Yargı eliyle partinin başına Kemal Kılıçdaroğlu’nun atanmasıyla başlayan CHP iç savaşında üç hafta geride kaldı. 

Muharebede Özgür Özel’i destekleyenler şimdiye kadar toplumsal desteğin üzerinde sörf yaptı. Karşılığını da ihraçlar ve istifalar ile görmeye başladı.   

Kemal Kılıçdaroğlu ise kendisine yönelik tepkiyi umursamadan, gözüne inen perdeyle, elindeki kılıcı sakınmadan sallamaya devam ediyor. Kabul edilmek, onaylanmak, sayılmak için didinip dursa da derdini anlatmaktan aciz. 

Bu hafta Özel’in yakın dostu Manisa eski Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in ölüm yıldönümü anmasına gidecek olmasını fırsat bilip, Meclis’te grup toplantısı yapmaya kalktı mesela. 

Yapabileceğine ciddi ciddi inanmış, inandırılmış olmalı. Çünkü onu mikrofon başında gösteren bir görselle duyurusu yapıldı Meclis’te grup toplantısının.

Ama bununla Özel’i kışkırtmış oldu sadece. 

Özel, Manisa programını erteledi. 

Meclis grubunda Özel’den yana olan milletvekilleri çoğunlukta. Kılıçdaroğlu olur da kürsüye çıkabilirse boş sıralara konuştu olmasın diye, Meclis Başkanlığına bin kişilik ziyaretçi listesi gönderildi. 

Kurmayları çok iddialı cümleler kurdu, “Toplantıyı yapıyoruz” dedi. Kılıçdaroğlugiller, “Parti disiplinine uyulsun” hatırlatmaları da yaptı. Soyadının hakkını vereceğini duyurdu yani.

Meclis Başkanlığı ise tarafların Meclis’i de savaş alanına çevirebileceğini kestirerek, önce Meclis’e gelebilecek ziyaretçi sayısını sınırladı. ‘Baskın basanındır’ diyerek her iki tarafın yazdırdığı ziyaretçi sayısı yedi bini bulunca da ziyaretçi yasağı getirdi. 

Yavaş, Kılıçdaroğlu’na çıkış sundu

Atandıkları koltuğu korumak için pozisyonlarını güçlendirmeye çalışan Kılıçdaroğlu cephesi ve seçilerek geldikleri koltukları muhafaza etmek için varlarını yoklarını ortaya koyan Özel cephesi Meclis kapısının önünde karşı karşıya geldi. 

Biri ötekine ‘butlancı’ diye çıkıştı, öteki diğerine ‘pavyoncu’ diye karşılık verdi. 

Karşılıklı omuz atmalar yumruklaşmaya doğru ilerlerken devreye Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş girdi. Kılıçdaroğlu'na sosyal medya üzerinden sağduyu çağrısında bulundu:

“Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, siz, partimizin uzun yıllar Genel Başkanlığını yapmış, en zorlu dönemlerinde sorumluluk üstlenmiş önemli bir değerimizsiniz. Bugün yaşanan süreçte de milyonlarca CHP’li, sahip olduğunuz tecrübe ve devlet adamlığı birikimiyle sağduyulu bir yaklaşım göstermenizi beklemektedir. Partimizin kurumsal kimliğinin korunması, örgütlerimizin ve seçmenlerimizin daha fazla üzülmemesi, Meclis çatısı altında ve kamuoyu önünde istenmeyen görüntülerin oluşmaması hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu nedenle, CHP’nin birliği, kardeşlik hukuku ve geleceği adına atacağınız her yapıcı adımın toplumda karşılık bulacağına ve partimize güç katacağına inanıyorum. CHP hepimizin ortak evidir. Bu evin zarar görmemesi için göstereceğiniz hassasiyet, yalnızca partililerimiz tarafından değil, demokrasiye inanan tüm yurttaşlar tarafından da takdirle karşılanacaktır.”

İşini bilir Kılıçdaroğlu da sağduyuya kulak vermiş gibi yaptı. 

Yavaş’ın sosyal medyadan yaptığı çağrısını alıntıladı, “Mahkeme salonlarında da söyledim, bugün buradan bir kez daha ilan ediyorum: Topyekün halk ayaklanması çığırtkanlığı yaparak bu partinin öz evlatlarını birbirine düşman etmek isteyenler bilsin ki; o kirli emellere asla geçit vermeyeceğiz! İç karışıklık yaratma çabaları, sadece dış müdahale heveslilerine zemin hazırlar. Biz bu oyunu bozarız. Şimdi kavga değil, omuz omuza durma vaktidir. Bütün yol arkadaşlarımı, bu köklü çınarın evlatlarını sükunete ve akla davet ediyorum…” 

Kılıçdaroğlu elbette ‘Yine yenildim’ demeyecekti.

Ama en esaslısından bir yenilgi yaşadı. 

Partinin atanmış genel başkanı olarak ikinci girişiminde de Meclis’e giremedi, parti grubuna seslenemedi. 

‘Yıkılmadım ayaktayım’ demek için kitlesini genel merkeze çağırdı.

Koltuk sevdası olmadığına inandırmaya çalıştı bir kez daha. Sadece omuzlarına yüklenmiş tarihi bir sorumluluk olduğundan bahsetti. ‘Arınma’ diye çıktığı yoldan dönmeyeceğine ve hükümet adına çalışmadığına ikna etmeye çalıştı: 

“Kirli olanların tamamının işine son vereceğiz. Bu parti kirliliği kabul etmez. Bu parti devlet kuran, devlet inşa eden partidir. … Bana diyorlar ki 'sarayın adamı'. Ya arkadaş sen sarayı ne zaman eleştirdin ya? Beşli çetelerin üzerine ne zaman gittin? Bu milletin hakkını, hukukunu yiyen beşli çetelerden hesap sormazsam namerdim. İradesini parayla alıp satanlardan eğer bu partiyi kurtarmazsam namerdim. Ya arkadaş Erdoğan Meclis'e geldiğinde Kılıçdaroğlu mu kalktı, hizalandı? “

Eşikten zıplama

Kılıçdaroğlu’nun çıkamadığı Meclis kürsüsünden milletvekillerine seslenen Özel ise zafer elde etmiş gibi hissetmediğini söyledi. Allah’ın hakkı üç der gibiydi: 

“Tarihi bir eşikteyiz. Bu eşik artık geri dönülemez bir noktaya gelmiştir. Ümit ediyorum butlan kararından, partiye yapılan saldırıdan ve bugün burada cüret edilen meseleden sonra; bir aklı selim hâkim olur ve bu kritik eşik geri dönülmez bir şekilde aşılmaz.“

Özel’in uyarısı, Kılıçdaroğlu’nun şimdiye kadar yaptığı başarısız girişimleri yine kâr etmedi. 

Olanlar, daha fazla olacaklar için gerekçe üretmekten öte fayda sağlamadı.