Biri koşuya 37 yaşında başlayan diyetisyen bir anne, biri yıllardır sporun içinde olan bir bankacı, diğeri ise disiplinli çalışmasıyla istikrar yakalayan bir satış sorumlusu…
Üç farklı hikâye, üç kendini koşuya adayan hayat ve üç şampiyonluk.
Yağmurun etkisiyle ağırlaşan parkur, yarışmacıları fiziksel olduğu kadar zihinsel olarak da test ederken farklı mesafelerde zirveye çıkan isimler aslında aynı soruya cevap arıyordu: Ne kadar devam edebilirim?
120K (kilometre), 61K ve 42K etaplarında birinciliğe ulaşan üç sporcu; farklı hayatlar, farklı meslekler ve farklı hikâyelerden gelseler de aynı noktada buluştu: vazgeçmemek.
Dünyada dayanıklılık sporu trendi giderek büyüyor. Doğal arazilerde yapılan patika yokuşu ya da trail olarak adlandırılan bu spor Türkiye’de de giderek popülerleşiyor.
Trail denilince Efes Ultra Maratonu da ilk akla gelen parkurlardan. Ancak Efes, bu yıl sadece zorlu parkurlarıyla değil, sporcuların sınırlarını zorlayan hikayeleriyle de dikkat çekiyor.
“40 yaşımdan önce maraton koşmalıyım”
120 kilometrelik parkurda kadınlar genel klasman birincisi olan diyetisyen Fatma Baysal Yusuf için bu yarış yalnızca fiziksel bir mücadele değildi. 40 yaşında, bir çocuk annesi olan Baysal, koşuyla tanışmasının hayatında bir kırılma yarattığını anlatıyor:
