En iyi arkadaşımla yemeğe çıkmıştık. “Farkında mısın? Bizden başka her masada oturan kadın estetikli.” dedi. Şöyle bir etrafıma baktım… Gerçekten de çoğunluğun burnu hokka ve kaşları yay gibi, dudakları dolgun, elmacık kemikleri çıkık, ciltleriyse bebek gibi taze ve gergindi. Sanki bir prototip vardı ve her yaştan kadın, birbirine daha çok benzemeye başlamıştı.

Peki başkalarının tercihlerini, görünüşlerini yargılama hakkımız var mı? Ne de olsa “anti-aging” çağındayız ve karşımıza çıkan binbir türlü güzellik, gençlik yöntemine kayıtsız kalmak imkânsız gibi. Üstelik estetik işlem yaptırmak artık yaş, cinsiyet, cinsel yönelim ve sınıftan bağımsız bir olgu. Farklı sosyoekonomik sınıflardan insanların yüzüne ve bedenine “yatırım” yapması gitgide normalleşti.

İyi de bu işin bir sınırı var mı? Çok ile az, doğal ile yapay, doğru ile yanlış estetik müdahale arasındaki fark kime göre, nasıl belirlenir? Kafamda bu sorular dönerken karşıma THY’nin kabin amirlerine “botoks, dolgu ve estetik yasağı” getirdiği haberi çıktı. Şirketin Mart ayındaki düzenlemesine göre, yüz hatlarını belirgin şekilde değiştiren estetik uygulamaların yanı sıra abartılı makyaj da yasak kapsamına alınmış. Neden? Kabin ekiplerinin “sade ve doğal” görünmesi isteniyormuş. 

Benzeri bir kısıtlamaya başka bir ülkede rastlamadım. Anlaşılan o ki kadınların nasıl görünmesi gerektiği, yine erkeklerin elinde şekilleniyor: Hem bakımlı, genç ve güzel olacak, hem de doğal ve sade olacaksın! 

Business Insider’da “Z Kuşağı’nın Yeni Statü Sembolü” başlığıyla yayımlanan bir yazıda, felsefe profesörü Heather Widdows şöyle diyor: 

“Bir kadın için paradoks şu ki, yaşlanıyormuş gibi görünmemelisiniz, ama aynı zamanda bunun için hiçbir şey yapmamalısınız da! Çözüm, ufak tefek dokunuşlar.” 

“Toparlama, gençleşme” yerine güzelleşme trendi

Bundan 15-20 yıl öncesine kadar estetik yaptırmak ünlülerin, zenginlerin tekelindeydi. Cerrahi estetik ve cerrahi olmayan (yani botoks, dolgu gibi) müdahalelere talep arttı ve daha ulaşılabilir hale geldi.

Uluslararası Estetik Plastik Cerrahi Derneği’nin (ISAPS) 2024 verilerine göre, son beş yılda cerrahi ve cerrahi olmayan estetik işlemlerdeki genel artış yüzde 40’ı buldu.

Bir dönem ISAPS Türkiye Genel Sekreterliğini üstlenen, deneyimli estetik cerrah Prof Dr. Akın Yücel’den 2025 raporunu değerlendirmesini istedik:

“Bu tablo bize rejuvenation’un yanı sıra beautification işlemlerinin de arttığını gösteriyor. Rejuvenation, sarkan bir yüzü veya kolu germe gibi toparlama, düzeltme ve gençleştirme ameliyatlarına verdiğimiz genel isim; beautification ise yapıldığı alanı daha çekici kılmak için uygulanan işlemlerdir. Bugüne dek örneğin göz kapağı ameliyatları ve yüz germeler rejuvenation sınıfındaydı ve genellikle 50 yaş üzerindeki hastalara uygulanırdı. Ancak günümüzde bu işlemlerde yaş sınırı oldukça düştü. Neredeyse 20'li yaşlarda artık yüz germe, şakak germe, kaş kaldırma, göz kapağı ameliyatları ve çene hattını belirginleştirmek için boyun germeler yapılıyor. Bu işlemleri yapanlar, ‘Bu kadar genç hastaya bu işlem yapılır mı?’ diyerek çok eleştirildi; ancak burada amaç gençleştirme değil, güzelleştirme.”

ISAPS’ın 2020 ile 2024 yılları verileri karşılaştırıldığında cerrahi işlemlerde %46,3, cerrahi olmayan işlemlerde ise %39,6’lık artışın bir sebebi, Covid19 salgınından kaynaklanmış olabilir. Bir önceki yıl (2023) ile kıyaslandığında cerrahi işlemlerde %6,7, cerrahi dışı işlemlerde ise %3,1’lik azalma söz konusu.