Bilim insanları, Dünya’nın çevresinde bulunan ve bugüne kadar “aşılmaz” olduğu düşünülen bir radyasyon sınırının güçlü bir güneş fırtınası sırasında aşıldığını keşfetti. Yeni araştırma, uzaydaki uyduların sanılandan daha büyük bir radyasyon riskiyle karşı karşıya olabileceğini gösteriyor.
Güneş fırtınaları, Güneş’ten uzaya yayılan yüksek enerjili parçacıkların ve manyetik alan değişimlerinin Dünya’nın manyetik alanını etkilemesiyle ortaya çıkıyor. Bu fırtınalar, uydu sistemlerinden GPS sinyallerine ve elektrik şebekelerine kadar pek çok teknolojiyi olumsuz etkileyebiliyor.
Mayıs 2024’te Dünya’yı etkileyen güçlü bir Güneş fırtınası, iki yıl sonra yeni bir bilimsel keşfe konu oldu. 26 Ekim’de Geophysical Research Letters dergisinde yayımlanan ve Newsweek’in haberleştirdiği araştırma, Dünya’nın çevresindeki “aşılmaz” sınırın sanıldığı kadar güvenli olmadığını ortaya koydu.
Fırtına sırasında, neredeyse ışık hızında hareket eden ve uydulara zarar verebilecek parçacıklar tespit edildi.
Üstelik bu parçacıkların bazıları, uyduların koruyucu kalkanlarını aşabilecek kadar yüksek enerji taşıyordu.
“Aşılamaz duvar” nasıl geçildi?
Dünya’nın manyetik alanı, uzaydaki yüksek enerjili parçacıkların bir bölümünü gezegenin çevresindeki iki kuşakta hapsediyor. Bunlara Van Allen radyasyon kuşakları deniyor.
Bilim insanları 2014 yılında, bu kuşaklardan dışta olanın iç sınırında yüksek enerjili elektronların geçmesini büyük ölçüde engelleyen bir bölge keşfetmişti.
Dünya’nın merkezinden yaklaşık 19 bin kilometre uzaklıktaki bu sınıra geçilmesi neredeyse imkansız görüldüğü için “aşılmaz duvar” adı verilmişti.
Ancak Mayıs 2024’teki Güneş fırtınası sırasında Japonya Uzay Araştırma Ajansı’nın Arase uzay aracı, bu sınırın Dünya’ya yakın tarafında çok sayıda yüksek enerjili elektron tespit etti.
Nagoya Üniversitesi öncülüğündeki araştırma, elektronların bariyeri dışarıdan geçmek yerine, içeride enerji kazanarak hızlanmış olabileceğini gösterdi.
Peki bu nasıl gerçekleşti?
Güneş fırtınası, Dünya’yı çevreleyen elektrik yüklü parçacıkların bulunduğu bölgenin dengesini bozdu. Bu durum, uzaydaki bazı elektromanyetik dalgaların elektronlara daha fazla enerji aktarmasına olanak sağladı. Böylece elektronlar ışık hızına yakın hızlara ulaştı.
Üstelik fırtınanın etkileri günlerce sürdü. Normalde yaklaşık iki günde toparlanan bölgedeki parçacık yoğunluğu, dört günden uzun süre düşük kaldı.
Uydular için yeni bir tehlike mi?
Bu keşif, Dünya’nın koruyucu manyetik alanının yok olduğu anlamına gelmiyor. Yeryüzündeki insanlar için de doğrudan bir tehlike oluşturmuyor.
Ancak uzaydaki uydular için durum farklı. Çok yüksek enerji taşıyan elektronlar, uyduların elektronik parçalarına zarar verebiliyor. Ayrıca elektrik üretmelerini sağlayan güneş panellerinin verimini düşürebiliyor.
Araştırmacılara göre bu keşif, Güneş fırtınalarının uzaydaki etkilerini daha iyi anlamamızı sağlayabilir. Böylece uyduların karşılaşabileceği tehlikeler önceden tahmin edilerek gerekli önlemler alınabilir.