Brezilya, 25 Ekim pazar günü unutulmaz bir siyasi geri dönüşe sahne oldu. İşçi Partili Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva, 4 Ekim’de yapılan başkanlık seçimlerinin ilk turunu rakibi Flávio Bolsonaro’nun gerisinde tamamlamasına rağmen, anketleri, tahminleri ve beklentileri altüst ederek ikinci turda yeniden başkan seçildi.
Bu, hapisten çıktıktan sonra 2022 seçimlerinde Jair Bolsonaro’yu yenerek iktidara dönen Lula için Bolsonaro ailesine karşı kazandığı ikinci büyük zafer oldu. Yenilen Flávio ise babasının izinden giderek ABD’ye kaçtı.
Bu seçim, yalnızca Brezilya’nın değil, Latin Amerika’nın ve hatta dünyanın geleceği açısından da büyük önem taşıyordu. Lula’nın beklentileri aşan zaferi, mafyatik bir yapılanma olan Bolsonaro “klanı” ve temsil ettiği aşırı sağın yasamadan sonra yürütmeye de hâkim olmasını engelledi. Aynı zamanda Latin Amerika’da son yıllarda yükselen iktidar karşıtı sağ dalgaya set çekti. Bölgenin en büyük iki ülkesi Meksika ve Brezilya’nın sol iktidarlar tarafından yönetilmeye devam etmesi, Trump yönetiminin Latin Amerika’daki nüfuzunu da sınırlayabilir. Belki de en önemlisi, yeni bir Bolsonaro iktidarının Amazon ormanları ve dolayısıyla iklim krizinin pençesindeki gezegen için oluşturacağı tehdit şimdilik bertaraf edilmiş oldu.
Bu muhteşem geri dönüş nasıl gerçekleşti, iki tur arasında ne değişti ve Brezilya’yı bundan sonra neler bekliyor?
Öncelikle bu yazıdan Türkiye için dersler çıkarmak isteyenlere bir hatırlatma: Lula’nın zaferi, sahada ve sosyal medyada etkili örgütlenmenin, siyasi ayrılıkları aşan geniş bir demokrasi cephesi oluşturmanın önemini bir kez daha gösteriyor. Ne var ki bu hikâye, tüm kusurlarına rağmen yargı bağımsızlığının, basın ve ifade özgürlüğünün büyük ölçüde korunduğu demokratik bir ortamda yaşandı. Türkiye gibi otokratik rejimlerde ise mücadelenin koşulları oldukça farklı.
Bolsonaro’nun erken zafer sarhoşluğu
4 Ekim’de yapılan ilk tur seçimleri, İşçi Partisi ve Brezilya solu açısından ağır bir yenilgiyle sonuçlanmıştı.
Flávio Bolsonaro, başkanlık yarışının ilk turunu Lula’nın önünde tamamlamakla kalmamış, federal ve eyalet meclisi seçimlerinde de Bolsonarocu adaylar önemli kazanımlar elde etmişti.
Bolsonaro’nun Liberal Partisi (PL), 1985’te demokrasiye dönüşten bu yana Senato’da görülen en büyük parti grubunu oluştururken, Temsilciler Meclisi’nde de açık ara en büyük parti konumuna yükselmişti. Bolsonaro ailesi de Senato’ya iki, Temsilciler Meclisi’ne iki üye göndermeyi başarmıştı.
Brezilya’nın yakın demokrasi tarihinde ilk turu önde tamamlayan hiçbir başkan adayının ikinci turda kaybetmemiş olmasının verdiği özgüvenle Flávio Bolsonaro, henüz seçilmeden zaferini ilan etmişçesine konuşmaya, yargıyı yeniden yapılandırmaktan ve anayasayı değiştirmekten söz etmeye başlamıştı.
