Hayatınızda sevdiğiniz bir kişiyle ilişkiniz varsa şanslısınız. Yoksa, sizi yüklü bir mesai bekliyor.
Tarihin hiçbir döneminde biriyle tanışıp flört etme seçenekleri bu kadar çeşitli ve kolay değildi. Dijital ortam sağolsun, aşık olacak birini bulmak ilk bakışta zor olmasa gerek.
Sonuçta dating uygulamaları yani tanışma uygulamaları bu talebin sonucunda doğdu.
Ancak mesele o kadar basit değil.
Hinge, Bumble, Tinder ve daha nicesi…
Seçenekler dünyasında doğru kişiyi bulma vaadiyle üyelikler satan ve algoritmalarını kullanıcıları sistemde tutmak üzere modifiye eden, kısacası kapitalizmin topluma yakıştırdığı eş bulma sistemi olan uygulamalar, çoğu kişinin ayak uydurduğu veya ayak uydurmak zorunda kaldığı bir trend.
Zira yüz yüze tanışmak eskisi kadar kolay değil. Özellikle büyük bir şehirde yaşıyorsanız. Artık müstakbel sevgilinizle tanışabileceğiniz ev partileri eskisi kadar sık düzenlenmiyor. İş ortamında flört genellikle yasak ve sıkıntılara gebe. Barda, kafede tanışmaya çalışsanız nasıl bir tepkiyle karşılaşacağınızı bilemiyorsunuz.
Zaten modern zamanlarda aşık olmak başlı başına mesai istiyor: Her gün aynı işe gitmek, yoğun bir günün ardından karnını doyurmak, işlerinin arasında kurslara zaman ayırmak ve yakın dostlarla görüşmek için haftalar önce randevu almak gibi…
Böyle bir ortamda başkalarıyla tanışmak için mesai harcayan 20’li yaşlarındaki insanlara sordum: Sen niye tanışma uygulamalarını kullanıyorsun?
Gerçekten işe yarıyorlar mı?
Hinge batağı
Hinge öyle iddialı bir uygulama ki sloganı “designed to be deleted” (silinmek üzere tasarlandı). Biriyle burada mutlaka tanışacağınızı ve uygulamaya artık ihtiyacınızın kalmayacağını ima ediyor.
“Biz uygulamadan tanışıp evlendik” diyenler var ancak çoğunluk için tablo hüsran dolu. Konuştuğum kişilerden ortak çıkarımım, bu uygulamanın arkadaş ortamında anlatılacak absürd “date” hikayeleri ve birkaç tanışıklıktan ibaret olduğu. Hatta bu işe kalkışanları da yıldırdığı…
Bu tabloya sebebiyet veren etkenlerden ilki, uygulamaların tek bir kişiye odaklanmak yerine bir sürü seçenek sunması ve böylece birini tanımak için yeterince özen gösterilmemesi, hep daha “iyisinin” peşinde koşulması…
Elini sallasan ellisi mi?
Dişi ağaç kurbağalarının, erkeklerden çok sayıda çiftleşme çağrısı aldıklarında eş seçiminde daha az başarılı olduklarını biliyor muydunuz?
Kafaları karışıyor ve hiçbir çağrıya cevap veremiyorlar.
2024 yılında Amerika’da yapılan bir araştırmada üç akademisyen, yüzlerce tanışma uygulaması kullanıcısını üç ay boyunca takip etti.
Sonuç?
Bu platformlarda flört edenlerin çoğunun duygusal tükenmişlik ve yetersizlik hissi yaşadıklarını saptadılar. Araştırmacılara göre bunun başlıca nedenleri, çok sayıda potansiyel eşleşme seçeneğinin olması ve flört etmenin artık yarı zamanlı bir iş kadar zaman alması. Konuştuğum dört kadın da buna benzer bir tükenmişlikten bahsederken, seçeneklerin çokluğunu doğruladı.
Hepsi, bir tanışma uygulamasına kayıt oldukları andan kısa bir süre sonra taliplerinin hızla biriktiğini söyledi. Nitekim kendi deneyimim de bu yönde.
24 yaşındaki bir kadın, iki yıl içinde 30 ila 35 date’e çıktığını söyledi.
Bir diğeri ise “Kadın olunca çok fazla beğeni geliyor. Uygulama seni içinde tutmak için algoritmasıyla saldırıyor ve uygun birini bulmak için mesai harcamam gerekiyor.”
Erkekler için durum aynı mı?
Erkeklerde ise bambaşka bir tablo var. Konuştuğum sekiz erkeğin tamamı, çok nadiren birileriyle eşleştiklerini söylüyor, söylemese de ima ediyor. Kadınların çok daha fazla opsiyonu olduğunu düşünüyorlar, kendilerinin mesaj kutularının ise bomboş olduğunu belirtiyorlar.
2020’de 70 tane akademik çalışmayı analiz eden bir derleme de kadınların erkeklere göre daha fazla ve daha hızlı bir şekilde eşleşme biriktirdiğini doğruluyor.
