Milattan Önce altıncı yüzyıl. Dönemin Yunan sözlü şairlerinin geçim yolu, akşam yemeği eğlenceleri düzenlemek.

Keoslu Simonides de onlardan biri. Ortada bir ziyafet masası, dört bir yanında çevrili konuklar, hararetli tartışmalar, gülüşmeler…

Hiçbiri biraz sonra yaşanacak felaketten haberdar değil. Simonides de öyle. 

Kısa bir süreliğine odadan ayrılıyor. Onun odayı terk etmesiyle ziyafet masasının üstündeki tavanın şiddetle çökmesi ve konukların tamamının hayatını kaybetmesi bir oluyor. 

Öyle ki cesetler tanınmaz hale geliyor ve aileleri cenazelerini almaya geldiğinde yakınlarını teşhis etmekte zorlanıyor. 

Bir felaketten ve ölümün kıyısından kıl payı kurtulan Simonides ise her bir konuğun oda içindeki fiziksel konumunu hatırlayarak cesetlerin kimliğini tek tek tespit ediyor. 

Rivayete göre Simonides, bu deneyimden yola çıkarak konuma dayalı hatırlama yöntemi olan “loci yöntemi”ni geliştiriyor. Bugün bu yöntem “hafıza sarayı” olarak da biliniyor ve temel hafıza teknikleri arasında en yaygın, etkili ve eski yöntem olarak hâlen kullanılıyor.

Bu çağda ezbere ihtiyacımız var mı?

Hafıza sarayının ortaya çıkışının üzerinden yaklaşık 26 yüzyıl geçti. Artık ezberimize o kadar da güvenmek zorunda değiliz. Bir Google aramasıyla, bir yapay zeka sorgusuyla her şeyi kolaylıkla bulabiliriz.