Neden evde kalıyoruz?
Yok yok, öyle evde kalmak değil. Her şeyin eve teslim edilebildiği bir çağda kendimizi de eve teslim etmek anlamında evde kalmak. Peki neden bazılarımız dışarı çıkmak yerine evde olmayı tercih ediyor?
Dünya fani. Fayn’ın yaşam haberleri, günün ve gündemin ağırlığından sıyrılıp biraz soluk almak, eğlenmek, gülümsemek, kendi küçük evrenimizden çıkıp başka dünyaya ve kendimize biraz dışarıdan bakabilmek için hazırlanıyorlar.
Yok yok, öyle evde kalmak değil. Her şeyin eve teslim edilebildiği bir çağda kendimizi de eve teslim etmek anlamında evde kalmak. Peki neden bazılarımız dışarı çıkmak yerine evde olmayı tercih ediyor?
Dünyayı saran Labubular çağımıza dair ne söylüyor? Bir defa sevimli bir figür… Ama formülünde tuhaflık da var. Öngörülemezlik de var. Bir de keskin bir hâl var. “Ben bu gülüşten ibaret değilim” diye zın zın çalan bir müzik. Sürpriz kutular gibi… Labubu, tüm bu yönleriyle tam da bugünün fetişi.
2033’te 5,21 milyar dolarlık bir hacme ulaşması öngörülen ASMR piyasası hayatımıza girdiği günden beri büyümeye devam ediyor. Rahatlatıcı sesler ve görüntüleri kapsayan bu trendin arkasında ise yalnız ve izole bir toplumun yardım çığlığı yatıyor.
“Piremses” olmayan erkek istemenin bedeli, ilk etapta hürriyetin kaybı olabilir. Ama sonrası daha fena. Tarihle dalaşmayın. Piremses erkekleri zorbalamayı da bırakın. Yeterince zorbamız var.
Bir gün lazım olur korkusu, bir gün giyerim umudu, anısı var düşüncesi… Evlerimiz, bir yaşam alanı olmasının yanında bir çeşit “şeyler” deposu gibi. Eşyayla kurduğumuz bağları geçmiş ve gelecekle ilişkimiz nasıl şekillendiriyor?
Utanç ve suçluluk gibi toplumsal barışın sigortası olan duyguların eziklik sayıldığı, empatinin “cringe” görüldüğü bir çağdayız. Masaya yumruğu vuramayanı ezik, başkasının acısına eşlik edeni gülünç bulan narsisistik düzenin analizini Şule Öncü yazdı.