktarmaya uğraşıyor. 

Zira, Genel Merkez’e kurulan Kemal Kılıçdaroğlu ile TBMM’yi üs belirleyen Özgür Özel’in birbirlerine nispetleri hız kesmek bir yana, artarak devam ediyor. 

Daha önce bundan sonra hep taktik, sürekli taktik demiştik ya, aynen öyle.

Ayrı ayrı bayramlaşma programları mı dersiniz, ayrı ayrı MYK’lar, parti sözcüleri mi? 

Birinin ak dediğine, öteki kara diyor. 

Herkes harıl harıl CHP dersi çalışıyor. 

“Şimdi kimin neyi yapmaya, nasıl bir yetkisi var?”, “O, onu yapabilir mi, bu bunu yapabilir mi?” diye yorulan kafalar bir yere varamıyor. 

Çünkü birine göre bir tüzük geçerli, ötekine göre bir başkası.

Kesin olan tek şey, iki taraf da parti yönetimine, TBMM grubuna, teşkilata hâkim olmaya çaışıyor; tedbir sürecinin seyrini belirlemek ve kurultayı kendi istediği zamanda yaptırabilmek adına hamle üzerine hamle yapıyor.  

Özel’in hamleleri 

30 Mayıs 2026 günü, yani bayramın son günü, iki taraf da aynı saatte halkla bayramlaşma günü ilan etti. 

Özgür Özel, başkentin merkezinde Güvenpark’ta binlerle yaptı programını. 

Kemal Kılıçdaroğlu da ondan 6 km uzaktaki Genel Merkez’de, yüzlerle. 

Bu ilk raunttan Özel psikolojik üstünlüğü elde ederek çıktı. 

Özel’in mitingine 60'ın üzerindeki milletvekili katıldı. Murat Karayalçın, eski Genel Sekreter Önder Sav gibi eski tüfekler ve Mansur Yavaş gibi ağır toplar Özel’i tercih etti. 

Hatta Yavaş, Özel’den önce kürsüye çıktı. Mim konulması gereken, bütünleşik muhalefet vurgulu bir konuşma yaptı:

“Türkiye'nin ihtiyacı parçalanmış bir muhalefet değil, birbirinin varlık hakkına saygı duyan, ortak değerlerde buluşabilen, bütünleşik bir demokrasi anlayışıdır. CHP, en kısa zamanda yeniden kurultaya gitmelidir. Gelin, bu süreci ortak akılla yönetelim. Bırakın parti içinde bölünmeyi, tam tersine tüm muhalefeti bir araya getirecek çalışmaları başlatarak bu oyunu bozalım.”

Özel ise Kılıçdaroğlu’na meydan okumaya devam etti:

“Türkiye'de, iktidara yürüyen bir CHP değil, iktidarla yürüyen bir CHP istiyorlar. Size ant olsun ki iktidar yürüyüşünden asla vazgeçmeyeceğim.”

Özel, derhal kurultay çağrısını yinelerken özgüven sergiledi: 

“Son delegeyle, önceki delegeyle, daha önceki delegeyle, hangi delegeyle istiyorsanız derhal bir kurultay yapın, partiyi seçilmiş bir genel başkana kavuşturun. CHP atama kabul etmez…”

Özel gövde gösterisini son dönemde alışkanlık haline getirdiği gibi, “Beni seven, partisini seven, ülkesini seven arkamdan gelsin. Yürüyün arkadaşlar” diyerek sonlandırdı ve Anıtkabir’e yürüdü. 

Arkadaki desteği ölçmek için de, göstermek için de iyi bir yöntem. 

Güvenpark’tan aldığı moralle, genel merkez üzerindeki baskısını boşluk bırakmaksızın sürdürmeye başladı. 

MYK, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi başta olmak üzere döneminin tüm kurullarını devam ettirmeye koyuldu. 

Güvercin ve tezat

Aynı saatlerde CHP Genel Merkezi’nin dış cephesini ise Kılıçdaroğlu'nun, “Liyakat ve adalet” ve “Şimdi arınma zamanı” yazılı posterleri süsledi. Parti otobüsünde de “Türkiye için tertemiz bir başlangıç” sloganı giydirilmişti. 

Kılıçdaroğlu’nun yanında, Özel ile birlikte olanlarla kıyaslandığında dörtte bire tekabül eden milletvekili ya var ya yok gibiyse de sloganları iddialıydı: “Halkın umudu Kılıçdaroğlu” 

Kılıçdaroğlu’nun ağzından dökülen sözler ise uçurmaya çalıştığı beyaz güvercinlerle müthiş bir tezat oluşturuyordu. 

Arınma diye başladı, “Hesap soracağım” diye devam etti. “..Bu hesaplaşma kişisel değil, ahlakidir. Bizim kitabımızda arınma vardır. Ama bu arınma tasfiye değil, yeniden bir doğuştur..” dedi.

Gözünü iyiden iyiye kararttığının göstergesi ise içinde Fethullah Gülen Örgütü’nün ve özür kelimesinin bir arada geçtiği cümleleri oldu: