Ekrem İmamoğlu ile birlikte 107 kişinin tutuklu yargılandığı davanın dördüncü haftası da tamamlandı.

Davada ilk haftaya söz hakkı krizi, jandarmanın müdahalesi, polemikler; ikinci haftaya sekiz dakika süren ilk günkü duruşma, mahkeme salonunda yeni sınırlamalar, dört sanığın dikkat çeken ifadeleri damgasını vurmuştu. Üçüncü hafta ise daha sakindi. Dördüncü hafta ilk üç haftaya göre en kritiğiydi. Çünkü mahkeme, perşembe akşamı ara karar verip tutuklu sanıkların tahliyesiyle ilgili değerlendirme yapacaktı.

30 Mart Pazartesi sabahı, 106 tutuklu sanık, bu kritik hafta için salonda yerini aldı. Bir eksik vardı. O da davanın en kritik ismi Ekrem İmamoğlu’ydu.

Çünkü İmamoğlu’nun aynı anda iki davası vardı.

İBB davasıyla aynı gün “bilirkişi davası” da görülüyordu.

İmamoğlu, CHP’ye ve İBB’ye yönelik soruşturmalarda sürekli aynı bilirkişinin görevlendirildiğini açıklamıştı. Bu açıklamasıyla bilirkişiyi hedef gösterdiği gerekçesiyle hakkında dört yıla kadar hapsi isteniyordu.

İBB davası giriş katta, bilirkişi davası ise eksi ikinci kattaki salondaydı.

Ekrem İmamoğlu sabah önce yerin iki kat altındaki salonda görülen bilirkişi davasına katıldı.

30 Mart Pazartesi

İmamoğlu: “8 binin üzerinde bilirkişi arasından dört ayrı dosyada da aynı ismin atanma ihtimali matematiksel hesaplara sığmıyor.”

Öfkeli olduğu gözlenen İmamoğlu savunma yaptı.

Sert dille yaşananları eleştirdi:

“Sayısını ve konularını sıralamakta zorlandığım, hakkımda hukuksuzca açılan davalardan biri için buradayım. Tabiri caizse burada bugün bir 'Ekrem İmamoğlu mesaisi' yaşanıyor. Her köşe başında bir kumpas, her salonda bir pusu kurulmuş durumda. Bu mahkeme de başladığından beri yaşanan yargıç değişim süreçlerinden birine siz de muhatap oldunuz. Dolayısıyla bir ara yargıçla karşı karşıya gelinmişti, siz aslında üçüncü hâkim olarak burada bulunuyorsunuz.”

İmamoğlu, bilirkişinin “yalan ve iftirayla” kendisinin aleyhine rapor verdiğini söyledi:

“Bunu ben anlatmayacağım, dert yanmayacağım veya toplumu bu konuda bilgilendirmeyeceğim de ne yapacağım? Bu, benim en doğal hakkım. Hukuksuz yöntemlerle oluşturulmuş bu davaları tespit ettik. Özellikle beni ve Cumhuriyet Halk Partili belediyeleri hedef alan bu raporları kim yazmış diye baktığımızda hep aynı isim çıktı karşımıza: Satılmış Bey. Evet, Satılmış Bey. Böyle bir durumu eleştirdiğim için yargılanıyorum gerçekten bu absürt davada. İstanbul'da 8 binin üzerinde bilirkişi var. Çok enteresan; bu kadar kişi arasından dört ayrı dosyada da aynı ismin atanma ihtimali matematiksel hesaplara sığmıyor.”

Hakkındaki yargı sürecini de sert bir dille eleştirdi İmamoğlu:

“Cürmünüz kadar yer yakarsınız, cürmünüz kadar. Ben açıkça söylüyorum, öfkem çok büyük Sayın Hakim. Bu ülkede artık adil yargılamayı etkilemek, yargı içinde kurulan ilişkiler ağıyla gerçekleştiriliyor. Ve o ağın içinde yer alan herkes, kısa süre içinde terfi ediyor, Çağlayan'dan Ankara'ya transfer ediliyorlar. Önce hakim, sonra Adalet Bakan Yardımcısı yani siyasi bir görev. Sonra İstanbul'da Cumhuriyet Başsavcısı iken hakkımızdaki iftiranameleri zalimce hazırlayıp, Adalet Bakanı olarak ödüllendirilen bir bakan…”

İBB soruşturmasında gözaltına alındığında ifadesini alan savcının kendisine “Siz de cumhurbaşkanı olunca bizi yargılarsınız” dediği anları da anlattı:

“'Ekrem Başkan, sorgum bitti. Kusura bakmayın, ayaktayız. Yarın siz Cumhurbaşkanı olursunuz. Masanın bu tarafına geçersiniz. Ben de o tarafa geçerim. O zaman da siz bizi yargılarsınız.' Aynen laf bu! 'Neden yargılanacağınızı düşünüyorsunuz? Suç mu işliyorsunuz? Böyle mi düşünüyorsunuz? Nasıl bir soru bu Savcı Bey? Benim Cumhurbaşkanı olma hedefim, sizi yargılamak mı? Siz kim, biz kimiz? Neyin tarafıyız? Biz bu ülkeye adalet gelsin diye mücadele ediyoruz.' dedim kendisine. Bana bu ifadeleri kullanan savcı, şimdi Personel Genel Müdürü (Akın Gürlek tarafından Ankara’da bakanlıkta görevlendirildi) oldu.”

İmamoğlu, İBB soruşturmasını yürüttükten sonra Adalet Bakanı olan Akın Gürlek’i sert sözlerle hedef aldı:

“Efendim, kendi babası namaza gittiğinde camide kimse ona bir şey demesin! Çok üzüldüm. Ama evlatlar sinir krizi geçirsin, aileler sinir krizi geçirsin, anneler ağlasın... Öyle mi? Ailelerin namusu ve şerefiyle oynayan, hak ettiği muameleyi, günü geldiğinde adil yargının önünde görecek. Anayasal düzenle oynamanın ne olduğunu, kim varsa bu işin içinde; geçmişte de görmüştük karşılığını, gelecekte de görecek. Hem de bu yüce Türk adaletinin, yüce güzel kürsüdeki onurlu, namuslu hakimlerinin huzurunda.”

Bu sert savunmanın ardından duruşma ertelendi.

İmamoğlu’na duruşmadan hemen sonra yeni dava

İmamoğlu iki üst kattaki İBB davasına daha çıkmadan, duruşmadaki savunması nedeniyle hakkında soruşturma açıldı.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, “kamu görevlisine görevi nedeniyle hakaret ve tehdit” suçlamasıyla soruşturma açıldığını duyurdu.

İki üst kattaki salonda görülen İBB duruşmasına öğle saatlerinde katılabilen İmamoğlu söz aldı.

Bilirkişi davasından çıkar çıkmaz soruşturma açıldığı haberinin geldiğini hatırlattı ve duruşmaların canlı takip edilip edilmediğini sordu.

Ekrem İmamoğlu: Sayın Hâkimim, ben bir soru sormak istiyorum. Bu salondaki güvenliğimiz açısından bu soruyu sormak istiyorum. Sizin de bilginize ihtiyacım olduğu için. Çünkü burada yaşamadım ama bir başka salonda yaşadığım; salondan çıkarken avukatımla 5-10 dakika münazara yaptıktan sonra hakkımda bir tehdit ve hakaret davası açıldığını duydum. Ben burada konuşurken naklen mi izleniyoruz? Böyle bir dava açılabilir mi? Buna birinin hakkı var mıdır? Yani mahkemenin tutanağı çıkmadan…

Mahkeme Başkanı: Bu bizim sorunumuz olur mu?