Yaz aylarının en sıcak konularından biri, 2019’da Rusya’nın Türkiye’ye teslim ettiği S-400’lerin üçüncü bir ülkeye satışı konusuydu. NATO liderlerinin 7-8 Temmuz’da Ankara’da yaptığı zirvenin ardından Türkiye günlerce bu konuyu tartıştı. Hatta satışın gerçekleştiğini, açıklanmasının gün meselesi olduğunu yazanlar oldu. Kime satıldığı konusundaysa Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin adı geçiyordu.

Ama sonra konu gündemden düştü. Şimdiyse Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un, 26 Eylül’de New York’ta gazetecilere yaptığı açıklamalarla yeniden gündemde.
Lavrov, Türkiye’deki S-400’lerin üçüncü bir ülkeye satışı sorulduğunda, henüz böyle bir talebin kendilerine gelmediğini söyledi. Birtakım güvenceler almaları halinde, S-400 sistemlerinin başka bir ülkeye verilmesine hazır olduklarını belirtti. Ama önce satış için Rusya’nın onay vermesi gerektiğini hatırlattı:
“Türk dostlarımız, S-400 sistemlerinin, tam kapsamlı bir son kullanıcı sertifikasına uyulmasını öngören bir sözleşmeyle birlikte bir paket olarak teslim edildiğinin tamamen farkındalar. Sistemleri bir noktada kendi sınırlarının dışına transfer etmeye karar verirlerse, bunu bizim resmî onayımız olmadan yapamayacaklarını da biliyorlar.”
Rusya’nın şartı ne?
Lavrov, S-400’lerin gönderileceği ülkenin, Rusya Federasyonu ile dostane ilişkilere sahip olması gerektiğini söyledi. Satışa onay vermek için, sistemin gönderileceği ülkenin dışına çıkmayacağından emin olmak istedikleri anlattı:
“Bu kritik bir konu. Çünkü dünya genelinde Avrupalıların Afrika, Asya, Latin Amerika ülkelerinden ve Arap dünyasındaki ülkelerden silah satın aldığı çok sayıda bariz örnek yaşandı. Bu ülkeler, söz konusu silahların daha sonra başka bir yere aktarılmayacağına dair güvence imzalıyorlar. Ancak daha sonra bu silahların tamamını Ukrayna rejimine transfer ediyorlar. Dolayısıyla bize bir talep gelmesi ve bu tür ihlallerin yaşanmayacağına dair güvenceler almamız halinde, S-400 sistemlerinin başka bir ülkeye verilmesine hazırız.”
Trump NATO Zirvesi’nde ne demişti?
7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılan NATO Zirvesi’nde gözlerin üstünde olduğu konuk ABD Başkanı Donald Trump’tı. Trump’ın F-35’ler konusundaki mesajı merak ediliyordu. "Yaptırımları kaldıracağız. Dostlarımıza yaptırım uygulamak istemiyoruz," diyen Trump, Türkiye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan hep övgüyle bahsedip F-35 için de "Bunlar en iyi uçaklar. Herkes onları istiyor. Kime verileceğine karar vermemiz gerekiyor... Henüz nihai kararımı vermedim" dedi.
Zirvedeki basın toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da "ABD Başkanı Donald Trump, F-35 konusunda 'Kararımı henüz tamamen vermedim' dedi. Size tam olarak ne söyledi? Türkiye'nin F-35 alabilmesi için Amerikan yasalarına göre S-400'lere sahip olmaması gerekiyor. Türkiye, S-400'leri ne yapacak?" diye soruldu. Soruya cevap verirken "Bizi izlemeye devam edin," diyen Erdoğan, devamında şöyle konuştu:
"Trump, F-35'lerde olumlu bir yaklaşım içerisinde. F-35'ler teslim edildiğinde tüm dünya 'ABD sözünü tuttu' diyecek."
F-35’in verilebilmesi için Türkiye’den beklentilerini son dönemde en net belirten isimlerden ABD Büyükelçisi Tom Barrack da Aralık 2025’te füzelerin mülkiyeti konusuna şu ifadelerle vurgu yapmıştı:
"ABD yasalarına göre, Türkiye'nin F-35 programına geri dönmesi için S-400 sistemini artık kullanmaması ve sahip olmaması gerekiyor. Başkan Trump ve Başkan Erdoğan arasındaki olumlu ilişkiler, yeni bir işbirliği ortamı yaratmış ve bu da son on yılda bu konuda yaptığımız en verimli görüşmelere yol açmıştır. Umudumuz, bu görüşmelerin önümüzdeki aylarda hem Amerika Birleşik Devletleri'nin hem de Türkiye'nin güvenlik gereksinimlerini karşılayan bir dönüm noktası oluşturmasıdır."
Zorlu denklem: S-400
Türkiye, Rusya’dan S-400 Hava Savunma Sistemi almak için sözleşmeyi 11 Nisan 2017’de imzaladı. Sistem 2,5 milyar dolara satın alınmıştı. Sistemin ilk parçaları 12 Temmuz 2019’da Ankara’daki Mürted askerî üssüne gelmeye başladı.
O günden itibaren uçaklar peşi sıra Mürted’e indi, 15 Eylül 2019’a kadar iki bataryaya ait malzemenin gelişi tamamlandı. Her bir bataryada; bir adet 600 km menzilli arama radarı, bir adet angajman radarı, bir adet komuta kontrol aracı ve sekiz adet füze fırlatma aracı bulunuyordu. O gün MSB’nin yaptığı açıklama, şu cümleyle bitiyordu:
“Sistemin kurulum çalışmaları ve kullanıcı personelin eğitimleri devam etmektedir. Sistemin Nisan 2020’de faal hale getirilmesi planlanmaktadır.”
Ancak Nisan 2020’den bu yana altı yıldan fazla zaman geçti, S-400’lerin akıbeti hep meçhul kaldı.
ABD ile S-400 krizi
Türkiye’ye ihtiyacı olan hava savunma sistemlerini vermeyen, parasıyla bile satmayan Washington ise Rusya’dan S-400 alınınca sert tepki gösterdi. Daha Rusya’dan uçaklar peş peşe S-400’ün parçalarını taşırken, ABD Türkiye’yi beşinci nesil savaş uçağı programı F-35’ten çıkardı.
Washington, 14 Aralık 2019’da da Türkiye’ye CAATSA yaptırımları uygulamaya başladı.
CAATSA, İngilizce olarak “Countering America’s Adversaries Through Sanctions Act”in kısaltılmışı. Bunun Türkçe karşılığı, “Amerika’nın Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası”.
Yani Washington, NATO’daki müttefiki Türkiye’yi resmen “hasım” kategorisine almış oldu.
Şimdi ne olacak?
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 19 Eylül’de katıldığı NTV yayınında meselenin çözümü konusunda “yaratıcı fikirler” olduğunu söylemişti:
“Biliyorsunuz CAATSA yaptırımları bizim için, özellikle Savunma Sanayi Başkanlığımız için bir ayak bağı, bunu kaldırmaya uğraşıyoruz. Bunun başlamasına sebep olan bu S-400 meselesinin çözüm yolunda da birtakım yaratıcı fikirler var. Bunu karşılıklı iyi niyetle hayata geçirmeye çalışıyoruz, birtakım çözüm yollarını. İnşallah o konuda olumlu adımlar açacağız diye umut ediyorum.”
Meseleyi çözecek bu, “yaratıcı fikirlerin” ne olduğu bilinmiyor tabii. Lavrov’un son açıklamaları, Rusya’nın S-400’lerin satışına şartlı da olsa yeşil ışık yaktığı yönünde okunabilir.
